Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de âmenû olan insanlara dalâlettekilerin bir zarar veremeyeceğini buyurmuş Allahû Tealâ. Bu konuyu açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de âmenû olan insanlara dalâlettekilerin bir zarar veremeyeceğini buyurmuş Allahû Tealâ. Bu konuyu açıklar mısınız?

Cevap

Gerçekten de birçok âyet-i kerimede, Allah’ı vekil kılanların üzerine şeytanın bir sultanlığı yok.

ŞEYTANIN TESİRİ YOKTUR

1. HİCR-42 Azgın olanlardan (iğvaya düşürdüklerin-den) sana tâbî olan kimseler hariç, muhakkak ki; benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın (gücün) yoktur.

2. NAHL-99 Çünkü onun, âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler üzerinde bir sultanlığı (yaptırım gücü) yoktur.

3. İSRÂ-65 Muhakkak ki Benim kullarımın üzerinde, senin bir sultanlığın (yaptırım gücün) yoktur. Ve senin Rabbin, vekil olarak kâfidir (yeter).

4. SEBE-21 Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı yoktu. Ahirete inanan kişi ile ondan şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.

5. ZUMER-17 Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Öyleyse konunun merkezinde Allah’ı vekil kılmak var. Şeytanın tesiri yok. İşte bu âyetlerin hepsinde “Benim kullarım üzerinde senin bir sultanlığın yok.” diyor Allahû Tealâ. Tevekkül edenlerin üzerinde senin bir sultanlığın yok. Kullarımın üzerinde senin bir sultanlığın yok. Âmenû olanların üzerinde senin bir sultanlığın yok.

Ve Allah’a yönelen kişilerin üzerine iblisin bir sultanlığı yok.

Şu sualde âmenû olan kişiye dalâletteki insanların zarar veremeyeceği, şeytanın tesir edemeyeceğini Allahû Tealâ Sebe 21’de bildiriyor.

34/SEBE - 21

Ve mâ kâne lehu aleyhim min sultânin illâ li na’leme men yû’minu bil âhireti mimmen huve minhâ fî şekk(şekkin), ve rabbuke alâ kulli şeyin hafîz (hafîzun).

Ve onun (iblisin) onlar üzerinde bir sultanlığı (nüfuzu, tesiri) yoktu. Ahirete (hayatta iken ruhunu Allah’a ulaştırmaya) inanan kişi ile ondan (Allah’a ulaşmaktan) şüphe içinde olanları bilmemiz için (iblisle onları imtihan ettik). Ve senin Rabbin herşeyi hıfzedendir.

5/MÂİDE - 105

Yâ eyyuhâllezîne âmenû aleykum enfusekum, lâ yadurrukum men dalle izâhtedeytum, ilâllâhi merciukum cemîân fe yunebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

Ey âmenû olanlar! Nefsleriniz, üzerinizedir (nefsinizin sorumluluğu üzerinize borçtur). Siz hidayette iseniz, dalâletteki bir kimse size bir zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O zaman yapmış olduğunuz şeyleri size haber verecek.

Siz hidayet üzere olduktan sonra, hidayete adım attıktan sonra dalâlettekiler size bir zarar veremezler. Âmenû olanlar ve Rab’lerine tevekkül edenler için de şeytanın yaptırım gücü yoktur.

Kişinin tevekkülü Allahû Tealâ’ya ulaştıktan sonra da artarak devam ederse şeytanın yaptırım gücü etkili olamaz ve zikirlerini, ibadetlerini artırıp her gün biraz daha Allah yolunda ilerlerler.

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de bunu bildiriyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 24 Ekim 2026Son güncelleme: 24 Ekim 20263 dk okuma0