Muhterem Hocam, insanların doğuştan iman sahibi olmayıp küfür içerisinde olduklarını Kuran-ı Kerim ışığın da açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, insanların doğuştan iman sahibi olmayıp küfür içerisinde olduklarını Kuran-ı Kerim ışığın da açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, gayet basit. İki tane âyet-i kerime var.

Bir tanesi Ahzâb Suresi 72. âyet-i kerimesi.

33/AHZÂB-72 İnnâ aradnâl emânete alâs semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).

Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

Bakın, nefs’ten bahsediyor. Nefsin iki afetinden bahsediyor: 'zalûmen cehûlen'. Şimdi insan zalim ve cahil olduğuna göre, bu zalimlik ve cehalet iki afetten bahseden insanlar sadece zalim ve cahil değil; on dokuz afet vardır. Bu on dokuz afetten bir tanesi de küfürdür. Birinci şey bu. İkincisi, Allahû Tealâ Nahl Suresi’nin 78. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

16/NAHL-78 Vallâhu ahracekum min butûni ummehâtikum lâ ta’lemûne şey’en ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’idete leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Ve Allah, sizi bir şey bilmiyor halde annelerinizin karnından çıkardı. Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrak etme hassası (sahibi) kıldı. Umulur ki; böylece şükredersiniz.

Allahû Tealâ: "Sizi hiçbir şey bilmiyor hâlde annelerinizin karnından çıkardı." Bir kere daha cahil olduğumuzu, hiçbir şey bilmediğimizi ve diğer afetlerin de varlığını bize söylüyor. Daha bunun gibi birçok afetin geçtiği âyetlere baktığımız zaman, bu afetlerin tamamen bizde %100 hükümferma olduğunu gösteriyor.

İşte bu afetlerin hepsi hükümferma ise başlangıç noktasında biz annemizin karnından hiçbir şey bilmeden dünyaya geliyoruz. Yani cahiliz. O zaman her cahil insan, nefsin afetlerine tâbî olduğu zaman kendisine zulmeden, aynı zamanda sosyal bir varlık olması hasebiyle başkalarına da zulmeden bir yapıdadır.

Yetmez. Başka bir âyet-i kerimede Allahû Tealâ Tâhâ Suresi 123. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki:

20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Öyleyse Allah hidâyeti kime gönderiyor? Dalâlette olan insanlara gönderiyor. Bak, ulaşmayı dileyenler dalâlette kalmaz ve cehennemliklerden olmaz. Öyleyse buradan da başlangıçta bütün insanlar dalâlettedir. Yedi âyet-i kerime, insanların dalâlette olduğunu buyuruyor. Yedi âyet-i kerime başlangıç noktasında herkesin dalâlette olduğunu söylüyor.

BAŞLANGIÇTA HERKES DALÂLETTE

1. Bakara-198: … Ve sizi hidayete erdirdiği şekilde siz de O’nu zikredin. Ve siz ondan (hidayetten) önce ise, elbette dalâlette kalanlardandınız.

2. Âli İmrân-164: … (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir.

Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

3. En’âm-77: Ay’ı doğarken görünce: “Benim Rabbim bu.” dedi. Fakat kaybolunca: “Eğer Rabbim beni hidayete erdirmezse, mutlaka dalâletteki kavimden olurum.” dedi.

4. Şuarâ-20: Musa (A.S): “Onu yaptığım zaman ben, dalâlette olanlardandım.” dedi.

5. Şûrâ-52: … sana emrimizden bir ruh (Kur’ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. …

6. Cuma-2: … O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye, onlara Kitab’ı ve hikmeti öğretir. Ve

daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

7. Duha-7: Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.

Bütün bunlar bize insanların doğuştan îmân sahibi olmayıp küfür içinde olduklarını açıkça ifade ediyor. Bakara Suresi 6. âyet-i kerimesinde de buyuruluyor ki:

2/BAKARA-6 İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne).

Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü’min olmazlar.

Öyleyse Allah Resûlü kimi uyarıyor? “Sen kimler için uyarıcısın?” diyor. Ulaşmayı dilemeyenler için, küfürde olanlar için, şirk olanlar için. Ama kimler için müjdecisin? Ulaşmayı dileyenler için.

Bütün âyetler bize şunu söylüyor: Başlangıçta herkes âyetlerden gâfildir, bilmiyor; herkes küfürde, herkes şirk’te, dalâlette; sağır, dilsiz ve kör; fıskta; şeytanın kulu, dostu. Bütün olumsuzluklar söz konusudur. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20264 dk okuma0