Muhterem Hocam, kalbimizden geçenleri Allah'a aktarıyor olmamız yeterli midir?
Soru
Muhterem Hocam, kalbimizden geçenleri Allah'a aktarıyor olmamız yeterli midir?
Cevap
Hepimizin nefsinin kalbi; kalp gözü, kalp kulağı ve konuşabilme hassasının sahibidir. Ama kalpler konuşmuyorsa kalpler işitmiyorsa kalpler görmüyorsa O insanlara Allahû Tealâ "Kördürler, sağırdırlar ve dilsizdirler." diyor.
Gerçekten de Kur’ân-ı Kerîm’e baktığımız zaman iki grup insanla karşılaşıyoruz:
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLANLAR
1. BAKARA-18: Onlar sağır, dilsiz ve kördürler. Artık onlar dönemezler.
2. BAKARA-171: (…Onlar) sağır, dilsiz ve kördürler. Bu yüzden onlar akıl edemezler (idrak edemezler).
3. MÂİDE-71: …kör ve sağır (hakkı görmez ve işitmez) oldular. Sonra, Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onlardan birçoğu kör ve sağır oldular…
4. EN'ÂM-39,40: Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde sağırlardır, dilsizlerdir… … Allah’ın ayetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir…
5. EN'ÂM-46: …İşitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?…
6. EN'ÂM-104,110: Kimin de kalp gözü kör kalırsa, o taktirde onun aleyhinedir.… Ve onların fuâd hassalarını ve basiretlerini evvelce O’na inanmadıkları ilk zamanki hallerine çeviririz…
7. A‘RÂF-64: … Ve âyetlerimizi yalanlayanları boğduk. Muhakkak ki; onlar âmâ (kör) bir kavim oldular.
8. A‘RÂF-100: … Ve kalplerinin üstünü tabederdik (açılmaz damga vururduk) de artık onlar işitmezlerdi.
9. A‘RÂF-179: … Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler…
10. ENFÂL-21: İşitmedikleri halde “işittik” gibi olmayın diyenleri…
11. ENFÂL-22: Muhakkak ki; Allah katında, (yerde yürüyen) hayvanların en şerrlisi (kötüsü) akıl etmeyen sağır ve dilsizlerdir.
12. ENFÂL-31: … “Biz işittik. Şayet biz dileseydik, bunun gibisini elbette biz de söylerdik. Bu ise ancak evvelkilerin masalıdır.”
13. HÛD-24: İki toplumun durumu, âmâ ve sağır ile gören (basar hassası çalışan) ve işitenin (sem’î hassası çalışan) durumu (örneği) gibidir.
14. NAHL-108: İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği (mühürlediği) kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfildirler.
KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ OLMAYANLAR
1. BAKARA-285: …Ve işittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır…”
2. ÂLİ İMRÂN-193:…Muhakkak ki biz, “Rabbiniz’e âmenû olun” diye îmâna davet eden davetçiyi işittik, böylece îmân ettik…”
3. MÂİDE-83:…Ve Resûl’e indirilen (Kur’ân’ı) işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, …
4. EN’ÂM-36: (Davete) ancak işitenler icabet eder...
5. YÛNUS-67: Muhakkak ki bunda, işiten bir kavim için elbette âyetler vardır.
6. NAHL-78:…Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrâk etme hassası (sahibi) kıldı…
7. NÛR-51: …Allah’a ve Resûl’üne davet edildikleri zaman mü’minlerin sözü “işittik ve itaat ettik” demeleridir…
8. FURKÂN-73:…Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman onlara (âyetlere) karşı kör ve sağır olmazlar.
9. NEML-81: Ve sen, körleri dalâletlerinden (çevirip) hidayete erdirecek değilsin. Sen, ancak âyetlerimize inananlara işittirebilirsin…
10. RÛM-53: Ve sen, körleri dalâletlerinden kurtarıp hidayete erdirecek değilsin. Sen ancak âyetlerimize îman edenlere duyurursun. İşte onlar teslim olanlardır.
11. SECDE-15: Fakat Bizim âyetlerimize îmân edenler (âmenû olanlar) onlardır ki, (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler ve onlar kibirlenmezler.
12. MULK-23: De ki: “Sizi inşâ eden (yoktan yaratan yaratıp var eden) ve size işitme, görme ve idrâk etme hassalarını veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
13. CİNN-13: Ve gerçekten biz, hidayeti işittiğimiz zaman O’na îmân ettik. Artık kim Rabbine îmân ederse, bundan sonra hakkının yitirilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz.”
14. İNSÂN-2: Muhakkak Biz, insanı (ilk hücrenin) birleşimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple işitici ve görücü kıldık.
Kör, sağır, dilsiz olanların ortak parantezi Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Kör, sağır, dilsiz olmayanların ortak parantezi Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.
Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dileyen bir insan iç dünyasında kör, sağır ve dilsiz olmaktan kurtulacaktır. Daimî zikir ulaşması halinde ise körlükten sağlıktan ve dilsizlik eser kalmaz. Allah’ı duyan, onun gösterdiklerini gören ve Allah ile konuşan bir kalp sahibi oluruz.
Burada bizler için önemli olan Allah ile olan ilişkilerimizde Allah’ın hedefine sahip çıkmak söz konusudur. Gerçekten âyetlere baktığımız zaman Arâf Suresinin 179.âyet-i kerimesinde:
7/ARÂF-179 Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîran minel cinni vel insi, lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
Ve andolsun ki; cehennemi, insanların ve cinlerin çoğuna hazırladık (yarattık). Onların kalpleri vardır, onunla fıkıh (idrak) etmezler. Onların gözleri vardır, onunla görmezler. Onların kulakları vardır, onunla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha çok dalâlettedirler. İşte onlar, onlar gâfillerdir.
Hepimizin İşte bu Allah’a ulaşma dileğiyle baş gözümüzün, baş kulağımızın ve kalbimizin dirilmesi gerekiyor; Allah’a ulaşma dileğiyle. Bu dünyaya dönük Allah’ın hakikatlerinin ifadesi söz konusu. Ama bunun fizik ötesi olayı bunların konuşmaya başlaması; kör, sağır, dilsiz olmaktan kurtulup konuşmaya başlamasıyla ancak hedefe ulaşabiliriz.