Muhterem Hocam, ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakkul yakîn hangi safhalarda gerçekleşir?

Soru

Muhterem Hocam, ilmel yakîn, aynel yakîn ve hakkul yakîn hangi safhalarda gerçekleşir?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, ilmel yakîn, ruhunu Allah’a teslim eden herkes için Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’in lafzî mânâsını kendisine verdiği kişilerin hak ettiği bir ilimdir. Kur’ân’ın bir lafzî mânâsı ve 7 ruhu var. Lafzî mânâ, yani meal, Kur’ân’ın mealleri, Allah’ın idrak ettirdiği meal, o ruhun Allah’a teslimiyle kişi elde eder.

Eğer tüm insanların Kur’ân’la röntgenini çekecek olursak, Kur’ân Allah’ın ilmidir, Kur’ân’la röntgenini çekecek, filmini alacak olursak 3 grup insanla karşılaşıyoruz. Cahiller, ilim verilenler ve ilim sahipleri. Cahiller, davet kendisine ulaşmasına rağmen, ilim kendilerine verilmesine rağmen Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.

İşte Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), sahâbesiyle birlikte sohbette insanlara Kur’ân ilmini vermek istiyor. Muhammed Suresinin 16. âyet-i kerimesinde:

47/MUHAMMED – 16 Ve minhum men yestemiu ileyke, hattâ izâ harecû min indike kâlû lillezîne ûtûl ilme mâzâ kâle ânifâ(ânifen), ulâikellezîne tabaallâhu alâ kulûbihim vettebeû ehvâehum.

Ve seni dinleyenlerden bir kısmı, senin yanından çıktıkları zaman, kendilerine ilim verilenlere: “Biraz önce (O) ne dedi?” dediler. İşte onlar, Allah’ın kalplerini mühürledikleri kişilerdir ve onlar hevalarına tâbî olanlardır.

Şimdi 2 grup insan Peygamber Efendimiz’i (S.A.V) dinlemiş. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Efendimiz ikisine de ilim vermek istemiş ama bazıları kalplerinde dünya, zihinlerinde dünya olması hasebiyle dünyayı istedikleri için Resûlullah’a gerekli önemi vermemişler. Davetini kabul etmemişler. Allah’a ulaşmayı dilememişler. Ve sohbetin bitiminden sonra o daveti kabul etmeyen, ulaşmayı dilemeyen o insanlar, ulaşmayı dileyen ilim verilenlere diyorlar ki: “Biraz önce bu ne söyledi?” İşte Allahû Tealâ diyor ki Allah onların kalplerini tab ediyor ve onlar nefslerinin 19 afetine tâbî oluyorlar. Öyleyse her devirde bu cahiller var.

Hz. Ömer’in ifadesiyle: “Şaşarım bu insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor.” Davet kendisine ulaşıyor. Daveti kabul etmiyor. “Şaşarım bu insana ki dünyayı biliyor, şeytanı biliyor, ona itaat ediyor. Şaşarım bu insana ki dünyayı biliyor, ona meylediyor.”

Bu muvazeneden baktığımız zaman görüyoruz ki her devirde kesinlikle ilim tüm insanlara verilmek isteniyor. Ama bazı insanlar, %90’dan fazlası, ilim kendilerine verilmesine rağmen almıyorlar. Ulaşmayı dilemiyorlar. Ulaşmayı dilemeyen herkes şeytana itaat ediyor. Şeytana itaat eden herkes dünyanın peşinden koşuyor. Dünyaya meylediyor. Ve böylece bu dünyada huzursuz, mutsuz; ahiret hayatında gideceği yer cehennem.

Ama bu dünyada mutluluğu yaşamak istiyorsa ne yapması lâzım? Kalben Allah’a ulaşmayı dilemesi ve Allahû Tealâ’nın Kur’ân-ı Kerim’de vazettiği vazifeleri bihakkın yerine getirerek hem bu dünyada mutlu yaşaması hem de ahirette en üst seviyede cennette yerini almasıdır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20263 dk okuma0