İnsanların Allah’a yaklaşmaları için nasıl bir yol izlemeleri lâzım?
Soru
İnsanların Allah’a yaklaşmaları için nasıl bir yol izlemeleri lâzım?
Cevap
Allahû Tealâ bütün insanlardan tek bir dilek istiyor. Çünkü geri kalanını Allah gerçekleştiriyor. Bakara 256’da:
2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).
Dinde zorlama yoktur. İrşad yolu (hidayet yolu, Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem’î’dir, Alîm’dir.
İrşad yolunun davetçisi mürşidler, gayy yolunun davetçisi de şeytan ve avanesidir. İbrâhîm 22’de her iki davet de insanlara ulaşıyor. İş olup bittikten sonra şeytan der ki:
14/İBRÂHÎM-22
Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe vaadekum va’del hakkı ve vaadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrihiyy(musrihiyye), innî kefertu bi mâ eşraktumûni min kabl(kablu), innez zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Tebliği kabul edenler, tebliğe duyarsız kalanlar ve karşı çıkanlar. Dinde zorlama yok. Hiç kimse kimseyi ne rüşd yoluna zorla ulaştırabilir ne de gayy yoluna zorla ulaştırabilir. Her ikisinde de zorlayan kişi değil, zorlanan kişinin kendi iradesi hüküm verecektir.
Hangi konuda olursa olsun başkalarını ikna etmeniz hedef değildir ama başkalarına doğruyu söylemeniz hedeftir. Evet, demek ki konu ne olursa olsun başkalarını ikna etmeniz hedef değildir ama başkalarına doğruyu söylememiz hedeftir.
Tebliğ, diyelim ki diyorsunuz ki: “Allah’a ulaşmayı dilemek farzdır.” Ama kişi dilemiyor. Sizin tebliğinize rağmen bunu yapmıyorsa bu sizi üzmemeli. Onu unutmayın. O ikna ettiğiniz veya edemeyeceğiniz kişiler kendi hesaplarını Allah’a kendileri ödeyeceklerdir.
Öyleyse tebliğe muhatap olan insanlar, dediğim gibi, daveti kabul edenler, tebliği kabul edenler, duyarsız kalanlar ve karşı çıkanlar, üç gruba ayrılıyor. Tabiî duyarsız kalanların hassalarına engeller koyuyor, karşı çıkanların uzuvlarına.
Allah razı olsun.