Muhterem Hocam, imtihanın hayra dönüşmesinde nasıl bir yol takip etmeliyiz? Bu durumda idrak ile zikir arasında bir ilişki var mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, imtihanın hayra dönüşmesinde nasıl bir yol takip etmeliyiz? Bu durumda idrak ile zikir arasında bir ilişki var mıdır?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, nefs var olduğu sürece her zaman imtihandayız. Ama imtihanın hayra dönüşmesi konusunda Resûlullah (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Evvela susmayı öğrenin, sonra hilmi öğrenin, sonra ilmi öğrenin, sonra ilimle amel etmeyi öğrenin, sonra ilmi yaymayı öğrenin.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Beyhaki, Şuabu’l-İman, 3/282.

"(Evvela) susmayı öğrenin,

sonra hilmi öğrenin,

sonra ilim öğrenin,

sonra o ilimle amel etmeyi öğrenin,

sonra da (o ilmi) yayın."

İşte bu noktada, insan her zaman sosyal bir varlıktır, başka insanlarla birlikte yaşar ve mutlaka kişinin nefsi vardır. Başka insanların davranışları, nefsin afetlerini negatif istikamette tetiklediği için o kişi öfkelenir, kızar, susmaz, bağırır, çağırır. Ama imtihanda olduğunu bilen bir insan, imtihan salonunda nasıl öğretmen “Bu noktadan itibaren kimse kimseyle konuşmasın, sussun!” diyorsa, o zaman kişi susmayı öğrenecek.

Dışımızdaki insanlar bize karşı iki türlü davranabilirler: Ruhun talebi istikametinde davranırlar, hayır işlerler, biz bir faydaya ulaşırız. Nefsin istikametinde davranırlar, şerr işlerler, biz onların şerrinin tesiri altında derecat kazanırız.

Öyleyse dışımızdaki insanların bize kaybettirmeleri mümkün değil. Bize kaybettirecek olan sadece bizim kendi nefsimizdir. Eğer biz susmayı öğrenebilirsek, eğer biz hilmi öğrenebilirsek, o zaman herkese Allah’ın Kutsal Kitaplarda bildirdiği ilmi evvela öğrenmemiz, yaşamamız ve öğretmemiz lâzım. Allahû Tealâ’nın dizaynı budur inşaallah. İşte bu şekildeki bir imtihan hayra dönüşür.

Hayatın bir imtihan olduğunu, bu dünya hayatının bir imtihan olduğunu Allahû Tealâ, hem Enfâl Suresi 28. âyet-i kerimede, hem de Teğâbün Suresi 15. âyet-i kerimede açıklıyor:

8/ENFÂL-28: Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).

Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitne fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki; O'nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır.

"Mallarınız ve evlatlarınız birer fitnedir.”

64/TEGÂBUN-15: İnnemâ emvalukum ve evlâdukum fitneh(fitnetun), vallâhu indehû ecrun azîm(azîmun).

Oysa sizin mallarınız ve evlâtlarınız fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki, ecrun azîm (en büyük mükâfat) O'nun indindedir (katındadır).

"Mallarınız ve evlâtlarınız fitnedir."

Kehf Suresi 46. âyet-i kerimede:

18/KEHF-46: El mâlu vel benûne zînetul hayâtid dunyâ, vel bâkıyâtus sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun emelâ(emelen).

Mal ve çocuklar dünya hayatının ziynetidir (süsüdür). Bâki (kalıcı) olan salih ameller (nefsi ıslâh edici ameller), sevap olarak ve emel (ümit) olarak, Rabbinin katında daha hayırlıdır.

“Mal ve evlâtlar dünya hayatıdır.”

Öyleyse mal ve evlatlar dünya hayatıysa, mal ve çocuklar fitneyse, o zaman dünya hayatı bir imtihan, fitnedir ve bu imtihanın hayra dönüşmesi zikirle mümkündür. Zikredeceğiz, zikredeceğiz, zikredeceğiz, inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20262 dk okuma1