Muhterem Hocam, İslâm’ın şartı kaçtır? Tam olarak anlayamadım. Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, İslâm’ın şartı kaçtır? Tam olarak anlayamadım. Açıklar mısınız?
Cevap
İslâm’ın şartı 7’dir. İnsanlar 5 biliyor. Biz Kur’ân-ı Kerim’in bütününe baktığımız zaman 7. Neden 7? Neden 5 değil? 5, sadece vasıta emirleri muhtevasına alıyor. Bugün o 5 vasıta emrini yerine getiren hiç kimse mutlu değil. “5 vasıta emirle ben mutluyum.” diyen kişi bize gelsin. Nasıl mutlu olduğunu bize açıklasın. Mutlu değil. Çünkü İslâm’ın 5 şartı içerisinde zikir yok. Ama Allahû Tealâ diyor ki:
13/RA’D-28: Ellezîne âmenû ve tatmainnu kulûbuhum bi zikrillâh(zikrillâhi) e lâ bi zikrillâhi tatmainnul kulûb(kulûbu).
Onlar, âmenûdurlar ve kalpleri, Allah’ı zikretmekle mutmain olmuştur. Kalpler ancak; Allah’ı zikretmekle mutmain olur, öyle değil mi?
Kalpler neyle mutmain olur? Zikirle. İslâm’ın 5 şartının içinde zikir yoksa o zaman o kişi mutlu olabilir mi? Ama İslâm’ın hedefi de mutluluk. Hani “İslâm, Tasavvuf ve Mutluluk”. A’dan Z’ye kadar dinin tek gayesi mutlu olmak. Hepimiz neyi arıyoruz? Fıtratımızın gereği.
Dikkat ederseniz şu dünya hayatında yapageldiğimiz tüm meşgalenin arkasında gizli olarak mutluluk hedefi var. “Ben zengin olmak istiyorum.” diyen kişiye “Sen niye bu kadar para sahibi olmak istiyorsun?” diye sorsanız size ne cevap verecek? “Mutlu olmak fena mı yani?” Daha bunun binlercesi; hepsinin arkasında gizli bir mutluluk hedefi var. Ama Allahû Tealâ diyor ki: “Bu arayışların hepsi beyhude. Sadece Benim zikrimle sen mutlu olabilirsin. Zikrin dışında mutlu olman mümkün değil.”
İslâm’ın şartı 7’dir. Bu 7 şarttan sadece 4’ü namaz, oruç, hac, zekât. Gelelim aslî meseleye. Ulaşmayı kalben dilediğimiz an istisnasız Allahû Tealâ kalbimizde mürşid sevgisini oluşturur. Mürşidimize tâbî olduğumuz an mürşidin bize ilk emri nedir? Zikir. Neden zikir? Çünkü diğer ibadetler; namaz da, oruç da, hac da, zekât da zikrin bir yardımcısıdır. Bu namaz, oruç, hac, zekât mücahede ve riyazeti içeriyor.
Kişi eğer serbest iradesini Allah istikametinde kullanmak istiyorsa namaz kılacaktır; 5 vakit, hadi 2 de sünnet diyelim, 7 vakit namaz kılacaktır. Ama çoğu zaman bu zikir devrede yoksa insanlar ne yapıyorlar? Bir müddet namaz kılıyorlar. Daha sonra ne yapıyorlar? Bırakıyorlar.
Gelelim oruca. Eğer kişi zikir yapmıyorsa o oruç onun için nedir? Açlık ve susuzluk; dayanamaz halde. Eğer ulaşmayı dilemiyor, zikir yapmıyorsa hac sadece bir ticaret. Eğer varsa zekât; “Ben niye kazanayım, başkasına vereyim? Böyle şey olur mu? Hangi mantığın sahibi olur? Ben kazandım, ben yaptım; siz benden bunu istiyorsunuz.” Hiçbirisinin kalben Allah için yapılması söz konusu değil.
Ama sevgili kardeşlerim, hepimiz buna şahidiz. Kalben ulaşmayı dileyip de Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olup biat ettiğimiz zaman ondan sonraki zikri de Allah bize sevdiriyor; namazı, orucu, zekâtı bize sevdiriyor. Bütün bu vasıta emirlerin hepsini Allah sevdiriyor ve sevdirdiği zaman gerçekten biz yapıyoruz ama aslında bize sevdiren kim? Allah. İnsan sevdiği bir şeyi yaptığı zaman zaten zor gelmez.
Bir lokantaya gitmişsiniz. Beğendiğiniz bir yemek var. Fellik fellik arıyorsunuz, “Ben bunu nerede bulabilirim?” diye. Demek ki sevmişsiniz ve o size hiçbir zaman zor gelmiyor. Burada da Allahû Tealâ bütün vasıta emirleri bize sevdiriyor. Zikri sevdiriyor, Resûl’ü sevdiriyor, mürşidi sevdiriyor, herşeyi sevdiriyor. O sevgiyle biz hedeflerimize çok kolay bir şekilde ulaşıyoruz. Ama bunun bedeli ne? Bedeli mutluluk.
Bunları yapmamızın arkasında hamdeder, şükrederiz; mutluyuz. Geçen konferansta bizim dışımızdaki bir konuşmacı hitap ederek: “Mutlu musunuz? Biliyorum, çok mutsuzsunuz.” dedi. Ama bizim kardeşlerimiz de âdeta yalanlarcasına: “Ne münasebet! Hepimiz mutluyuz.” dediler.
Demek ki mutlu olmak var. Ama neyle mutlu olmak var? Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet, nefs tezkiyesiyle, zikirle mutlu olmak var. Allah razı olsun.