Muhterem Hocam, kişi kendi başına, el öpmeden, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbi olabilir mi? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, kişi kendi başına, el öpmeden, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbi olabilir mi? Açıklar mısınız?
Cevap
Geçen bir kardeşimizin suali şöyleydi. İmam-ı Şarani Hazretlerine müridleri sormuşlar, demişler ki: "Bu dünya hayatını yaşarken Peygamber Efendimizi sevebilmenin ölçüsünü yani sevdiğimizi nereden anlarız?" O da mübarek şöyle cevap vermiş: " Bugün her dönemde peygamberlerin varisleri var. Resûlullah (S.A.V) hadîsinde her devirde beni temsilen bir kişi var. Bu devrin imamıdır. Hz. İsa (A.S) kardeşimi temsilen üç kişi var. Hz. Musa (A.S) (A.S)'yı temsilen yedi kişi var. Hz. İbrahim (A.S) (A.S)'i temsilen kırk kişi var." Öyleyse bugün içinde bulunacak kim olursa olsun Resûlullah'ın birinci derece varisi, devrinin imamını hangi oranda seviyorsanız Resûlullah'ın döneminde yaşamış olsaydınız o sevgiyle Resûlullah'ı severdîniz. Bugün devrin imamına insanlar hangi oranda karşı çıkar ve inkârcı ise Resûlullah'ın döneminde de aynı o iki inkarcılar grubu içinde yer alacaklardı. Dolayısıyla her devirde istisnasız Allah'ı temsil eden Allah'ın yeryüzündeki halifesi devrin imamıdır. Ve her zaman devrin imamı hayatta olan insanlardan seçilir. Allah'ın kendisine şeriat kitabı verdiği bir peygamber hayatta ise devrin imamı odur. Allah'ın halifesi de odur. Allah'ın peygamberi de odur. Ama onun olmadığı dönemlerde Allahû Tealâ Âli İmrân 179'a göre:
3/ÂLİ İMRÂN-179 Mâ kânallâhu li yezerel mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minet tayyib(tayyibi), ve mâ kânallâhu li yutliakum alâl gaybi ve lâkinnallâhe yectebî min rusulihî men yeşâu fe âminû billâhi ve rusulihî, ve in tu’minû ve tettekû fe lekum ecrun azîm(azîmun). Allah, habis olanı (kötüyü), temiz olandan (mü'min olanı, mü'min gözükenden) ayırıncaya kadar mü'minleri, sizin bulunduğunuz hâl üzere (mü'min olanla mü'min gözükenin bir arada olduğu bir durumda) terk edecek değildir. Ve Allah sizi gayba muttali edecek (gaybı bildirecek) değildir. Ve lâkin Allah, resûllerinden dilediği kimseyi seçer (gaybı o resûlüne bildirir). O halde, Allah'a ve O'nun resûllerine îmân edîn. Ve eğer âmenû olur ve takva sahibi olursanız, o zaman sizin için "Büyük Ecir" vardır.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Müsned, c.5, s.322; Keşfü’l-Hafâ, c.1, s.289, hadis no: 925 “Bu ümmet içerisinde kırk kişi İbrahim meşrebi üzerinde, yedi kişi Musa meşrebi üzerinde, üç kişi İsa meşrebi üzerinde, bir kişi de Muhammed meşrebi üzerinde bulunur. Bunlar mertebelerine göre insanların efendisidir.”
Her kavmin içerisinde o kavmin ardı arkası kesilmeksizin gönderdiği resûllerin arasından bir tanesini seçiyor. Resûllerinden dilediğini seçer. Öyleyse resûllerinden dilediğini seçebilmesi için birden fazla resûlün var olması lazım ki Allahû Tealâ da Nahl 36'da:
16/NAHL-36 Ve lekad beasnâ fî kulli ummetin resûlen eni’budûllâhe vectenibût tâgût(tâgûte), fe minhum men hedallâhu ve minhum men hakkat aleyhid dalâletu, fe sîrû fîl ardı fanzurû keyfe kâne âkıbetul mukezzibîn(mukezzibîne). Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah’a ulaşmayı dileyerek) Allah’a kul olsunlar ve taguttan (insan ve cin şeytanlardan) içtinap etsinler (sakınıp kurtulsunlar) diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu. Artık yeryüzünde gezin. Böylece yalanlayanların akıbetinin, nasıl olduğuna bakın (görün)
"Bütün kavimlerde biz Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye resûller baas ettik buyuruyor. Bir kısmı hidayete erdi. Diğerinin üzerine dalâlet hak oldu." Öyleyse her kavmin içerisinde o kavmin ona Allah'ın âyetlerini tilâvet eden resûller her zaman var. Ve bu resûllerle arasından bir tanesini Allahû Tealâ seçiyor ve onu devrin vekaleten devrin imamı olarak tayin ediyor. Şimdi kendi kişi kendi başına el öpmeden Peygamber Efendimiz (S.A.V) tâbî olabilir mi? Hayır. Mutlak surette onun varisinden el almak lazım. İşte bugün Resûlullah'ı birinci derece temsil eden devrin imamıdır. Onun dışındaki bütün veli mürşidler ise devrin imamını temsil ediyorlar. Vesiledirler. O vesileye tâbi olan mutlaka Peygamber Efendimize de ulaşmış oluyor. Onun için Yûnus: "Resûlün cemalini göreyim dersen bir kamil mürşide varmasan olmaz." Yani Resûlullah'a tâbi olmak ancak bir kamil mürşid vasıtasıyla bu gerçekleşebiliyor. O zaman günümüzde kim Resûlullah'a tâbi olmak istiyorsa, onun birinci de temsilicisi devrin imamıdır. Ve devrin imamının temsilen de vesileler her kavimde vardır. Hacet namazını kılarak mürşidini Allah'tan isteyip ona tâbi olması halinde 14 asır sahâbe nasıl devrin imamına tâbi olduysa Resûlullah'a, bu dönemde de devrin imamına tâbi olanlar hepsi bu dönemin sahâbeleri bu dönemin Sabikun el-Ahirini oluşturuyor. Allah razı olsun.