Muhterem Hocam, “kulaktan sulanmak” tabirini ilk kez duyuyorum. Kaynağı ve anlamını açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, “kulaktan sulanmak” tabirini ilk kez duyuyorum. Kaynağı ve anlamını açıklar mısınız?
Cevap
Evet sevgili kardeşlerim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban.
"…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:
Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı.
Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna.
Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir.
Bunun üzerine bir adam:
−Ey Allah’ın Resulü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:
−"Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir."
Tekrar ediyorum: Dinlemeyi 1, itaat etmeyi 2, cihad etmeyi 3, hicret etmeyi 4, cemaat olmayı 5. Öyleyse dinleyeceğiz. Kulak dinlemenin vasıtasıdır. Dinleyeceğiz. Allahû Tealâ A’râf 204’te şöyle diyor:
7/ARÂF-204 Ve izâ kuriel kur’ânu festemiû lehu ve ensıtû leallekum turhamûn(turhamûne).
Kur’ân okunduğu zaman artık onu dinleyin! Ve susun ki; böylece rahmete kavuşturulursunuz.
Öyleyse bizim kalbimize rahmetin ulaşabilmesi dinlemekle gerçekleşir. Kimi dinleyeceğiz? Herhangi birisini mi? Hayır. Allahû Tealâ’nın Kur’ân âyetlerini kıraat etmesine yetki verdiği kişiyi. Kimdir? Bu, Resûlullah’ın (S.A.V) döneminde Kur’ân’ı kıraat eden? Allah Resûlü.
Ne diyor Allahû Tealâ? İsrâ 45-46’da:
17/İSRÂ-45 Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûran).
Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
17/İSRÂ-46 Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûran).
O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
Öyleyse Kur’ân’ı kıraat eden kim? Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V). Burada cevap veriyor. Allah Resûlü Kur’ân’ı kıraat ediyor. Onları Allah’a davet ediyor. Onlar daveti kabul etmiyorlar. Daveti kabul etmeyenlerin baş gözüne hicab-ı mesture, kalplerine ekinnet, kulaklarına vakra koyuyor. Kulaklarında vakra olan bir insan işitmeyen insandır.
Ama Kur’ân kıraat ettiği zaman seninle âhirete îmân edenlerin baş gözlerindeki engelleri kaldırırım. Kalplerindeki engelleri kaldırırım. Kulaklarındaki engelleri kaldırırım. Birisinde davet kendisine geliyor. Daveti kabul etmediği için uzuvlarına engeller konuluyor. Daveti kabul ettiği zaman da o engelleri Allah kaldırıyor. Dolayısıyla engellerin alındığı kişi kulağından sulanan kişidir.
Allahû Tealâ ne zaman sulamaya başlıyor? Tarikat üzere olduğu zaman. Nereden biliyoruz? Cinn 16’da:
72/CİNN-16 Ve en levistekâmû alât tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan).
Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah’a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık) ki.
Öyleyse ne diyor? “Eğer dinlerseniz rahmete kavuşursunuz.” O zaman dinleyen kişi kim? Daveti kabul eden kişi. En’âm Suresinin 36. âyet-i kerimesinde:
6/ENÂM-36 İnnemâ yestecîbullezîne yesmeûn(yesmeûne), vel mevtâ yeb’asuhumullâhu summe ileyhi yurceûn(yurceûne).
(Davete) ancak işitenler icabet eder. Ve Allah, ölüleri (ölü olan sem’î isimli işitme hassasını, ölü olan fuad isimli idrak hassasını, ölü olan basar isimli görme hassasını) diriltir. Sonra O'na döndürülürler. (Hayatta iken ruhu mürşid eliyle Allah’a döndürülür.)
“Davete icabet edenler işitenlerdir.” Daveti kabul edenlerin engellerini kaldırıyor. Onlar işitiyorlar. Kulak işittiğini kalbe boşaltıyor. Daveti kabul etmeyenlerin hassalarına ve uzuvlarına engeller konuyor. İşte “kulaktan sulanmak” tabiri buradan kaynaklanıyor inşaallah.