Muhterem Hocam, Hz. Nuh’tan günümüze dek insanların yine yozlaştığı söylenebilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, Hz. Nuh’tan günümüze dek insanların yine yozlaştığı söylenebilir mi?
Cevap
Evet. Hûd suresinin 48. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
11/HÛD-48: Kîle yâ nûhuhbıt bi selâmin minnâ ve berekâtin aleyke ve alâ umemin mimmen meâk(meâke), ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minnâ azâbun elîm(elîmun).
(Şöyle) denildi: “Ey Nuh, sana ve seninle beraber olan ümmetlere (toplumlara) Bizden bir selâmetle, bereketlerle in! Ve (bazı) ümmetler (olacak ki), onları metalandıracağız (faydalandıracağız). Sonra onlara Bizden elîm (acı) azap dokunacak.”
Gerçekten de 10 âyet-i kerime gereğince mürşidine tâbî olmayanlar Nuh’un gemisinde yer almayacaklardır.
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisi'ne ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhâri, İ’tisam 2.
“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer.” buyurdu.
Bunun üzerine: "Ey Allah’ın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki?" denildi.
Peygamber Efendimiz: “Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir.” buyurdu.
Mürşide tâbî olmayanlar 10 âyet gereği dalâlette olanlardır.
Hz. Nuh öyle bir devirde yaşamıştır ki gemisiyle beraber kurtulanların hepsi felâha ermiştir. Ama onlardan türeyecek olan yeni nesiller için Allahû Tealâ aynı garantiyi vermemiştir. ve onların %90'dan fazlası gemiyle kurtulmayacaktır. Eğer insanlar Allah’ın emirlerini hiçe sayarsa yozlaşmak mukadderdir. Yozlaşmanın temel faktörü dalâlettir. Allah’ın davetçilerine tâbî olunmadığı sürece dalâlette kalmak kaçınılmazdır. Evet yozlaşmanın esas sebebi dalâlettir.
Başlangıç noktasında 7 âyet gereğince herkes dalâlettedir.
BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE
1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.
2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.
4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.
5. Şûrâ-52: … sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …
6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
7. Duhâ-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.
Ve 7 grup âyet gereğince de dalâlet olanların gideceği yer cehennemdir.
DALÂLETTE OLANLARIN GİDECEĞİ YER CEHENNEM
1. NİSÂ-167 Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar, uzak bir dalâletle sapmışlardır.
NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri, Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.
NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır…
2. A’RÂF-178 Allah kimi hidayete erdirirse artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır.
MU’MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
3. A’RÂF-179 Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler İşte onlar, onlar gâfillerdir.
4. İSRÂ-97 Ve Allah, kimi (Kendisine) ulaştırırsa, artık o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onlar için O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın. Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzüstü (sürünerek) haşrederiz. Onların me’vası cehennemdir….
5. FURKÂN-34 Cehenneme yüzleri üstü haşredilenler (toplananlar), işte onlar, gideceği mekânı şerli olanlar ve sebîlden sapanlar (dalâlette kalanlar)dır.
6. YÂSÎN-62 Ve andolsun ki sizden birçoklarını dalâlette bıraktı. Hâlâ akıl etmez misiniz?
YÂSÎN-63 Size vaadedilmiş olan cehennem (işte) budur.
7. KAMER-47 Muhakkak ki mücrimler (suçlular), dalâlet ve çılgınlık içindedir.
Ama dalâletten kurtulup hidayete adım atmak asıldır. Çünkü dalâlette olanların gideceği yer cehennemdir. Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: "Dalâlette olanlar dinde fırkalara ayrılanlardır. Benim ümmetim dalâlette birleşmez."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbni Mace: Kitabu-11 Fiten, 8. Babu-s' Sevadi-1' Azam, No. 3950.
"Ümmetim dalâlet üzerinde birleşmez."
O zaman birleşmenin adresi, dalâletin zıttı olan hidayettir. Gerçekten de Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Muslim - Riyadussalihin s.137
“– Ey insanlar! Hepiniz dalalettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.
– Ey insanlar! Hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Nimetlendirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi nimetlendireyim.
– Ey kullarım, ben zulmü kendime haram kıldım, sizin aranızda da zulmü haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyiniz.”
Öyleyse neyi dileyeceğiz? Ruhumuzu dünya hayatında Allah'a ulaştırmayı dileyeceğiz. Biz insanlar hepimiz Allah’a muhtacız. Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi Devrin İmamı'dır. Ve Devrin imamı'nı temsil eden kavim resûlleri ve mürşidler de Allah’a ulaşmanın vasıtalarıdır.
Kim Allah’a ulaşmayı diler, Allah’ın hacet namazıyla gösterdiği mürşide ulaşır ve tâbî olursa, devrin imamının ruhu başının üzerinde yer alır. O zaman da onlar hidayete erenlerdir, hidayete erecek olanlardır. Onlar sıratı mustakîm üzerinde olanlardır.
Yani 'Hidayet' bir kurtuluştur. 'Dalâlet' ise azaptır. Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemez ve Allah’ın davetçilerine tâbî olmazsa dalâlette kalmak kaçınılmazdır.