Muhterem Hocam, kişinin ölüm anında yapacağı tövbe Allah katında geçerli mi?

Soru

Muhterem Hocam, kişinin ölüm anında yapacağı tövbe Allah katında geçerli mi?

Cevap

Hayır, geçerli değil. Can boğaza gelince kişinin yaptığı tövbe Allah katında geçerli değil, ama ondan önce geçerli. Onun için Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ebû Dâvûd, Cihâd, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 192.

“Tövbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tövbe sona ermez.”

Yani güneşin batıdan doğması, canın boğaza gelmesi manasına geliyor. Bütün insanlar için zahirî âlemdeki hayatta güneş doğudan doğuyor, batıdan batıyor. Ama can boğaza gelince artık nefsanî hayat, berzah âlemi hayatı başlıyor; o kişi için artık güneş batıdan doğmuştur. Onun için güneş batıdan doğmayınca tövbe sona ermez. Biliyorsunuz ki Firavun Allah’a inanmadı, hatta kendisinin ilâh olduğunu iddia etti. Ama bir gün o da öldü ve hakikati görünce, yani sekerat hâlinde dedi ki: “Ya Rabbi, beni bağışla; büyük hata işledim, beni tekrar yeryüzüne gönder. Sana ne kadar itaatkâr olduğumu ispatlayayım.” Allahû Tealâ buyurdu ki: “Ölüm anındaki bu talebi herkes yapar, ama Biz ölüm anında yapılan bu talepleri kabul etmeyiz.” Öyleyse olay nedir? Olay, ölmeden evvel onu gerçekleştirmemiz. Allah’ın hepinizden istediği şey bu; bu hedefe Allah’a ulaşmayı dileyerek ulaşmamız lâzım.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî, Daavât, 98; İbn Mâce, Zühd, 30.

“Şüphesiz ki Allah, can boğaza gelmedikçe, kulun tövbesini kabul eder.”

Yûnus Suresinin 90, 91, 92. âyet-i kerimelerinde:

10/YÛNUS-90: Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ(adven), hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn(muslimîne).

Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, (firavun) o zaman: “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi.

10/YÛNUS-91: Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn(mufsidîne).

Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Ve sen, daha önce asi olmuştun. Ve sen, fesat çıkaranlardan idin.

10/YÛNUS-92: Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn(gâfilûne).

Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir.

Can boğaza gelmedikçe Allah kulun tövbesini kabul eder. Yani can boğaza geldiği zaman o kişi için güneş batıdan doğmuştur ve artık o kişinin yaptığı tövbeler geçerli değil. Allahû Tealâ 7 tane âyet-i kerimede kimlerin tövbesini kabul etmeyeceğini beyan ediyor.

KELİME-İ ŞEHÂDET GETİRİP TÖVBESİ KABUL EDİLMEYENLER

1. ÂLİ İMRÂN-90: Muhakkak ki, îmân ettikten sonra inkâr edenlerin ve sonra da küfürlerini artıranların, onların (üçüncü defa fıska düşenlerin) tövbeleri asla kabul edilmez. Ve işte onlar, dalâlette olanlardır.

2. NİSÂ-18: Ve onlardan birine (kendilerine) ölüm gelinceye kadar seyyiat işleyenlerden (kötülük yapanlardan), “Gerçekten ben, şimdi tövbe ettim.” diyen birinin tövbesi, tövbe değildir. …

3. NİSÂ-48: … O’na şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki şeyleri dilediği kimse için bağışlar. Ve kim Allah’a şirk koşarsa, o takdirde büyük bir günah işleyerek iftira etmiştir.

TEVBE-113: Bir nebînin ve âmenû olan kimselerin, müşrikler için, cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, yakınları bile olsa mağfiret dilemeleri olmaz.

4. NİSÂ-168: Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola hidayet edecek değildir.

5. EN’ÂM-158: … Rabbinden bazı âyetlerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinden bazı âyetlerin (mucizelerin) geldiği gün, daha önce îmân etmemişse veya îmânıyla bir hayır kazanmamışsa, onun îmânı kendisine bir fayda vermez. …

6. SECDE-29: De ki: “Fetih günü, kâfir olanlara (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere) îmânları bir fayda vermez ve onlara süre verilmez.”

YÛNUS-92: Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfildirler.

7. MU’MİN-85: Şiddetli azabımızı gördükleri zaman artık onların îmânı, onlara bir fayda vermedi. Allah’ın, kulları hakkındaki gelip geçen sünneti (kanunu) budur. …

Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 21 Ekim 2026Son güncelleme: 21 Ekim 20264 dk okuma0