Muhterem Hocam, İslâm’ın şartlarını elimden geldiğince yapan birisiyim. Ancak kendimi gerçekten mutlu gibi hissetmiyorum. Yaşadığım mutluluklar hep çok kısa süreli şeyler.

Soru

Muhterem Hocam, İslâm’ın şartlarını elimden geldiğince yapan birisiyim. Ancak kendimi gerçekten mutlu gibi hissetmiyorum. Yaşadığım mutluluklar hep çok kısa süreli şeyler. İslâm’ı yaşayarak bu mutlulukları hayatımıza yaymak mümkün mü? Mutlu olmayı bizlere anlatabilir misiniz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, bu dünyada mutlu olmak var ve mutsuz olmak var. Ahirette cennete gitmek var ve cehenneme gitmek var. Şimdi muhtevaya baktığımız zaman bizi mutsuz kılan şeytan, bizi bu dünyada mutlu kılan Allahû Tealâ. Ahirette bizi kendisiyle beraber cehenneme götüren şeytan, ahirette ondan kurtulup cennete gitmeyi sağlayan Rabbimiz. Allahû Tealâ vazettiği emirlerle 7 safhayı yaşamamızı istiyor. 7 safhayı yaşamak, sadece bir dilek; geri kalanı Allah’ın garanti etmesiyle 3 âlemde kavganın tamamen bittiği sulh ve sukûn hâlini yaşamamız bize mutluluğu tarif ediyor.

İç dünyamızdaki kavga nefs ve ruh arasındaki kavgadır. Diyalektik kavga başlangıçta herkeste her zaman var. 19 afet hep dünyaya dönük bir talebin içerisinde ama Allahû Tealâ denge varlığı devreye koymuş. Ruhun da 19 tane hasleti hep Allah’ı diliyor. İşte bütün mesele ne? Ruh değişmediğine göre değişmesi gereken nefsimiz. Nefsimizi de ikinci bir ruh hâline getirmek bize görev olarak verilmiş. Ama bu neyle mümkündür? Nefs tezkiyesi ve tasfiyesiyle. Fakat nefs tezkiyesinin başlayabilmesi için ruhun Allah’ın Zat’ına ulaşması lâzım. Ruh, Allah’a ulaşmayı dileyecek. Bu dileği Allah kimin kalbinde görürse Allah onu mutlaka doktoruna, mürşidine ulaştırıyor. Mürşid kimdir? Nefs hastalıklarının doktorudur. Yani nasıl fizik beden hastalandığı zaman bu dünyada gidip doktora danışıyor, onun verdiği teşhise, reçeteyi tatbik ediyorsanız, nefs hastalıklarının doktorları da Allah’ın mürşidleridir. Tâbî olduğunuz an reçeteyi size veriyor. Bu reçete nedir? İlacı: zikir. Zikir dersini veriyor. Hangi oranda zikredersen o oranda kalbinizdeki afetler azalır ve faziletler artar. %51 nur, %49 karanlık ruhunuzun Allah’a teslimini sağlıyor. Bu, herkes için Allah’ın bir garantisidir ve sadece 7-8 aylık süre içerisinde bu mutlaka olur. Ama asıl olan fizik vücudun Allah’a teslimi; dik yokuş. Fizik vücudun bütün istedikleri nerede? Burada. Ama sevgili kardeşlerim, şöyle bir açıklamayı da unutmamanız lâzım: Bütün dünya üzerindeki sıkıntıların hepsini toplayın, cehennem azabının yanında bir zerre bile değil. Bütün bu dünyadaki mutlulukların hepsini toplayın, cennet mutluluğunun yanında bir zerre değil. Ama bunları mukayese ettiğimiz zaman bu dünyadaki mutluluk peşin yaşanıyor. Ahiretteki mutluluk en sonunda, kıyâmetten sonra yaşanıyor. Ama Allahû Tealâ sadece bu dünyada huzursuz olun, ahirette cennete gidin diye değil, her iki cihanda da bizim mutlu olmamızı istiyor.

Bu dünyadaki mutluluğumuz zikrimizle paraleldir. Ahiretteki mutluluğumuz da derecatımızla paraleldir. Gerçekten bilirsek istisnasız Allah’a ulaşmayı diledikten sonra o güne kadar işlediğimiz bütün günahları Allahû Tealâ örtüyor. Mânâsı ne? Bizi 1.kat cennetin sahibi kılmak için günahları örtmekle Allah bunu bize ikram ediyor, hediye ediyor. Mürşidimize ulaştık, 2.kat cennet. Bu sefer o günahları bir kere daha ne yapıyor? Sevaba çeviriyor. Ruhumuzu Allah’a ulaştırıyor. Allah’a ulaştıran kim? Allah. Bunu nasıl gerçekleştiriyor? 7 kademe nefsimizi tezkiye ederek. Yani ilk 3 kat cennet Allah’ın ikramı. Bunun paralelinde zikri de Allahû Tealâ bize sevdiriyor. 3 saatlik zikri herkese hibe ediyor, hediye ediyor.

Yani şöyle söyleyelim: Ruhun Allah’a teslimini şu zahirî âlemdeki eğitimle mukayese edecek olursak ne dememiz lâzım? Ruhun Allah’a teslimini okul öncesi bir dönem olarak düşünün. Çocuklar okula kaydolmadan evvel nasıl bir ön okuldan geçiyorlar? Veya üniversitede Almanca üniversite eğitimini yapan bir kişi, eğer ana lisanı Türkçe ise gelip ne diyor? Bir hazırlık sınıfı. Yani ruhun Allah’a teslimi bir hazırlık sınıfı, bir okul öncesi dönem ve Allah’ın garantisinde gerçekleşiyor. Marifet ne? Marifet, kesinlikle bu dünya hayatına ait olan fizik vücudumuzu Allah’ın emrettiği biçimde Allah’a teslim etmek. Evet, Allah’a teslim etmek. İşte burada fizik tesliminde Allah ne diyor? Diyor ki: “Beni bollukta zikredersen Ben de seni darlıkta zikrederim.”

Kardeşlerimizin en çok şikâyeti ne? En çok darlıklarında haber veriyorlar. Fakat o darlıktan sıkıntı duyan, şikâyet eden kardeşimiz aslında hangi vazifeyi yapmamıştır? Bollukta zikretmemiş ki darlıkta Allahû Tealâ imdadına yetişmemiş. Biz de diyoruz ki: Zikret, zikret, zikret. O zikir ait olduğu seviyede yapılabilirse mutlak surette o kişi de daimî zikirle 3 âlemde sonsuz mutluluğu yaşar. Diyalektik kavga biter. Nefs ve ruh arasında kavga bittiği için iç dünyasında mutludur. Başka insanlarla olan kavgası da biter. Çünkü kavganın olabilmesi için afetlerin olması lâzım. Afetler yok, 19 fazilet var. Allah’la ilişkilerinde Allah’ın bütün emirlerine itaat eden, yasak olan fiilleri işlemeyen bir yapıya ulaşıyor. Öyleyse hamd ve şükrederiz. Mutlu olmak herkesin hakkı.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma4