Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerîm'in devre dışı kaldığı bir din üretimiyle felâha ermek mümkün müdür?

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerîm'in devre dışı kaldığı bir din üretimiyle felâha ermek mümkün müdür?

Cevap

Hayır. Kur’ân-ı Kerîm'i Allahû Tealâ "furkân" olarak indirmiştir. Furkan, Hakkı bâtıldan ayıran ölçüdür. Ve Hicr Suresinin 9 âyet-i kerimesinde: “Bu zikri biz indirdik, onu biz koruyacağız.” buyuruyor.

15/HİCR-9 İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).

Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.

Öyleyse din için elzem olan ne varsa hepsini Allah Kur’ân-ı Kerîm'e koymuştur. Fussilet Suresinin 44 âyet-i kerimesi:

41/FUSSİLET-44 Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).

Ve eğer O’nu (Kitab’ı), yabancı dil bir Kur’ân kılsaydık, mutlaka: “O’nun âyetleri açıklanmalı değil miydi?” derlerdi. Araba yabancı dil mi? De ki: “O, âmenû olanlar için hidayet ve şifadır. Ve mü’min olmayanların kulaklarında vakra vardır. O (Kur’ân), onlara karşı körlüktür (şifa ve hidayet değildir). İşte onlara uzak bir yerden seslenilir.”

Kimdir âmenû olanlar? Allahû Tealâ Hûd 29’da Nûh (A.S):

11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).

Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

Öyleyse Kur’ân âmenû olanlar için hidayet ve şifadır. Âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. Yani Kur’ân, Allah'a ulaşmayı dileyenler için hidayet ve şifadır.

Kim kalben Allah'a ulaşmayı diliyorsa Allah'ın verdiği söz gereğince Şûrâ 13’te mutlaka o kişinin ruhunu kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.

42/ŞÛRÂ-13 şerrea lekum mined dini mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dine ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şerriati); “dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şerriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Bu, o kişi için Kur’ân-ı Kerîm'in hidayet olmasıdır. Ve şifa devam eder de daimî zikre ulaşırsa o zaman kalbindeki bütün hastalıklar temizlenir, yerine 19 fazilet gelir.

Ama ne yazık ki iblis de boş durmuyor. İnsanların nefsine tesir etmek suretiyle Bakara 78-79’a göre Kur’ân-ı Kerîm'e tam muhalif el yazması kitapları yazdırıyor.

2/BAKARA-78 Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Ve onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zanda bulunuyorlar.

2/BAKARA-79 Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).

Artık elleriyle (emaniyye bilgiler içeren) kitabı yazanların vay haline! Sonra da onu (bu yazdıklarını) az bir bedel karşılığında satmak için: “Bu Allah’ın indindendir.” derler. İşte onlara yazıklar olsun, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı ve yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

Ve bu Kur’ân-ı Kerîm'e muhalif el yazması kitaplar Kur’ân-ı Kerîm’de “emaniyye” olarak zikrediliyor. İnsanlar emaniyye ile din yaşıyorlar.

dinin kaynağı Kur’ân'dır. Bugün bütün dünyada dinin temel kaynağı Kur’ân'dır. Çünkü hiçbir harfi değiştirilmemiştir. Ne sayfa yapısı ne âyetleri 14 asırdır hiçbir şeyi değiştirilmemiştir. Allah'ın koruması altında olan bir Kur’ân, bütün kâinata Allah'ın dinini öğretmektedir.

Peki ama ya öğrenenler ve öğretenler, onu öğretmiyor ve öğrenmiyorsa? O zaman insanların kurtuluşa ulaşması mümkün değildir. İnsanlar Kur’ân-ı Kerîm'i değil, din zannettikleri emânî bilgileri insanlara öğretiyorlar.

Ve ne yazık ki insanlar sadece cehenneme giriyorlar, bu yanlış öğreti ile. Yani insanların doğru bildiği yanlışlarla dini yaşaması hiçbir zaman hedefine ulaşmasını mümkün kılmıyor. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 15 Ekim 20264 dk okuma2