Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de kısas hükmünün temsil tezkiye edilemeyenler için mi verilmiştir? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de kısas hükmünün temsil tezkiye edilemeyenler için mi verilmiştir? Açıklar mısınız?
Cevap
Nefsini tezkiye edemeyenler için aslında kısas hükmü toplumun içindir. Toplumun dini adalettir. Kısas adalet hükmünü ifade ediyor. Dikkat ederseniz Mâide 45’te Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:
5/MÂİDE-45 Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curuha kısâs(kısâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâratun lehu ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Onun içinde (Tevrat’ta) onlara, cana can ile, göze göz ile, buruna burun ile, kulağa kulak ile, dişe diş ile ve yaralamalara karşı kısas olduğunu yazıp farz kıldık. Kim onu bağışlar da (kısas hakkından vazgeçerse) artık o kendisi için (günahlarına) kefâret olur. Ve kim, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar zâlimlerdir.
“Kısası tatbik edin.” diyor. "Tevrat’ta onları yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş, yadalarına karşı" yani kısas tatbik ediliyor. Farz kıldı. Ama kim onu bağışlar da kısas hakkından vazgeçerse, onun kendisi için günahlara kefaret olur. Affederse günahlara kefaret olur. Affedebilenler de tarîkattır yani. Kısas şeriatı, af tarikatı, kötülüğe karşı hayırla mukabele etmesi de hakikati içeriyor. Üç tür davranış biçimi. Allah razı olsun.