Muhterem Hocam, içinde gerçekten pişmanlık olan bir insan günahlardan vazgeçmemesi durumunda ne yapılmalı açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, içinde gerçekten pişmanlık olan bir insan günahlardan vazgeçmemesi durumunda ne yapılmalı açıklar mısınız?

Cevap

Zikrini artıracak sevgili kardeşlerim. Günahlar, nefsin talebiyle; şeytanın da etkisiyle, yanlış karar verilmesi noktasında gerçekleşiyor.

Âli İmrân Suresinin 64. âyeti kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-64 Kul yâ ehlel kitâbi teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beynekum ellâ na’bude illâllâhe ve lâ nuşrike bihî şey’en ve lâ yettehize ba’dunâ ba’den erbâben min dûnillâh(dûnillâhi), fe in tevellev fe kûlûşhedû bi ennâ muslimûn(muslimûne).

De ki: “Ey Kitab Ehli! Sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye (Tevhit sözüne) geliniz. Allah’tan başkasına kul olmayalım ve O’na hiçbir şeyi şirk (ortak) koşmayalım ve bir kısmımız, bazılarını, Allah’tan başka Rab’ler edinmesinler.” Bundan sonra eğer dönerlerse, o zaman; “Bizim müslüman olduğumuza (teslim olduğumuza) şahit olun” deyiniz.

“Ey Kitab Ehli! Gelin sizinle bizim aramızda müsavi (aynı) olan bir kelimeye. Allah'tan başkasına kul olmayalım. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'tan başkasını da Rab edinmeyelim. Eğer yüz çevirirlerse şahit olun.”

Öyleyse sevgili kardeşlerim, vazifemiz; Allah'tan başkasına kul olmamak, O’na hiçbir şey ortak koşmamak ve bazımız, bazımızı Rab edinmemek.

Olmuş mu böyle olaylar? Evet, Allahû Tealâ Tevbe Suresinin 30. âyet-i kerimesinde; irşad makamındaki Üzeyir (A.S)’la, İsa (A.S)’ı Rab edinmişler.

9/TEVBE-30 Ve kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârâl mesîhubnullâh(mesîhubnullâhi) zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kablu kâtelehumullâh(kâtelehumullâhu) ennâ yu'fekûn(yu'fekûne).

Ve yahudiler: “Üzeyir Allah’ın oğludur.” dediler ve nasraniler: “Mesih Allah’ın oğludur.” dediler. Onların ağızlarıyla söylediği bu sözler, daha önce inkâr eden kimselerin sözlerine benziyor. Allah onları öldürsün. Nasıl da döndürülüyorlar.

”Üzeyir (A.S) Allah’ın oğludur. Hz İsa (A.S) Allah’ın oğludur.”

“Yahudiler, ”Üzeyir (A.S) Allah’ın oğludur." dediler. Nasraniler, "Mesih Allah’ın oğludur.” dediler. (Bunlar) ağızlarıyla söylediği bu sözler, daha önce inkâr eden kimselerin sözlerine benziyor. Allah onları öldürsün. Nasıl da döndürülüyorlar.”

9/TEVBE-31 İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi vel mesîhabne meryem(meryeme), ve mâ umirû illâ li ya'budû ilâhen (a(vâhiden),lâ ilâhe illâ huve, subhânehu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).

Onlar, ahbarları (din adamlarını) ve ruhbanları (rahipleri) ve Meryem oğlu Mesih’i Allah’tan başka Rab’ler edindiler. Tek bir ilâha kul olmalarından başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilâh yoktur. (Onların) şirk koştukları şeylerden O (Allah), münezzehtir.

“Allah'tan gayri ahbarı ve ruhbanları Rab ediniyorlar. Meryem oğlu İsa (A.S) ile yahudilerden ahbar ve ruhbanları Rab ediniyorlar. Halbuki Allah'tan başkasına kul olmayalım. Allah'tan başka ilâh yoktur. O şirk koşulanlardan münezzehtir.”

Allah'a kul olmak, O’na hiçbir şey ortak koşmamak.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne buyuruyor? Buyuruyor ki: İslâm nedir ey Allah’ın Resûlü (S.A.V)?

İslâm nedir? “İslâm, Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak, namazı ikâme ve farz kılınmış zekâtı eda etmek ve oruç tutmandır.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Îmân, 37.

Ebû Hureyre (R.A) şöyle anlatmaktadır:

“Bir gün Nebîler Sultanı Peygamberimiz (S.A.V) insanların yanına çıkmış, aralarında oturuyordu. Bir kişi geldi:

“–Îmân nedir?” diye sordu.

Nebîler Sultanı Peygamberimiz (S.A.V):

“–Îmân, Allah’a, meleklerine, Allah’a mülâki olmaya, resûllerine ve öldükten sonra tekrar dirilmeye îmân etmendir.” buyurdular.

“–Ya İslâm nedir?”

“–İslâm, Allah’a kulluk edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı ikame ve farz kılınmış zekâtı eda etmen ve oruç tutmandır.”

“–Ya ihsan nedir?”

“–Allah’a sanki O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Eğer sen Allah’ı görmüyorsan şüphesiz O seni görür.”

“–Kıyâmet ne zaman?”

“–Bu meselede sorulan, sorandan daha âlim değildir. Ancak sana onun alâmetlerini haber vereyim: Ne zaman cariye, sahibini yani efendisini doğurur, kim oldukları belirsiz siyah deve çobanları yüksek binalar kurmakta birbirleriyle yarışa çıkarlarsa kıyâmet iyice yaklaşmış demektir. Kıyâmetin tam olarak vakti, Allah’tan başka kimsenin bilemediği beş husustan biridir.”

Bu cevaplardan sonra gelen kişi arkasına dönüp gitti. Nebîler Sultanı Peygamberimiz (S.A.V):

“–Onu geri çağırın!” buyurdular. Ancak ashab-ı kiram bütün aramalarına rağmen kimseyi göremediler.

Bunun üzerine Nebîler Sultanı Peygamberimiz (S.A.V):

“–O Cibril (A.S) idi. İnsanlara dinlerini öğretmek için geldi.” buyurdular.

Allah’a kul olmak. Allah’tan başkasına kul olmamak. O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak.

İşte, içinde gerçekten pişmanlık olan bir insanın günahlardan vazgeçememesi; günahı bize işlettiren afetlerdir, afetlere tesir eden de şeytandır.

Ama biz Allah’a ulaşmayı dileyip mürşid önünde tövbe ettikten sonra, gün be gün zikrimizi artırırsak, günün birinde kalbimizdeki afetlerin zayıflamasıyla artık onların hükmü kalmayacak ve yavaş yavaş o günahlardan biz tamamen temizlenmiş olacağız.

Hedef, devam edebilmek. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0