Muhterem Hocam, bir insan neden namaza başlamakta zorlanır? Başlasa neden düzenli devam edemez? Düzenli ve huşû içinde namaz kılmak için ne yapmak lâzım?

Soru

Muhterem Hocam, bir insan neden namaza başlamakta zorlanır? Başlasa neden düzenli devam edemez? Düzenli ve huşû içinde namaz kılmak için ne yapmak lâzım?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ biz insanlardan sadece mutlu olmamızı istiyor ve bütün şerîat kitaplarında ve özellikle son Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimize indirdiği Kur'ân-ı Kerim'de vazettiği kanunlar sadece biz insanların sonsuz ahiret ve dünya saadetine ulaşması içindir. Allahû Tealâ vazettiği emirleri yerine getirdiğimiz zaman derecat kazanırız. Bu ahiret saadetimizin bir gereğidir. O fiili işlediğimiz zaman da dünyada mutluluğu yaşarız.

İster namaz, ister oruç, ister hac, ister zikir; hepsi öyledir. Yasaklara uyduğumuz zaman da yine mutluluğu yaşarız. Ama insanlar başlangıç noktasında nefs-i emmarede ve nefsimizin 19 afetine tesir eden bir dış düşman şeytan var. Şeytan insanları kendisiyle birlikte cehenneme götürmek istiyor ve insanlara dünya hayatını güzel gösteriyor.

ORTAK AKIL

NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır

1. Kin ve Nefret

2. Küfür

3. Yalan

4. Zulüm

5. Haset

6. Cehalet

7. Cimrilik

8. Öfke ve Gayz

9. İsyan

10. Sabırsızlık

11. Kibir ve Gurur

12. Hırs ve Şehvet

13. Nankörlük

14. Dedikodu

15. Zan

16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)

17. Vefasızlık

18. Mürailik

19. Fitne Fesat

RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır

1. Sevgi

2. Îmân

3. Doğruluk

4. Adalet

5. Edep

6. İlim

7. Cömertlik

8. Sekînet

9. İtaat

10. Sabır

11. Tevazu

12. Kanaat

13. Şükür

14. Ketumiyet

15. Hakikat

16. Faziletler

17. Vefa

18. İhlâs

19. Tevhit

Baktığımız zaman gerçekten Hicr 26'dan başlayan ve Hicr 39'a kadar devam eden muhtevada İblis diyor ki: "Ben yeryüzünü, dünya hayatını onlara güzel göstereceğim, hepsini saptıracağım." Allahû Tealâ da: "Muhlis kulların müstesna" diyor.

15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

15/HİCR-27 Vel cânne halaknâhu min kablu min nâris semûm(semûmi).

Ve cânn; onu, daha önce semûm’un ateşinden yarattık.

15/HİCR-28 Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben mutlaka, "hamein mesnûn olan salsalin"den (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) bir beşer (insan) halkedeceğim.”

15/HİCR-29 Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidin(sâcidine).

Artık onu dizayn edip, içine ruhumdan üflediğim zaman, hemen ona secde ederek yere kapanın!

15/HİCR-30 Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).

Böylece meleklerin hepsi birden, toplu olarak secde etti.

15/HİCR-31 İllâ iblîs(iblîse), ebâ en yekûne meas sâcidin(sâcidine).

İblis hariç. Secde edenlerle beraber olmaktan (direnerek) kaçındı.

15/HİCR-32 Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne meas sâcidin(sâcidine).

Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “Ey iblis! Sen niçin secde edenlerle beraber olmadın?”

15/HİCR-33 Kâle lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

(İblis:) “Ben, hamein mesnun (standart bir şekil verilmiş, organik dönüşüme uğramış) olan salsalinden halkettiğin bir beşere secde etmem (eden olmam).” dedi.

15/HİCR-34 Kâle fahruc minhâ fe inneke recîm(recîmun).

(Allahû Tealâ şöyle) buyurdu: “Hemen oradan çık! Muhakkak ki; sen bu sebeple kovuldun.”

15/HİCR-35 Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid din(dini).

Ve muhakkak ki; lânet, din gününe (karşılıkların, ceza veya mükâfatın verildiği güne) kadar senin üzerinedir.

15/HİCR-36 Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).

(İblis): “Rabbim, öyleyse bana beas gününe (diriltilecekleri güne) kadar zaman ver.” dedi.

15/HİCR-37 Kâle fe inneke minel munzarîn(munzarîne).

(Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Öyleyse sen, gerçekten mühlet (süre) verilenlerdensin.”

15/HİCR-38 İlâ yevmil vaktil ma’lûm(ma’lûmi).

Malûm olan (bilinen) vaktin gününe kadar.

15/HİCR-39 Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fîl ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).

(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”

15/HİCR-40 İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).

“Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”

Öyleyse İblis'in dünya hayatıyla bizi aldattığını görüyoruz. O zaman her namaz noktasında bir tarafta dünya işi, diğer tarafta Allah'ın namaz emri, devamlı bir imtihandayız. Ve İblis namaz vakti geçene kadar bizi hep dünya hayatıyla oyalıyor. O süre içerisinde namaz kılmasak, şeytan bize kıs kıs gülüyor.

Öyleyse her olayda devamlı olarak hangi Allah'ın emri devredeyse, mutlaka İblis öncesinden bizimle meşgul olmaya başlıyor; dünya hayatı. Ama insanoğlu sadece fizik bedenden, nefs'ten ibaret değil; bir de Allah'ın zatından üfülen ruh var. İşte asıl insanı üstün kılan olay bu: Allah'a ulaşma dileği ruhun talebidir.

Kim ruhun talebine uyarsa, Allah'ın verdiği söz çerçevesinde, Şûrâ 13 ve Ra'd 27'de mutlaka Allahû Tealâ onun ruhunu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor. Bu süre içerisinde şeytanın ona yaklaşması söz konusu değildir. Bu süre içerisinde nefsin afetlerinin devreye girmesi söz konusu değildir.

42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dini mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dine ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dinde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dinde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

13/RAD-27 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihi, kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”

Öyleyse eğer bir insanoğlu namaza başlamakta zorlanıyor, başlasa düzenli devam edemiyorsa, onlara bizim tavsiyemiz Allah'a ulaşmayı dilesinler, kalpten tâbîi. Bu kalbî talebi kimin kalbinde, Allah görürse, ondan sonra Allah'ın verdiği söz hem Şûrâ 13 hem Ra'd 27'de: Allah onun ruhunu mutlaka Kendisine ulaştıracak.

Zikirsiz ulaşmak mümkün mü? Hayır. Ama Allah ona zikri sevdirecek. Namazsız ulaşmak mümkün mü? Hayır. Ama Allah namazı sevdirecek, orucu sevdirecek. Bütün vasıta emirleri severek o kişi yerine getirecek, huşû içerisinde. O zaman bu noktaya gelmek isteyen kişilerin yapması gereken şey ne? Ruhun talebine uyarak Allah'a ulaşmayı dilemeleri.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 30 Ekim 20266 dk okuma0