Muhterem Hocam, insanların dinde kardeş olmaları nasıl gerçekleşir?

Soru

Muhterem Hocam, insanların dinde kardeş olmaları nasıl gerçekleşir?

Cevap

Sahâbe bu konuda dünyadaki en büyük örneklerden birisini oluşturuyor. Allah kalplerini telif edene kadar sahâbe birbirinin can düşmanıydı. Allahû Tealâ, Âli İmrân suresinin 103. âyet-i kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-103

Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

Evvelâ Allahû Tealâ hepsinin Allah’ın ipine sarılmasını istiyor ki bu Allah’ın ipi Sıratı Mustakîm. “Dinde fırkalara ayrılmayın.” İşte ama sonra can dostları oldular. Kalplerinin telif edilmesi mutlaka tâbiiyete bağlı bir husustur. Kalplerinin telif edilmesi, kardeş olmak, tâbiiyetle gerçekleşir. Böyle bir dizaynda devrinin imamının ruhu bir sebeptir ama bütün bunları gerçekleştiren muhakkak ki Allah’tır. Sahâbenin arasındaki o dostluk, Allah’ın kalplerini birleştirmesinden vücuda geldi. Din kardeşleri oldular.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Edeb, 57, 62.

“Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!”

Gerçekten tâbiiyetle gerçekleşen bu kardeşliği, Allahû Tealâ Hucurât suresinin 9 ve 10. âyet-i kerimelerine baktığımız zaman şunu görüyoruz:

49/HUCURÂT-9

Ve in tâifetâni minel mû’mînînektetelû fe aslihû beyne humâ, fe in begat ihdâhumâ alel uhrâ fe kâtilûlletî tebgî hattâ tefîe ilâ emrillâh(emrillâhi), fe in fâet fe aslihû beynehumâ bil adli ve aksitû, innallâhe yuhıbbul muksitîn(muksitîne).

Ve eğer mü’minlerden iki grup savaşırlarsa, o zaman ikisinin arasını düzeltin. Fakat, eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa, o taktirde saldıran grupla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Bundan sonra eğer dönerse, böylece ikisinin arasını adaletle düzeltin, (onlara) adil davranın (diğerine zulmetmeyin). Muhakkak ki Allah, adaletle davrananları sever.

49/HUCURÂT-10

İnnemel mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn(turhamûne).

Mü’minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah’a karşı takva sahibi olun. Umulur ki, böylece siz rahmet olunursunuz.

Öyleyse birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Öte yandan Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizi Huccetü’l İslâm İmam Gazali, İhya’u Ulumi’d-dîn, 3. cilt, s. 425

“Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir.

Allah’a yemin ederim ki îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe îmân etmiş olamazsınız.

Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayın…”

O halde Allahû Tealâ açıkça dinde kardeşler olmamızı buyuruyor ki dinde kardeşlik tâbiiyetle gerçekleşir. Allahû Tealâ, Enfâl suresinin 63. âyet-i kerimesinde diyor ki:

8/ENFÂL-63

Ve ellefe beyne kulûbihim, lev enfakte mâ fîl ardı cemîan mâ ellefte beyne kulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehum, innehu azîzun hakîm(hakîmun).

Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birleştirdi. Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infâk etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. Ve lâkin Allah, onların arasını birleştirdi. Muhakkak ki O; Azîz’dir, Hakîm’dir.

Öyleyse bir dünyayı harcasın, iki kişinin kalbini telif etmek mümkün değil ama Allahû Tealâ dilediğinin kalbini telif ediyor. Dilediği kişi kim? Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenlerin kalbini telif ediyor. İşte kişi kalpten ulaşmayı diliyor, Allahû Tealâ onu mürşidine ulaştırıyor. Öbür tarafta kardeşi kalpten Allah’a ulaşmayı diliyor, onu da mürşide ulaştırıyor. Ve mürşide tâbî olanların başlarının üzerinde aynı ruh var: Devrin imamının ruhu.

İşte başlarının üzerinde devrin imamının ruhu var, kalplerine de Allahû Tealâ îmânı yazmış ve böylece mü’minler olarak kardeşler olmuşlar. Ve Allahû Tealâ bizi uyarıyor, diyor ki: “Mü’minler kardeştir. Mü’minlerin arasını, kardeşlerinizin arasını ıslah edin.” diyor, görev veriyor. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20264 dk okuma0