Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de yer almasına rağmen hidayet ve benzeri kavramlar bilerek mi insanlara anlatılmıyor?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’de yer almasına rağmen hidayet ve benzeri kavramlar bilerek mi insanlara anlatılmıyor?
Cevap
Allahû Tealâ Hicr Suresinin 9. âyet-i kerimesinde:
15/HİCR-9 İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.
Her devirde Allah’ın dostları da var ve tâgut şeytanın dostları da var. İşte bu tâgut dostları Kur’ân-ı Kerim’i bilmiyorlar. Bakara Suresinin 78.âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).
Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.
Ama Allahû Tealâ nasıl emrinin peşinden koşan tâğut şeytanın dostları varsa Allah’ın katından İsrâ Suresinin 15.âyet-i kerimesinde:
17/İSRÂ-15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).
Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
Her devirde Allah’ın dostları da var ve bu dostlar, Allah’ın resûlleri art arda kesintisiz olarak gönderiliyor.
Kur’ân-ı Kerim’i incelediğimiz zaman 73 âyet-i kerimede 19 fiille hidayet anlatılıyor. 14 asırdır İblis Kur’ân-ı Kerim’in bir tek harfini bile değiştirmeye muktedir olamamış. Ama ne yazık ki korkunç bir şeyi başarmış. 14 asırda yazılan binlerce kitapla adım adım İslam dinini Allah’ın standartlarından çıkartmış, insanları cehenneme götürecek bir din haline getirmiş.
herşey kaybolduğu için, insanların kurtuluş ümidi sıfırlandığı için; Allahû Tealâ her devirde birilerini, insanları kurtaracak olan evvelce açıkladıkları şeyleri bir defa daha açıklar. Ama çoğu insan ilimleri yeterli olmadığı için bunu reddetmeye, inkâr etmeye devam etmektedir.
Nisâ Suresinin 167, 168, 169. âyet-i kerimelerinde:
4/NİSÂ-167 İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi kad dallû dalâlen baîdâ(baîden).
Muhakkak ki inkâr edenler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar (saptırmış olanlar), (mürşidlerine ulaşmadıkları için) uzak bir dalâletle sapmışlardır.
4/NİSÂ-168 İnnellezîne keferû ve zalemû lem yekunillâhu li yagfira lehum ve lâ li yehdiyehum tarîkâ(tarîkan).
Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mağfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir.
4/NİSÂ-169 İllâ tarîka cehenneme hâlidine fîhâ ebedâ(ebeden). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.
Ama Allahû Tealâ aynı zamanda resûlleri ile birlikte insanları Sıratı Mustakîm’e de ulaştırıyor. İşte kim Allah’ın resûlüne ulaşır, tâbî olursa Allahû Tealâ onları Sıratı Mustakîm’e ulaştıracağını buyuruyor. Fâtiha Suresinin 7.âyet-i kerimesinde:
1/FÂTİHA-7 Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).
O yol (SIRATI MUSTAKÎM) ki; üzerlerine ni'met verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Kim Allah’ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olursa, tâbî olduğu anda devrin imamının ruhu bir ni’met olarak kişinin başının üzerine gelip yerleşir ve o kişi Sıratı Mustakîm’dedir.
Öyleyse ne diyor Nisâ 167, 168, 169’da; bunlar kâfirdir, insanları Allah yolundan saptırırlar. Onlar Sıratı Mustakîm’e ulaştırmaz, tarîki cehenneme ulaştırılır. Ama öyle insanlar da var ki onları Allahû Tealâ Sıratı Mustakîm’e ulaştırıyor. Sıratı Mustakîm’e ulaştırılanlar aynı zamanda tarîki Mustakîm’e de ulaştırılıyor ve Allah’ın dizaynı bu. 14 asır evvel sahâbenin yaşadığı Kur’ân’daki İslam ancak bununla yaşanabiliyor.
Allah razı olsun.