Muhterem Hocam, Kur’an-ı Kerim’e göre zekâtımızı yüzde kaçını vermemiz gerekiyor? Hangi ayetlerde geçiyor, açıklayabilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’an-ı Kerim’e göre zekâtımızı yüzde kaçını vermemiz gerekiyor? Hangi ayetlerde geçiyor, açıklayabilir misiniz?

Cevap

"Zekâtla ilgili çok ayet vardır sevgili kardeşim. Bakara Suresi’nin 43. ayet-i kerimesinden başlarsak:

2/BAKARA-43 Ve ekîmûs salâte ve âtûz zekâte verkeû mear râkiîn(râkiîne). Ve namazı kılın (ikame edin) ve zekâtı verin. Ve rükû edenlerle beraber rükû edin.

“Namazı kılın, zekâtı verin.” Daha sonra birçok ayet-i kerimede Allahû Tealâ: “Namazı kılın, zekâtı verin.” diyor.

98/BEYYİNE-5 Ve mâ umirû illâ li ya’budûllâhe muhlisîne lehud dîne hunefâe ve yukîmûs salâte ve yu’tûz zekâte ve zâlike dînul kayyimeh(kayyimeti). Ve onlar, Allah için hanifler olarak dînde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyum dîn (kıyâmete kadar devam edecek dîn) budur.

24/NÛR-37 Ricâlun lâ tulhîhim ticâratun ve lâ bey’un an zikrillâhi ve ikâmis salâti ve îtâiz zekâti yehâfûne yevmen tetekallebu fîhil kulûbu vel ebsâr(ebsâru). Ticaretin ve alışverişin, onları Allah’ın zikrinden, namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlar ki (onlar), kalplerin ve gözlerin (dehşetten) döneceği günden korkarlar.

Ve daha bununla ilgili belki de yüzlerce ayet-i kerime zekâtla alakalı; kazancımızın %2,5’u zekât, %2,5’u da birr olmak üzere, Allahû Tealâ bir bütün olarak Bakara Suresi 177. ayette açıklıyor.

BAKARA – 177: Leysel birre en tuvellû vucûhekum kibelet maşrıki vel mağribi ve lâkinne’l birre (1) men âmene billâhi (2) vel yevmil âhıri (3) vel melâiketi (4) vel kitâbi (5) ven nebiyyîn (nebiyyîne), ve âtel mâle alâ hubbihî (1) zevil kurbâ (2) vel yetâmâ (3) vel mesâkîne (4) vebnes sebîli, (5) ves sâilîne (6-7) ve fî’r rikâb (rikâbi), (1) ve ekâmes salâte (2) ve âtez zekât (zekâte), (3) vel mûfûne bi (4) ahdihim izâ âhedû (âhedû), (5) ves sâbirîne fîl be’sâi ved darrâi ve hînel be’si ulâikellezîne sadakû, ve ulâike humul muttekûn (muttekûne). Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki îmânı yansıtan) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin birr, kişinin, (1) Allah’a, (2) yevm’il âhire (Allah’a ulaşılan sonraki güne, hidayet gününe, vuslat gününe) (3) meleklere, (4) Kitab’a ve (5) peygamberlere îmân etmesi ve sevdiği maldan, (1) akrabalara (yakınlık sahiplerine) (2) yetimlere, (3) miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara, muhtaçlara), (4) yolda kalmış yolculara, (5) isteyen (muhtaçlara) (6) köle ve (kurtulmaları için) (7) esirlere vermesi ve namazı kılması, zekâtı vermesidir. Ve (Allah’a ve insanlara) ahd verdikleri zaman ahdlerine vefa edenler (yerine getirenler), zorlukta ve darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabredenler, işte onlar sadık olanlardır. İşte onlar muttekîlerdir (takva sahibi olanlardır).

Burda da bir kere daha Allahû Tealâ bir bütünü ifade ediyor.

Allahû Tealâ Hucurât Suresi 15. ayet-i kerimesinde:

49/HUCURÂT-15 İnnemel mû’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî summe lem yertâbû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâh(sebîlillâhi), ulâike humus sâdikûn(sâdikûne). Mü’minler ancak onlardır ki, Allah’a ve O’nun Resûlü’ne îmân ettiler. Sonra da şüpheye düşmediler. Ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, onlar sadıklardır.

“Mü'minler o kimselerdir ki Allah’a ve Resûlü'ne îmân ettiler, sonra şüpheye düşmediler ve Allah yolunda mallarıyla ve nefisleriyle cihat ettiler. İşte sadıklar onlardır.” buyrulmaktadır.

Öyleyse görüyorsunuz ki; Allah yolunda olmak (1), Allah yolunda cihad etmek (2), Bu cihat hem mal ile, hem de kişinin nefsine karşı cihadı söz konusu. Nefse karşı cihad Ankebût Suresinin 5 ve 6. ayet-i kerimesinde:

29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu). Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

29/ANKEBÛT-6 Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsihî, innallâhe le ganiyyun anil âlemîn(âlemîne). Ve kim cihad ederse, o taktirde sadece kendi nefsi için cihad eder. Muhakkak ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).

Bütün bunlar bir araya geldiğinde; mal ile cihadın kazancımızın %2,5’u zekât 52,5'u birr olarak verilmesi gerektiğini öğreniyoruz. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma3