Muhterem Hocam, Kur'ân-ı Kerîm'de geçen "Mehdi" kavramı ne ifade ediyor?
Soru
Muhterem Hocam, Kur'ân-ı Kerîm'de geçen "Mehdi" kavramı ne ifade ediyor?
Cevap
Muhterem Efendimiz, "Hüda" kelimesi, "Hidayet" kelimesi, "Mehdi" kelimesi hepsi aynı kökten gelir buyuruyor. Mehdi; hidayete eren ve başkalarını da hidayete erdiren manasını içeriyor. Her devirde devrin imamı Kur'ân'daki asıl manasıyla Mehdi'dir, yani insanları hidayete erdirir.
Bütün peygamberler yaşadıkları dönemde hidayete erdirirler. Enbiyâ Suresinin 73. âyet-i kerimesi bunu açıklıyor:
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Nebîler arasında Fetret dönemi var. Bunların olmadığı dönemlerde velî resûllerden bir tanesini Allahû Tealâ, Secde Suresinin 24. âyet-i kerimesine göre vekâleten devrin imamı (hidayete erdiren) olarak vazifeli kılıyor.
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Mehdi kelimesi aynı zamanda hidayete erdirmeye vesile olanlar için de kullanılabilir. Gerçekten de her devrin imamı bir resûldür ve Allahû Tealâ, Yâsîn Suresinin 21. âyet-i kerimesinde: "O resûllere tâbî olun ki o resûller sizden ücret talep etmezler, onlar hidayete erenlerdir." buyuruyor.
36/YÂSÎN-21 İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
(Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir).
İşte bu devrin imamının dışındaki bütün mürşidler, hidayete vesile olanlardır. Kur'ân-ı Kerîm de bir hidayet rehberidir, hidayete erdirir; O da Mehdi'dir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, İ'tisam 1, Fedâilü' l-Kur'ân 1; Müslim, Îmân, 279
"Gönderilen her peygambere, insanların hidayetine vesile olacak bir mucize muhakkak verilmiştir. Bana verilen de Allah'ın bana vahyettiği kelâm nev'inden olan Kur'ân-ı Kerim'dir."
Öyleyse devrin imamı hidayete erdirendir. Onun olmadığı dönemde kavim resûlleri arasında seçilen, Secde 24'e göre vekâleten devrin imamı hidayete erdirir. Diğerleri hidayete vesile olanlardır ve Kur'ân-ı Kerîm de bu manasıyla hidayete erdiren devrin imamıdır. Ama hidayete vesile olanlar, devrin imamının dışındaki herşey olarak ifade edilebilir. Her peygambere Allah'ın indirdiği kitapların hepsi birer hidayet rehberidir, hidayete erdirecek muhtevayı taşırlar; hidayet rehberi, yani hidayete vesile olanlar olarak zikredilebilirler.
Öyleyse; bir hidayete erdiren (asaleten ve vekâleten) devrin imamı var. Bir de hidayete vesile olanlar var. Hidayete erdiren asaleten ve vekâleten devrin imamının dışındakilerin hepsi (ister velî resûller, ister velî mürşidler, ister kutsal kitaplar olsun) hidayete vesile olanlar olarak ifade edilebilir.