Muhterem Hocam, İslâmiyet'in beş şartı farz kılınmış. Sizin anlattıklarınızdan burada üç tane daha farz olduğunu gördüm. Bunlar; Allah'a ulaşmak, Allah'ı zikretmek ve mürşide ulaşmak. Buna göre esas olan, bu son üç farzın daha önemli olduğunu gördüm. İslâm'ın beş farzının içinde bunlar neden yok, uygulanmıyor? Bizi aydınlatabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, İslâmiyet'in beş şartı farz kılınmış. Sizin anlattıklarınızdan burada üç tane daha farz olduğunu gördüm. Bunlar; Allah'a ulaşmak, Allah'ı zikretmek ve mürşide ulaşmak. Buna göre esas olan, bu son üç farzın daha önemli olduğunu gördüm. İslâm'ın beş farzının içinde bunlar neden yok, uygulanmıyor? Bizi aydınlatabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşim, insanın yaratılışına beraberce bakalım. Allahû Tealâ bizi bu zahiri alemi yaşayabilmemiz için bir fizik bedenine yaratmış.
15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Fizik bedenimiz doktor olan ihtisas alanı, insanın kalıbı, et ve kemikten oluşan iç organlarla mücehhez, beyinle kaim, aklın kumandasında çalışan bir yapı. Ama aklın iki müşavirinden bir tanesi nefs, berzah alemine ait. Şems Suresinin 7. âyeti kerimesinden zikrediliyor.
91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Biz insanı bir nefsle dizayn ettik. Nefsimizin manevî kalbinde on dokuz tane hastalık var.
HERKES ANNE KARNINDAN FİZİK VÜCUD VE NEFS İLE DOĞAR NEFSİN 19 AFETİ 1. Kin ve Nefret 2. Küfür 3. Yalan 4. Zulüm 5. Haset 6. Cehalet 7. Cimrilik 8. Öfke ve Gayz 9. İsyan 10. Sabırsızlık 11. Kibir ve Gurur 12. Hırs ve Şehvet 13. Nankörlük 14. Dedikodu 15. Zan 16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar) 17. Vefasızlık 18. Mürailik 19. Fitne Fesat
FİZİK VÜCUD HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık. NEFS VÜCUD ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun). RUH VÜCUD SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne). Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
RUHUN 19 HASLETİ 1. Sevgi 2. Îmân 3. Doğruluk 4. Adalet 5. Edep 6. İlim 7. Cömertlik 8. Sekinnet 9. İtaat 10. Sabır 11. Tevazu 12. Kanaat 13. Şükür 14. Ketumiyet 15. Hakikat 16. Faziletler 17. Vefa 18. İhlâs 19. Tevhit
Kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke vesaire. On dokuz tane hastalık. Allahû Tealâ Yûnus Suresinin 57. âyeti kerimesinde:
10/YÛNUS-57 Yâ eyyuhân nâsu kad câetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu'minîn(mu'minîne). Ey insanlar! Size, Rabbinizden öğüt (vaaz) ve göğsünüzde olana (nefsinizin kalbindeki hastalıklara) şifa ve mü’minlere hidayet ve rahmet gelmiştir.
Rabbinizden size öğüt ve kalplerinizdeki hastalıklara şifa geldi. Kalplerde on dokuz tane hastalık var. Bunların şifası geldi ve Kur'ân-ı Kerim müminler için hidayet ve rahmettir. Ama bir üçüncü vücudumuz daha var. Allah'ın zatından üfürülen ruhumuz on dokuz tane hasrette mücehez Allah’ın emrinden.
SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne). Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Mutevasında on dokuz tane hasret var. Ve Allahû Tealâ bu üçlüye bir serbest irade dilediğini tercih etme, dilediğini yapabilme yetkisini vermiş. Fizik vücudu kullanan akıl. Akıl beyin vasıtasıyla fizik vücudu kullanıyor. Ama aklın da iki müşaviri var. Aklın ikna edilmesi. Ruhun talebi istikametinde olabilir. Bu hayırdır. Aklın ikna edilmesi nefsin talebi istikametine olabilir. Bu şerrdir. Şerrin arkasında şeytan var. Hayrın arkasında Allah var. Şimdi bu duruma göre kardeşimizin sualini değerlendirelim diyor ki: "İslâm’ın beş şartı farz ama anlattıklarınızda burada üç tane daha farz olduğunu gördüm." Bunlar Allah'a ulaşmak. Evet, sevgili kardeşlerim ruhun Allah'a ulaşması din tatbikatından çıkartılmış. Ne yazık ki bu yok. Şimdi gelelim Allah'ı zikretmek. Fizik vücudun da Allah'ın emrine itaat noktasında fizik vücudun yaptığı zikir de din tatbikatında yok. Ve devam edelim mürşide ulaşmak. Nefs tezkiyesi mürşidsiz olmaz. Nefsin din tatbikatındaki durumu da çıkartılmış.
7 HEDEF EMİR VAHDET 1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edîn. Ve (böylece) müşriklerden olmayın. TEVHİD 2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. TESLİM: 3. Ruhun Allah’a Teslimi RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar. 4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. YÂSİN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır. 5. Nefsin Allah’a Teslimi NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredîn! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın… 6. İrşada Ulaşmak BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur. 7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
Yani İslâm, İslâm'ın beş şartına terk edilmiş ve insanlar İslâm’ın beş şartıyla, İslâm’ı yaşadıklarını zannediyorlar. Ama hiç kimse hiçbir zaman Kur'ân'daki İslâm’ı, bu İslâm’ın beş şartıyla yaşayamaz. İslâm'ın beş şartı farz değil midir? Farzdır. Ama İslâm’ın beş şartı nefs tezkiyesinde sadece zikre bir yardımcıdır. Esas olan nefsi ıslah eden zikirdir. Diğer İslâm’ın beş şartı, bu zikre bir yardımcıdır. İşte farzlar unutulmuşsa, asıllar devreden çıkartılmışsa, o zaman İslâm’ın beş şartı hiç kimseyi hedefe ulaştırmıyor. Şimdi diyor ki kardeşimiz bunu bize açıklar mısınız? Evet. Evvela birinci farz Allah'a ulaşmayı dilemek. Allah'a ulaşmayı diledikten sonra mutlaka fizik vücudun Allah'ın emriyle istikametinde Allah'a zikretmeye başlaması gerekiyor. Bu zikirle Allah'ın katından gelen rahmet, fazıl ve salavat nefsimizin manevi kalbine giriyor ve kalpten bu afetleri çıkartıyor ki, şimdi bu anlattığım duruma göre on dörd asır evvel sahabe nefs tezkiyesini gerçekleştirdi. Burada ruhun hasletleri var, burda nefsin afetleri var. Bizden bu dünya hayatında istenen nefsin afetlerini de ruhun hasletleri, istikametinde faziletlere dönüştürmek. Bu da neyle mümkündür? Zikirle. İşte tasavvuf bunu bize kazandırıyor. Kur'ân'daki İslâm’ın ancak tasavvufla yaşanması söz konusudur. Tasavvufu yaşamadan hiç kimse Kur'ân'daki İslâm’ı yaşayamaz. Bugün İslâm âleminde sıcak kavgaların, kaosun, her türlü ahlaksızlığın, her türlü şeyin var olmasının arkasında Kur'ân'dan uzaklaşma, Kur'ân-ı yaşamama, sahabe gibi Kur'ân'daki İslâm’ın yaşanmaması söz konusu. Ama artık o gecenin sonuna geldik. Her gecenin bir sabahı var. İçinde bulunduğumuz çağ hidayet çağı. Hidayet çağında Kur'ân'ın hedefi hidayet. Hidayetin hedefi de mutluluk. Evvela ruhun hidayeti bu bir tek dilekle gerçekleşir ve yolumuza devam ettiğimiz süre içerisinde sahabe gibi biz de bu dönemde Sâbikûn el-Âhirîn olarak hayatımızı yaşayabiliriz. Allah razı olsun.