Muhterem Hocam, hidayette ve dalâlette olanların özellikleri nelerdir?
Soru
Muhterem Hocam, hidayette ve dalâlette olanların özellikleri nelerdir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, her dönemde insanların çoğunun gideceği yer cehennem.
Ve cehennemlikler, cehennemin kapılarından girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar. Zumer 71:
39/ZUMER-71 Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne). Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
“Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler ve oraya geldikleri zaman cehennem bekçileri, cehennem kapılarından girenlere soruyorlar: "Âyetleri size tilâvet eden resûller gelmedi mi?"…”
Hepsi itiraf ediyorlar: “Lâkin azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.”
Resûller hidayetle geldiği zaman, resûllerin davetini dikkate almayan, dünya hayatına dalanlar; onlar daveti kabul etmiyorlar.
Ve bu daveti kabul etmeyenler; Kur’ân âyetleriyle sağır, dilsiz ve kör olarak Allah onları değerlendiriyor.
İşte bir slaytımız var: “Sağır, dilsiz ve körler.”
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLANLAR 1. BAKARA-18: Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler. 2. BAKARA-171: (…Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler). 3. MÂİDE-71: …kör ve sağır (hakkı görmez ve işitmez) oldular. Sonra, Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan birçoğu kör ve sağır oldular… 4. EN'ÂM-39,40: Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırlardır, dilsizlerdir… … Allah’ın âyetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir… 5. EN'ÂM-46: …İşitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir? … 6. EN'ÂM-104,110: Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir... Ve onların fuad hassalarını ve basiretlerini evvelce O’na inanmadıkları ilk zamanki hallerine çeviririz… 7. A‘RÂF-64: … Ve âyetlerimizi yalanlayanları boğduk. Muhakkak ki; onlar âmâ (kör) bir kavim oldular. 8. A‘RÂF-100: … Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılmaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi. 9. A‘RÂF-179: … Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler… 10. ENFÂL-21: İşitmedikleri halde “işittik” gibi olmayın diyenleri… 11. ENFÂL-22: Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yürüyen) hayvanların en şerlisi (kötüsü) akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir. 12. ENFÂL-31: … “Biz işittik. Şayet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de söylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.” 13. HÛD-24: İki toplumun durumu, âmâ ve sağır ile gören (basar hassası çalışan) ve işitenin (sem’î hassası çalışan) durumu (örneği) gibidir. 14. NAHL-108: İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfildirler.
Evet, başlangıç noktasında herkes sağır, dilsiz ve kör. Ama onu sağır, dilsiz ve körlükten kurtarmak üzere resûl hidayetle geliyor.
Hidayeti dilerse, Allahû Tealâ onların kör olan gözlerini açacak, sağır olan kulaklarını açacak, dilsiz olan dillerini açıp konuşturacak. Ama dilemiyorlar.
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLMAYANLAR 1. BAKARA-285: …Ve "İşittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır…” 2. ÂLİ İMRÂN-193: …Muhakkak ki biz, “Rabbiniz’e âmenû olun” diye îmâna davet eden davetçiyi işittik, böylece îmân ettik… 3. MÂİDE-83: …Ve Resûl’e indirilen (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, … 4. EN’ÂM-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder... 5. YÛNUS-67: Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette âyetler vardır. 6. NAHL-78: …Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrak etme hassası (sahibi) kıldı… 7. NÛR-51: …Allah’a ve Resûl’üne davet edildikleri zaman mü’minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir… 8. FURKÂN-73: …Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman onlara (âyetlere) karşı kör ve sağır olmazlar. 9. NEML-81: Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin… 10. RÛM-53: Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îman edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır. 11. SECDE-15: Fakat Bizim âyetlerimize îmân edenler (âmenû olanlar) onlardır ki, (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve onlar kibirlenmezler. 12. MULK-23: De ki: “Sizi inşa eden (yoktan yaratan yaratıp var eden) ve size işitme, görme ve idrak etme hassalarını veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz? 13. CİNN-13: Ve gerçekten biz, hidayeti işittiğimiz zaman O’na îmân ettik. Artık kim Rabbine îmân ederse, bundan sonra hakkının yitirilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz. 14. İNSÂN-2: Muhakkak Biz, insanı (ilk hücrenin) birleşimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple işitici ve görücü kıldık.
İşte kör, sağır ve dilsiz olmayanlar; onlar hidayeti dileyenlerdir. Kör, sağır ve dilsiz olanlar; onlar da hidayet karşısında dalâleti seçenlerdir.
Zaten başlangıç noktası herkes dalâlette ve bu dalâlette olanlar, eğer hidayeti dilemezlerse, Allah onları dalâlette bırakıyor.
O dalâlette kalanlar, bu slaytta gösterilen âyetler mücibince; onlar sağır, dilsiz ve körlerdir.
Cehennemliklerin bir özelliği de nedir? Cehennemliklerin bir özelliği; hepsi kör, sağır ve dilsizlerden oluşuyor.
Allahû Tealâ, Mulk Suresinin 8, 9, 10. âyet-i kerimesinde:
67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun). (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
“Size nezir gelmedi mi?”
Her resûl bir nezirdir.
67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin). Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
Onlar da itiraf ediyorlar: “Geldi. Ama biz onları yalanladık. Allah bir şey indirmemiştir dedik.”
67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri). Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
“Ve eğer onları işitseydik ve akletseydik.”
İşte bir insanın işitip akledebilmesi, mutlaka Allah’a ulaşmayı (hidayeti) dilemesine bağlı. İşte hidayetle resûl geliyor. Ya hidayeti diliyorlar; gören, işiten ve idrak edenlerden oluyorlar veya hidayeti dilemiyorlar; o zaman sağır, dilsiz ve kör olarak hayatlarına devam ediyorlar ve onların üzerine azap sözü hak oluyor. Cehennem hak oluyor.