Muhterem Hocam, hidayette olduğunu zanneden insanlar var. Bir kişi, nasıl hidayette olduğuna emin olabilir?

Soru

Muhterem Hocam, hidayette olduğunu zanneden insanlar var. Bir kişi, nasıl hidayette olduğuna emin olabilir?

Cevap

"Sevgili kardeşlerim, A’râf Suresi’nin 30. ayet-i kerimesinde buyuruluyor ki:

7/ARÂF-30 Ferîkan hadâ ve ferîkan hakka aleyhimud dalâletu, innehumuttehazûş şeyâtîne evliyâe min dûnillâhi ve yahsebûne ennehum muhtedûn(muhtedûne). Bir kısmı hidayete erdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki onlar, Allah’tan başka şeytanları dostlar edindiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar.

Bir kısmı hidayete erdi, bir kısmı üzerine dalâlet hak oldu. Dalâlet üzerine hak olanlar kimler? Dalâlet üzerine hak olanlar Nahl 36'da şöyle buyurulur:

16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne). Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün).

“Biz bütün ümmetlere Allah’a kul olsunlar ve taguta kul olmaktan içtinap edinsinler (sakınsınlar) diye resûller beas ettik (gönderdik). Bir kısmı hidayete erdi, bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu.”

Başlangıçta herkes dalâlettedir. Ama bir insanın dalâlet üzerine hak olması, şu şekildedir: seçilmiştir, seçilmesine rağmen ölümüne kadar Allah’a ulaşmayı dilemiyor, kendisini taguta kul olmaktan kurtarmıyor, o zaman dalâlet üzerine hak oluyor.

DALÂLET VE AZAP SÖZÜ ÜZERLERİNE HAK OLANLAR

1. A‘RÂF-30 Bir kısmı hidayete erdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki onlar, Allah’tan başka şeytanları dostlar edindiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar.

2. NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu…

3. KASAS-63 Üzerlerine azap sözü hak olanlar: “Rabbimiz, azdırdıklarımız işte bunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan berî olduğumuzu (kurtulduğumuzu) Sana arz ederiz. Onlar, bize tapmıyorlardı (nefslerine uyuyorlardı).” dediler.

4. ZUMER-71 …Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin ayetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

İşte A’râf 30, işte Nahl 36 “azap sözü hak olması”, “dalâletin hak olması” ile eş değerdir. Bu insanlar dalâlette olmalarına rağmen kendilerini hidayette zannediyorlar.

Neden muhakkak ki onlar Allah’tan başka şeytanlara dost edinmişlerdir? Niye dost edinmişlerdir? Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için. Onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar. Hidayette zannedenler öyle. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma0