Muhterem Hocam, insanı diğer mahluklardan üstün kılan şey Allah’ın ruhunu taşıyor olmamız. Günümüz inancında, ruh bedenden çıkarsa insan ölür, diyorlar ama baktığımızda hayvanlarda

Soru

Muhterem Hocam, insanı diğer mahluklardan üstün kılan şey Allah’ın ruhunu taşıyor olmamız. Günümüz inancında, ruh bedenden çıkarsa insan ölür, diyorlar ama baktığımızda hayvanlarda da ruh olmamasına rağmen canlılar, yaşıyorlar. İnsanı hayatta tutan şey nedir?

Cevap

İşte tabii sevgili kardeşlerim, hani Efendimiz şöyle buyuruyor: Bir deli bir kuyuya bir taş atmış, ne yapmış kırk akıllı çıkaramamış. Birisi böyle bir şey söylemiş, diğeri de incelememiş.

Mesela şu anda Efendimiz’in sohbetlerine dikkat ederseniz, dinlerseniz en çok din adamlarından yakındığı şey ne? “Niye incelemiyorsunuz?” İnceleyin, inceleyin. Bizim söylediklerimizin her harfini a’dan z’ye kadar inceleyin, tahkik edin. Ya biz yalan söylüyoruz veya biz doğru söylüyoruz. Her iki hâlde de sizin ne yapmanız lâzım? İncelemeniz lâzım, analiz etmeniz lâzım.

Ve aynı şeyi daha söylüyor: Siz incelerseniz zaten yanımızda yer alacaksınız. Bu kadar basit. Yani sizin başka bir yere gitmeniz mümkün değil. Mesela az evvel söylediğiniz gibi “Ben niye Resûl’ün dediğini kabul edeyim?” Güzel de sevgili kardeşim, şimdi sen kiminkini kabul etmişsin? Sen şeytanınkini kabul etmişsin, farkında değilsin.

Eskiden söylerlerdi, tabii Efendimiz’in açıklamasından sonra anladım. Abdülkadir Geylânî Hazretleri böyle ilim meclislerinde birisi de gelmiş ona nasihatte bulunmuş. Aynı o şekilde karşı çıkmış: “Niye ben senin dediğini yapayım, hiç de sana inanmıyorum ve gidiyorum.” Arkasından demiş ki: “Benim dediğimi kabul etmesen domuzlarınkini kabul edeceksin.”

Hakikaten yıllar sonra Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin sözü tecelli etmiş. Domuzların çobanı olmuş. Domuzlar çok doğurgan varlıklar, çok doğurunca bütün yavruları birisini almış şuraya, öbürünü almış öbürüne, birini de kafasının üzerine koymuş, taşımış. O sırada “Ya diyor, Abdülkadir Geylânî Hazretleri bana böyle söylemişti.” O yavruları orada bırakıyor ve hemen kime koşuyor? Abdülkadir Geylânî Hazretleri’ne koşuyor.

Öyleyse sevgili kardeşlerim, hani bir gün Bursa’ya giderseniz Tezveren Baba’da duvar kenarında şöyle yazıyordu, ben tabii idrak edemiyordum: “Ben Sana Mecburum.” Hepimiz de kime mecburuz? Evet, sevgili kardeşlerim, başka bir seçeneğimiz yok.

Ben Sana Mecburum. Öyleyse mecburuz Allah’a ulaşmayı dilemeye, mecburuz mürşidimize tâbî olmaya, mecburuz. Biz ruhumuzu teslim… Allah ne dediyse onların hepsine biz mecburuz. Çünkü bunları yaptığımız zaman kim için yapıyoruz? Mutluluğumuz için, hayatımız için, huzur için, herşeyin güzelliği için bunları yapıyoruz. herşey çok güzel.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20262 dk okuma0