"İnsanların zamanı doğru değerlendirmedikleri" söylenebilir mi?
Soru
"İnsanların zamanı doğru değerlendirmedikleri" söylenebilir mi?
Cevap
Elbette. Allah katında en kıymetli hazine zamandır. Altın, gümüş, para falan değil. Zamandır. İsteseniz de istemeseniz de 24 saatlik zamanı mütemadiyen kullanıyorsunuz. Zamanı en güzel değerlendirmek, zikirle geçirmektir. Dünyada yapılacak olan bir işiniz varsa, o işi yaparken de içinizden Allah’ın ismini tekrar ederek yapabilirsiniz.
Allahû Tealâ’nın büyük bir ni’metine sahip olduğumuzu kesinlikle zikirle anlayabiliriz. Allahû Tealâ’nın söylediğini hiç unutmayın. "Sakın o insanlar gibi zikre başladıktan sonra, aradan çok uzun zaman geçip de zikirden vazgeçip kalpleri kararanlar gibi olmayın." Hadîs-i şerifte:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi, Zühd 59, (2405).
“Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedamet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedamet duyar.”
Ölen muhsin, ihsan sahibi, hayır ehli, salih bir kişi ise bu hâlini daha fazla artıramamış olduğuna; şayet kötü bir kişiyse kötülükten vazgeçerek hâlini ıslah etmediğine pişman olur. Dolayısıyla eğer olay buysa, mutlak surette vaktimizi zikir ile geçirmemiz, Allah’ın en üstteki emrini yerine getirmiş oluruz. Zikir de farz, çok zikir de farz, daimî zikir de farz. Yani, hayatımızın her saniyesinde Allahû Tealâ’yı zikretmeliyiz. Zikir varsa, şeytan bizim kölemizdir. Ama Zuhrûf 36’da:
43/ZUHRÛF-36 Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).
Ve kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.
Zikrin olduğu yerde Allah var. Ama zikirsizliğin olduğu yerde şeytan var.