Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'in lafzı ve ruhu neyi ihtiva ediyor?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân-ı Kerim'in lafzı ve ruhu neyi ihtiva ediyor?
Cevap
Allahû Tealâ Bakara Suresinin 150. âyet-i kerimesinde: "Şeytanın dostlarından (onlardan) korkmayın. Benden (sizin üzerinizdeki sevgimin azalacağından) korkun. Sizin üzerinizdeki ni’metimi tamamlayayım. Böylece hidâyete erersiniz." diyor.
2/BAKARA-150 Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil harâm(harâmi), ve haysu mâ kuntum fe vellû vucûhekum şatrahu li ellâ yekûne lin nâsi aleykum huccetun, illâllezîne zalemû minhum fe lâ tahşevhum vahşevnî ve li utimme ni’metî aleykum ve leallekum tehtedûn(tehtedûne). Nereden çıkarsan çık, bundan sonra (namazda) vechini (yüzünü) Mescid-i Haram yönüne çevir. Ve nerede olursanız olun, yüzlerinizi o yöne çevirin ki, insanların sizin aleyhinizde (kullanabilecekleri) delil olmasın. Onlardan zulmedenler hariç, artık onlardan korkmayın. Ben'den (sizin üzerinizdeki sevgimin azalacağından) korkun ki, sizin üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım da böylece hidâyete eresiniz.
Burada ni'metin üzerimize verildiği yer kişinin mürşidimize tâbî olunduğu yerdir. Ni'metle birlikte görevlerimiz bir bir sayılıyor. Bakara 151'de O size âyetleri tilâvet ediyor, O sizin nefsinizi tezkiye ediyor, O size Kitab'ı öğretiyor, O size hikmeti öğretiyor, hikmetin ötesini O size öğretiyor.
2/BAKARA-151 Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne). Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
NEBÎ RESÛL'LERİN 5 GÖREVİ BAKARA – 151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (1) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (2) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (3) size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (4) hikmeti öğretsin ve (5) (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
Özellikle birinci görev olan âyetlerin tilâveti ilk 14 basamağa kadar olan kesimi ifade ediyor. İkinci görev sizin nefsinizi tezkiye ediyor. Aslında nefs tezkiyesiyle birlikte sizin ruhunuzu Allah'a ulaştırıyor, sizin nefsinizi tezkiye ediyor ve sizin fizik vücudunuz şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul oluyor aynı zamanda irade de güçleniyor. Bu, Kur’ân-ı Kerim'in lafzı mânâsıdır. Ondan sonra Kur’ân-ı Kerim'in ruhuna giriliyor. Yani ruhun Allah'ın Zat'ına ulaşması.
Kur’ân-ı Kerim'in lafzı mânâsı 7 kademede nefs tezkiyesi, Kur’ân-ı Kerim'in lafzı mânâsı fizik vücudun şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olması ve iradenin güçlenmesi Kur’ân-ı Kerim'in lafzi mânâsını muhtevasını alıyor. Ama ondan sonraki kesimde size Kitab'ı öğretiyor ve hikmeti öğretiyor, hikmetin ötesini öğretiyor. Kitab'ın öğretilmesi Kur’ân-ı Kerim'in ilk 4 ruhunu ihtiva ediyor. Hikmetin öğretilmesi ise ondan sonraki 3 tane ruhu muhtevasına alıyor; ulûl’elbab, ihlas ve salâh. Hikmetin ötesinin öğretilmesi ise irade tesliminden sonra gerçekleşir. Böylece Kur’ân-ı Kerim'in lafzı mânâsı ve ikincisi ruhu mânâsı iki bölümde teşekkül ediyor.
Lafız kelime mânâsı, ruh bu kelime mânâsının arkasındaki gerçek hüviyettir. Yani lafzı mânâ ilmi ama ruhu ise ilmin ötesini, ilmin uzantısı olan irfanı, hikmeti ve hikmetin ötesini içeriyor. Bir lisanı bilmek o lisanın ruhunu anlamaya hiçbir zaman yeterli değildir. Lafzı da bir öğreten olduğu kadar daha öğrenilebilir. Kişi velî olana kadar öğrenilen şey sadece lafızdır. Ne zaman kişi nefsini tezkiye eder, Allah'ın evliyası olur, ondan sonra bu kişi bir adım atar, yeni bir noktaya ulaşır, burası Kur’ân-ı Kerim'in ruhudur. Velâyetin her makamında sadece bir ruha girilebilir. Dolayısıyla Fenâ Makamı'nda 1. ruh, Beka Makamı'nda 2. ruh, Zühd Makamı'nda 3. ruh, Muhsinler Makamında 4. ruh...
7 velâyet makamı ve Kur’ân-ı Kerim'in 7 ruhu. Fena Makamı 1. ruhu ihtiva ediyor, Beka Makamı 2. ruhu ihtiva ediyor, Zühd Makamı 3. ruh, Muhsinler Makamı 4. ruh, Ulûl’elbab Makamı 5. ruh, İhlas 6. ruh ve Salâh Makamı 7. ruhu ihtiva ediyor.
7 VELâyet MAKAMI (KUR'ÂN'IN 7 RUHU) 1. FENÂ (Ruhun Teslimi) ÂLİ İMRÂN - 14 …Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O’nun katındaki en güzel sığınaktır. YÛNUS – 25 Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ını ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır. 2. BEKÂ MEÂRİC – 41 Onlardan daha hayırlısı ile değiştirmeye (onların yerine getirmeye)! Ve Biz, önüne geçilebilecek (engellenebilecek) değiliz. EN’ÂM – 127 Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur. 3. ZÜHT YÛSUF – 20 Ve onu (Yusuf’u) az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü ona karşı zahidlerden idiler. AHZÂB – 41,42 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikredin (günün yarısından fazla zikredin). Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin. 4. MUHSİNLER (Fizik Vücut Teslimi) NİSÂ – 125 Ve hanif olarak Hz. İbrâhim’in dinine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dinen daha ahsen kim vardır. A’RÂF – 56 Islah olduktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Allah’tan korkarak ve ümitle yalvarın. Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır. 5. ULÛL’ELBÂB ÂLİ İMRÂN - 190,191 Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbâb için elbette âyetler (deliller) vardır. Onlar (ulûl elbâb), lübblerinin (Allah’ın sır hazinelerinin) sahipleridir, ayaktayken, otururken, yanları üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler. 6. İHLÂS (Nefsin Teslimi) BAKARA – 139 …Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız). BEYYİNE – 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde hâlis kullar olmaktan (nefslerini hâlis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekât vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. 7. SALÂH (İradenin Teslimi) TAHRÎM – 8 Ey âmenû olanlar! Allah’a Nasûh Tövbesi ile tövbe ediniz! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahcup etmez. Onların nurları, önlerinden ve sağlarından koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla, bizi mağfiret et.” derler.
İnsanların kurtuluşu açısından Kur’ân'ın ruhunu öğrenmek önemli midir? Bakara 151 ile Vel Asr Suresi arasında bir illiyet rabıtası var. Asırlardan beri kitaplardan öğrenilen ilim Kur’ân'ın lafzı mânâsıdır. O mânânın bile bütününü ihtiva etmemektedir. Kişi Kur’ân-ı Kerim'in ruhunu bilmiyorsa hep lafzından hareket edecektir. Ama kelime yapısı itibariyle âyetlere bakarsanız hep aldanırsın.
Kur’ân-ı Kerim bir bütündür. Kişi o tilâvet ettiği Kur’ân âyetlerinde ne lafzı mânâyı ne de lafzın arkasındaki 7 ayrı ruhu öğrenebilir. 7 ruhu bilmiyorsa Kur’ân-ı Kerim'i istediği kadar en üst Arapça okuyabilenlerden olsun ve güzel öğrensin, bu okuması onu cennete, kurtuluşa ulaştıramaz. Halbuki Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "En hayırlınız, Kur’ân-ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir." buyuruyor.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: (Buhari, Fezailül Kur’ân 21) Kaynak: Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57. Hayrukum men teâlleme elkur’âne ve âllemehu “Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir.” “Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELÎNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ’DİR.”
Devrin imamı açısından düşünürsek, Kur’ân-ı Kerim'i öğrenen (Allah'tan öğrenen) ve öğretendir. İster diğer mürşidler (hidâyete vesile olanlar) açısından düşünürsek onlar da Kur’ân-ı Kerim'i devrin imamından öğrenen ve diğer insanlara öğretenlerdir. Yani şartlar ne olursa olsun her zaman öğrenen ve öğreten birisi var. Devrin imamı Allah'tan öğreniyor ama diğer bütün insanlara öğretiyor. Hidâyete vesile olanlar devrin imamından öğreniyor, diğer insanlara öğretiyor ve sırayla bu şekilde bir muhteva söz konusu. Ama bu olay öyle bir değiştirilmiş ki, "Aranızın en hayırlınız, Kur’ân-ı Kerim'i tecvitle okumasını öğrenen ve öğretendir." şekline dönüşmüş. Halbuki Kur’ân-ı Kerim'de tecvitle okuyacaksınız diye bir âyet yok. Ama bu söylediğim Kur’ân-ı Kerim'in ruhlarını öğrenmeniz gerekir diye Bakara 151 bunu açıklıyor. Vel Asr Suresi Kur’ân'ın ruhunu açıklıyor. Öyleyse zaman içerisinde kavramların içi boşaltılmış ve tamamen insanlar bid'atlere teslim edilmişler.