Muhterem Hocam, insanların kendi kendine yaptığı tövbeler onları Allah’a ulaştırır mı?
Soru
Muhterem Hocam, insanların kendi kendine yaptığı tövbeler onları Allah’a ulaştırır mı?
Cevap
Hayır. Fâtır Suresinin 5. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “Ey insanlar! Allah’ın vaadi haktır. Dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Ve sakın iblis de sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.”
35/FÂTIR - 5
Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
Dünya hayatının kendisini aldattığı insanlar, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Yûnus Suresinin 7 ve 8. âyet-i kerimesinde onlar Bize ulaşmayı dilemezler. Dünya hayatından razıdırlar. İşte bu dünya hayatının aldattığı insanlar, onlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenler.
10/YÛNUS - 7
İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS - 8
Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Her kimi dünya hayatı aldatmışsa aynı zamanda iblis de onu Allah’ın affına güvendirerek aldatmıştır. Bu kaçınılmazdır. Onun için Hz. Ömer: “Şaşarım o insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor. Şaşarım o insana ki dünyayı biliyor ama ona meylediyor. Şaşarım o insana ki şeytanı biliyor ama ona itaat ediyor.”
Hz. Ömer (R.A)
"Beni en çok şaşırtan şey Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir."
Evet, Allah’ı bilip isyan etmek, şeytanı bilip itaat etmek ve dünyayı bilip ona meyletmek.
Zümer 53’te “Ey nefslerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.”
39/ZUMER - 53
Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).
De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderen)."
Günah işlemek herkes için geçerli olan bir şey. Günahın arkasından duyulan pişmanlık hissinin kişiyi götüreceği yer tövbedir tabii. Ama bir kişinin günah işledikten sonra tövbe etmesi hâlinde Allah’ın affedeceğine dair bir garantisi söz konusu değildir.
Bir insanı cehennem karanlıklarından cennetin aydınlıklarına ulaştıracak olan tövbe, mürşid önünde yapılan tövbedir. Bu tövbeyi gerçekleştirmek Allah’a ulaşmayı dilemeye bağlıdır.
İncil, Elçilerin İşleri 3:19-20: “Öyleyse günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve Allah’a dönün. Öyle ki Rab size yenilenme fırsatı versin. Sizin için önceden belirlenen Mesih’i, yani İsa’yı göndersin.”
Tevrat, Daniel 12:3: “Bilgeler gökkubbe gibi, birçoklarını doğruluğa döndürenler yıldızlar gibi sonsuza dek parlayacak.”
Allah razı olsun.