Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’e göre bilenler kimlerdir? Bilmeyenler kimlerdir?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim’e göre bilenler kimlerdir? Bilmeyenler kimlerdir?
Cevap
Allahû Tealâ Zumer 9’da:
39/ZUMER-9 Em men huve kânitun ânâel leyli sâciden ve kâimen yahzerul âhirete ve yercû rahmete rabbih(rabbihî), kul hel yestevilllezîne ya’lemûne vellezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne), innemâ yetezekkeru ulûl elbâb(elbâbi). Gece boyunca secde ederek ve kıyamda (ayakta) durarak kanitin olan, ahiretten çekinen (korkan) ve Rabbinin rahmetini dileyen mi? De ki: “(Hiç) bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak ulûl’elbab (daimî zikir sahipleri) tezekkür eder.”
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”
Yûnus 7-8:
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
“Onlar bize ulaşmayı dilemezler. Onlar dünya hayatından razıdırlar. Onlar âyetlerden gâfildirler. Onların gideceği yer cehennem.” Âyetlerden gâfil olanlar, bilmeyenlerdir.
Ama Rûm 31; onlarda bilenlerdir.
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Bilme muhtevası Allah’a ulaşmayı dilemekle başlıyor. Bilenler, Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Faydasız ilmin sahipleri, Allahû Tealâ bilmeyenler safında mütalaa ediyor. Bunlar Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlardır. Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.
Öyleyse bilenler, Allah’a ulaşmayı dileyenler; bilmeyenler de Allah’a ulaşmayı dilemeyenler.
Her zaman Efendimiz’in verdiği bir kıssa var, baba erenler: Mezuniyet sefası gereği (kayıkla) baba erenlerin kayığına biniyorlar ve Boğaz gezintisine çıkıyorlar. Tabiî okuldan öğrendikleri bilgilerin şımarıklığı içerisinde baba erenlere sual soruyorlar. — Sen matematik biliyor musun? — Hayır. Öbürü diyor: — Sen kimya biliyor musun? — Hayır. — Matematik bilmeyen için ömrünün %10’u gitti. Fizik bilmiyorum diyen kişi için %10’u daha. — Kimya biliyor musun? — Hayır. — %10’u daha. İşte o sırada adeta bir kasırga, bir tayfun baba erenlerin imdadına yetişir gibi ne yapıyor? Sağa sola yalpalıyor kayık ve baba erenler gülümseyerek: — Siz de yüzme biliyor musunuz, ey beyler? diyor. Onlar da: — Bilmiyoruz. — Ömrünüzün tamamı gitti.
İşte burada da Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için ömrün tamamı gidiyor. Bu dilek yoksa, ondan sonra kişinin ibadeti ne olursa olsun, onun kurtuluşa ulaşması mümkün değil.
Bu dilek, o kişiyi 19 negatif özellikten kurtarıyor. Âyetlere şüpheden, gafletten kurtarıyor, şirkten kurtarıyor, küfürden kurtarıyor, dalâletten kurtarıyor, fısktan kurtarıyor, cehaletten kurtarıyor, zulümden kurtarıyor, isyandan, fitneden, sağır, dilsiz, kör olmaktan, şeytanın kulu dostu olmaktan, fırkalara ayrılmaktan, gayy yolundan, şeytana dost olmaktan kurtarıyor, ameli boşa gitmekten kurtarıyor, cehennemden kurtarıyor ve îmân sahibi mü’min yapıyor ve hidayette kılıyor onu.
İşte Rûm 31, kurtuluşa ulaşan kişinin takva sahibi olduğunu buyuruyor. Allah razı olsun.