Muhterem Hocam, “Kâmil mürşid yok ki, bulana aşk olsun.” diyen bir izleyicimize ne dersiniz?

Soru

Muhterem Hocam, “Kâmil mürşid yok ki, bulana aşk olsun.” diyen bir izleyicimize ne dersiniz?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, bu söz Kur’ân-ı Kerim’e tamamen aykırı. Allah Kur’ân-ı Kerim’de diyor ki: “Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” Öyleyse hiçbir zaman dilimi yoktur ki Allah’ın yeryüzündeki halifesi olmasın. Halife mürşid midir? Evet.

İnsanlık tarihi boyunca Hz. Âdem (A.S)’dan kıyâmet gününe kadar hiçbir saniye, hiçbir zaman dilimi yoktur ki Allah’ın yeryüzündeki halifesi hayatta olmasın. O vefat edince mutlaka yerine Allahû Tealâ yenisini tayin ediyor. Tıpkı Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) rahmet-i Rahmân’a kavuşunca, belki bir gün geçmeden Hz. Ömer, Hz. Ebubekir’in elini tutarak: “Sen bizim Efendimiz’sin. Resûlullah’ın zamanında da böyleydi. Biz sana biat ediyoruz.” diyor.

Öyleyse mutlak surette her zaman diliminde Allah’ı temsil eden, Allah’ın bir halifesi var. Bu halife ile birlikte hiçbir zaman dilimi yoktur ki her kavmin içerisinde o kavmin ana lisanıyla âyetleri açıklayan resûl olmasın.

Mu'minûn Suresinin 44. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor. Bu sözler Allah’a ait. Mu'minûn 44’te: “Sonra Biz resûllerimizi art arda, arası kesilmeksizin gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbirinin arkasından helâk ettik.”

23/MUMİNÛN-44 Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).

Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

Öyleyse her kavmin içerisinde o kavmin lisanıyla açıklayan resûl var. Allahû Tealâ’nın kendisine şeriat kitabı verdiği peygamberler var. Nübüvvet Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir. Ama kıyâmete kadar Allahû Tealâ’nın her kavimde vazifeli kıldığı velî resûller var, velî mürşidler var. Ve onların arasından seçilen, Âli İmrân 179’a göre, resûller arasından seçilen vekâleten devrin imamı var.

3/ÂLİ İMRÂN-179 Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alâl gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulihî, ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun).

Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (Mu'min olanı, mü'min gözükenden) ayırıncaya kadar mü'minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü'min olanla mü'min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edin. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.

Öyleyse bakın ayetlerle ispat ediyoruz ama insanlar bu âyetleri bilmeyince hemen zanlarına yapışıyorlar ve zanda bulunuyorlar. “Kâmil mürşid yok ki, bulana aşk olsun.” diyor.

Sen eğer bulamıyorsan aramıyorsun demektir. Her arayan bulabilir mi? Hayır. Arayanlardan kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler bulur. O zaman sen kalben Allah’a ulaşmayı dilemediysen gerçekten senin için bulunmaz. Bulmak istiyorsan kalben Allah’a ulaşmayı dileyeceksin. Allahû Tealâ, kalben Allah’a ulaşmayı dileyenlere mürşid göstereceğine söz veriyor.

Bakara 46’da onlar, mürşid bulanlar, mutlak surette ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasına îmân edenlerdir ve ölümle bir kere daha ruhun Allah’a ulaşmasından emin olan insanlardır.

2/BAKARA-46 Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın.”

Öyleyse eğer Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de fizik vücut ölmeden evvel ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını 12 kere üzerimize farz kılmışsa o zaman bu farzı yerine getirmek üzere fizik vücut ölmeden evvel ne yapması lâzım? O kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzım.

Allah’a ulaşmayı kalben dilemek ahiret hayatını talep etmektir. Ama Allah’a ulaşmayı kalben dilememek dünya hayatını talep etmektir. Öyleyse 7 âyet-i kerimede, “Kim Bizden dünyayı isterse…” ki bu dünyayı isteyenler, bunlar kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.

ALLAH’A YÖNELMEYEN DÜNYA HAYATINA YÖNELEN “BİZE DÜNYADA VER” DİYENLER

1. BAKARA 200 … artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: ‘Rabbimiz bize dünyada ver.’ derse, ahirette onun bir nasibi yoktur.

2. YÛNUS 7 … Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

YÛNUS 8: İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir.

3. HÛD 15 Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse onların amellerinin karşılığını orada, onlara öderiz. ...

HÛD 16 İşte onlar, onlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur. …

4. KASAS 78 … ‘Allah’ın ondan daha kuvvetli (güçlü) olan ve ondan daha çok şey toplayan nesilleri (zenginleri) helâk etmiş olduğunu’ bilmiyor mu?

KASAS 79 Dünya hayatını isteyenler: ‘Keşke Karun’a verilenler kadar bizim de olsaydı.’

KASAS 80 Ve ilim verilenler: ‘Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır…

5. ŞÛRÂ 20 Kim ahiret hasadını isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona (da) ondan (dünya kazancından) artırırız. Ve onun ahirette nasibi yoktur.

6. NÂZİÂT 38 Ve dünya hayatını tercih etmiş ise.

NÂZİÂT 39 O taktirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir.

7. FÂTIR 5 Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.

Hadîs-i Şerif “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.”

Kaynak: İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte.

"Kim Bizden ahireti isterse, kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, Biz ona ikisini birden veririz." Öyleyse akıllı insanların yapacağı şey kalben Allah’a ulaşmayı dilemek. Çünkü Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de, “Ahiret yurdu dünya hayatından daha hayırlıdır.” buyuruyor. Öyle nasihat veriyorsa o zaman dünya mı, ahiret mi? Ahiret yurdunu talep etmemiz asıldır.

AHİRET YURDU DÜNYA HAYATINDAN DAHA HAYIRLIDIR.

1. NİSÂ 77: …De ki: ‘Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.’

2. EN’ÂM 32: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

3. A’RÂF 169: … Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

4. KASAS 83: İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde üstün olmak ve fesat çıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (güzel sonuç) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir).

5. ZUHRÛF 35: “Ve (üstlerine) süsler (mücevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.”

6. DUHÂ 4: Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır.

7. A’LÂ 17: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkidir (devamlıdır).

A’LÂ 18: Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var.

A’LÂ 19: (Hz.) İbrâhîm’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde (var).

Hadîs – 1: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” (İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte)

Hadîs – 2: “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.)

Hadîs – 3: “Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.” (Suyuti).

Aziz Mahmut Hüdâyî Hazretleri: “Ehl-i dünya dünyada…” Bazıları dünyayı istiyor. “Ehl-i ukbâ ukbâda…” Bazıları da ahireti istiyor. “Ama bana Allah’ım gerek.”

Öyleyse biz ne yapacağız? Biz Allah’a ulaşmayı dileyeceğiz. Dilediğimiz an Kur’ân’ın bütünü hayatımıza gelecektir inşaallah. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 3 Ekim 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20267 dk okuma0