İnsanlar kardeşlik duygusunu sahâbe gibi neden yaşamıyorlar?
Soru
İnsanlar kardeşlik duygusunu sahâbe gibi neden yaşamıyorlar?
Cevap
Allah’ın yolu sevmeyi, kardeşliği ifade eder ama bütün insanlar hayata nefsinin kalbinde %100 afetlerle başlarlar ve sık sık yanlış davranışlarda bulunurlar. Böylece kardeş olamazlar. Ruhta 19 tane haslet, nefste 19 tane afet. Akıl ruhun talebine uyarsa Allah’a kul olur, Allah’a dost olur. Akıl nefsin talebine uyarsa şeytana kul olur, şeytana dost olur. Başlangıç noktasında şeytan nefsin afetlerine %100 tesir ettiği için denge nefs ve şeytanın lehine bozulmuş durumda.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
Ne zaman ki Allah’ın katından Allahû Tealâ mürşid gönderir de hidayet gelir, o hidayetçi Allah’a davet ettiğinde iblis devreye girerek insanların daveti kabul etmelerine mâni oluyor. A’râf 16’da “Senin Sıratı Mustakîm’ine oturacağım.” demekle insanların Allah’a ulaşmayı dilemesine mâni oluyor.
7/A’RÂF-16
Kâle fe bimâ agveytenî le ak’udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin'e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
Allah da “Hepiniz toptan Allah’ın ipine, Sıratı Mustakîm’e sarılın.” Allah, Sıratı Mustakîm’de olmamızı, Allah’a ulaşmayı dilememizi; iblis de bu dileğe mâni olarak dilemememizi söylüyor. Sonuçta serbest irade sahibi kişi tercihini yapacak.
Hz. Ömer (R.A.)
""Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir.""
Hidayetçiyle Allah onu Kendisine davet ediyor, daveti kabul etmiyor, isyan ediyor. “Şaşarım o insana ki şeytanı biliyor ama itaat ediyor.” Şeytan kendisinin düşmanı olmasına rağmen farkında olmadan şeytan o kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesine mâni oluyor ve o kişi kendi düşüncesi zannediyor. Diyor ki: “Tamam, ruh insana hayat verir. Ruh vücuttan çıkınca kişi ölür. Ancak ölümle insan ruhu Allah’a ulaşır. Dünya hayatında ruhun Allah’a ulaşması yok.” Yani iblis onu kendinin söylediğine inandırıyor.
Ve “Şaşarım o insana ki dünyayı biliyor, ona meylediyor.” Her kötülüğün başı dünya sevgisi olmasına rağmen iblis allem ediyor, kallem ediyor ve dünyayı cazip gösteriyor. Sahâbenin bu kadar başarılı olması, bu zamanda insanların hedefe bir türlü ulaşamamaları onların îmân bütünlüğünden, bizlerin ise henüz îmânda eksik olmamızdan kaynaklanıyor.
Allah’ın emri buysa ve buna muhalefet ediyorsanız o zaman “Fırkalara ayrılmayın.” emrine isyan etmiş olursunuz. Onun ağır bir cezası vardır. Bunun vebali bütün insanların, inananların üzerindedir. Âli İmrân suresinin 119. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
3/ÂLİ İMRÂN-119
Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Sebe 20’de:
34/SEBE-20
Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mu’minîn(mu’minîne).
Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
En’âm 153’te ise:
6/EN’ÂM-153
Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûhu, ve lâ tettebiûs subule fe teferraka bikum an sebîlihi, zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Dinde insanları fırkalara ayıran iblis ve avanesidir. Nisâ 167, 168, 169’da:
4/NİSÂ-167
İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.
4/NİSÂ-168
İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).
Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
4/NİSÂ-169
İllâ tarîka cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
İşte yaratılışta Allahû Tealâ emanet olan ruhu hayattayken sahibi olan Allah’a ulaştırmamızı istiyor ve bu yönde mürşidlerini gönderiyor, hidayetçileri gönderiyor. Hidayetçiler de 7 safha davetle hep insanları Allah’a davet ediyorlar. Daveti kabul edenler Sıratı Mustakîm’de yerlerini alıyor. Daveti kabul etmeyenler, onlar gayy yolunun üzerinde şeytanın kulu ve şeytanın dostu oluyorlar.