Muhterem Hocam, İslâm’da istişarenin önemi nedir? Bizlere açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm’da istişarenin önemi nedir? Bizlere açıklar mısınız?
Cevap
İslâm’da istişare, Kur'ân-ı Kerim’in bir farzıdır. Allah Teala, Şûrâ Suresinin 38. ve 39. âyetlerinde bakın ne buyuruyor:
42/ŞÛRÂ-38 Vellezînestacâbû li rabbihim ve ekâmus salâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ rezaknâhum yunfikûn(yunfikûne). Ve onlar, Rab’lerine icabet ederler ve namazı kılarlar. Ve onlar, işlerini aralarında toplanıp istişare ederler. Ve onları rızıklandırdığımız şeylerden infâk ederler.
42/ŞÛRÂ-39 Vellezîne izâ esâbehumul bagyuhum yentesırûn(yentesırûne). Ve onlar, kendilerine bir saldırı isabet ettiği zaman yardımlaşırlar.
Öyleyse bu insanlar, mü’minlerdir. Davete icabet eden, mürşidlerine tabi olanlar, ama aynı zamanda istişare ederler. Halk arasında bir söz var, kelamıkibar nevinden ifade ediliyor: "Danışan dağları aşmış, danışmayan düz yoldan şaşmış."
Şûrâ, istişare; karşı tarafın gönlünü almaktır. Zaten Yunus da ne diyor: “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik.” Eğer istişare karşı tarafın gönlünü almaksa, Allah Teala da gönül yapmayı bize vazife olarak verdiyse, o zaman bizim işlerimizin kendi aramızda istişare ile olmasını biz sağlık veririz. Ama istişarede her zaman sonuca ulaşmak mümkün değil. Fakat bu istişareden sonuca ulaşmadık diye velvele kopartmak da gerekli değil. Derhal Nisâ 59. âyet-i kerimesine ve Enfâl 46’ya göre konuyu Allah ve Resul’ü’ne arz edeceğiz. Arz ettiğimiz zaman mutlaka çözüme ulaşılır.
8/ENFÂL-46 Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne). Allah’a ve O’nun Resul’üne itaat edin, niza etmeyin (anlaşmazlığa düşmeyin), yoksa zayıf düşersiniz ve kuvvetiniz (elinizden) gider. Sabredin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
4/NİSÂ-59 Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen). Ey âmenû olanlar (îmân edenler)! Allah’a ve Resul’e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin. Bundan sonra eğer bir hususta ihtilâfa düşerseniz, o taktirde Allah’a ve ahiret gününe îmân ediyorsanız, onu Allah’a ve Resul’üne götürün. Bu daha hayırlıdır ve tevîl (yorum) bakımından en güzelidir.
Allah Teala, Âli İmrân Suresinin 159. âyet-i kerimesinde Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) zamanındaki, bir olaydan bahsediyor:
3/ÂLİ İMRÂN-159 Fe bimâ rahmetin minallâhi linte lehum, ve lev kunte fazzan galîzal kalbi lenfaddû min havlike, fa’fu anhum vestagfir lehum ve şâvirhum fîl emr(emri), fe izâ azamte fe tevekkel alâllâh(alâllâhi), innallâhe yuhibbul mutevekkilîn(mutevekkilîne). O zaman, Allah'tan bir rahmet sebebiyle onlara yumuşak davrandın. Ve eğer sen, kaba, katı yürekli olsaydın, mutlaka senin etrafından dağılırlardı. Artık onları affet ve onlar için mağfiret dile ve işler konusunda onlarla muşavere et (danış). Azmettiğin zaman, artık Allah'a tevekkül et. Muhakkak ki Allah, tevekkül edenleri (Allah’a güvenenleri) sever.
“Eğer diyor, onlara karşı katı yürekli olsaydın senin etrafından dağılıp giderlerdi. Sen onlara yumuşak davrandın ve onlarla işlerini, onlar arasında istişare et, müşavere et, danış. Ama son noktada kararı, Bizden iste. Benim emrimi yerine getir.”
Öyleyse istişare, mutlaka başvurulması gereken bir durumdur. Resulullah (S.A.V) Efendimiz’in hadisinde ne diyor: “Âdemoğlunun şekâvet sebeplerinden bir tanesi, istişareyi terk etmesi ve kesinlikle nefsine tabi olmasıdır.”
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Tirmizî, Kader 15, (2152). "Ademoğlunun saadet (sebep)lerinden biri de Allahû Teâlâ’nın hükmettiğine rıza göstermesidir. Şekâvet (sebep)lerinden biri de Allahû Teâlâ’ya istihareyi terk etmesidir. Keza şekâvet (sebep)lerinden bir diğeri de Allah’ın hükmettiğine razı olmamasıdır."
İşte Âdemoğlunun saadet sebeplerinden bir tanesi, Allah’ın hükmüne razı olmak. Şekâvet sebeplerinden, yani mutsuzluk sebeplerinden bir tanesi, istihareyi terketmesi ve ne yapması: Allah’ın hükmüne razı olmamasıdır.
Öyleyse sevgili kardeşlerim… Her şey çok mu güzel, yoksa sizlere de öyle geliyor mu? Hamd eder, şükrederiz. Bütün suallerin cevabı, son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim’de. İnsanlar hangi suali sorarsa sorsunlar cevabı bu kitapta olması hasebiyle, biz onların suallerini Kur’ân âyetleriyle açıkladığımız zaman hem bizler için mutluluk vesilesi, hem de karşı tarafta dinleyenler için…
Hepimiz sahabe ve Resulullah’ın izinden, ayak izinden giderek, onların yolunu izleyerek, onların yaptıklarını yaparak, sünnetine ittibâ ederek bu dünyada huzur ve mutluluğu yaşayabiliriz.