Muhterem Hocam, Kur’ân meali okuyorum. Âli İmrân Suresi’nin 8. âyetinde “Rabbimiz, kalplerimizi saptırma” ve İbrâhîm Suresi’nin 4. âyet-i kerimesinde ise “Allah dilediğini hidayete

Soru

Muhterem Hocam, Kur’ân meali okuyorum. Âli İmrân Suresi’nin 8. âyetinde “Rabbimiz, kalplerimizi saptırma” ve İbrâhîm Suresi’nin 4. âyet-i kerimesinde ise “Allah dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini sapıklıkta bırakır.” deniyor. Allah insanın kalbini saptırır mı da böyle dua ediliyor? Allah insanı sapıklıkta bırakır mı? Meallerde mi yanlışlık var, yoksa benim bilmediğim bir husus mu var? Açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşim, gerçekten de Âli İmrân Suresi’nin 8. âyet-i kerimesinde:

ÂLİ İMRÂN-8: Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).

Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra, kalplerimizi saptırma. Senin katından bize vehbi olarak rahmet bağışla. Muhakkak ki sen, Vehhab'sın (vehbi olarak bağışlayansın).

Eğer kişi fıska düşerse, Nahl Suresi’nin 106. âyet-i kerimesi:

NAHL-106: Men kefere billâhi min ba’di îmânihî illâ men ukrihe ve kalbuhu mutmainnun bil îmâni ve lâkin men şereha bil kufri sadran fe aleyhim gadabun minallâh(minallâhi), ve lehum azâbun azîm(azîmun).

Kalbi îmânla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan kimse hariç, fakat kim îmânından (hidayete erdikten) sonra Allah'ı inkâr ederse ve kim küfre göğüs açarsa (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse, kişinin küfrü talebi sebebiyle, Allahû Tealâ, onun göğsünü küfre açar, şerh eder), artık Allah'tan bir gazap onların üzerinedir ve onlar için azîm azap vardır.

Allah Teâlâ ne buyuruyor? “Kim imandan sonra küfre düşerse, ama kalbi imanla mutmain olmuş olduğu halde zorlanan hariç. Lâkin…" İşte burada Allah Teâlâ fıska düşen, zikri bırakan, mürşidden şüphe edenin küfrü…

"Kim küfre göğüs açarsa, (irşad makamından şüphe edip fıska düşerse,) kişinin küfrü talebi sebebiyle Allah Teâlâ onun göğsünü küfre açar (şerh eder)." Yoksa onun davranışı bu olmadıkça elbette Allahû Tealâ kimseyi bir şey yapmaz.

Şimdi, Âli İmrân Suresi’nin 8. âyetinde “Rabbimiz, kalplerimizi saptırma”; İbrâhîm Suresi’nin 4. âyetinde ise “Allah dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini sapıklıkta bırakır.”

Başlangıç noktasında herkes 19 negatif özelliğin sahibidir.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ

1. Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Yûnus-7 / Nahl-78

2. Şirktedir. Zumer-65

3. Küfürdedir. Sebe-20

4. Dalâlettedir. Ra’d-27

5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhrûf 40 / En’âm 39 -122 / Enfâl 24

6. Fısktadır. Bakara-26

7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17

8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43

9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27

10. Cahildir (akletmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142

11. İsyandadır. Yûnus-11

12. Sebîlel gayy’dadır. Arâf-146

13. Fitnededir. A’râf-27 / Enfâl-28

14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103

15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65

16. Takva sahibi değildir. Rûm-32

17. Mü’min değildir. Sebe-20

18. Hidayette değildir. Yûnus-45

19. Gideceği yer cehennem. Mu’minûn-103 / A’râf-178

Bu 19 negatif özellikten bir tanesi de küfürdür, dalâlettir. Herkes başlangıç noktasında dalâlette. Ama Ra'd 27’ye göre:

RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve

O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).

“O dalâlette olanlardan her kim Allah’a yönelir, Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onun ruhunu Kendisine ulaştırıyor. Ama o dalâlette olanlardan Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri yine dalâlette bırakıyor.

Allah onları dalâlete düşürmüyor, dalâlette bırakıyor. Allahû Teâlâ açıkça, “De ki: Muhakkak Allah dilediği kimseyi dalâlette bırakır.” Dalâlettedir. Allah’a ulaşmayı dilemediği için Allah Rahîm esmasıyla tecelli etmez, onları dalâlette bırakır. Ama onun yanında bu dalâlette olanlardan kim Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah’a yönelirse Allah Rahîm esmasıyla tecelli eder, onun ruhunu Kendisine ulaştırır.

“Allah insanın kalbini saptırır mı da böyle dua ediliyor?” Yani bu duayı yapan kişi fıska düşmemek için bu talebin sahibi. Çünkü kişi zikri bırakır ve mürşidinden şüphe ederse o zaman otomatik olarak Allah’ın kanunları devreye girer.

“Allah insanı sapıklıkta bırakır mı?” Evet. Başlangıç noktasında herkes dalâlette. O dalâlette olanlardan Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri kendi hâlinde bırakır.

"Meallerde mi yanlışlık var, yoksa benim bilmediğim bir husus mu var?” Evet, bilmediğin bir husus var. Yanlışlık yok. Herkes dalâlette. O dalâlette olanlar hidayet davetine muhatap oluyor. Daveti kabul edenler var, etmeyenler var. Daveti kabul etmeyenleri Allah dalâlette bırakıyor. Daveti kabul edenleri de hidayete erdiriyor.

Ama hidayete erdikten sonra tekrar zikri bırakır, mürşidinden şüphe ederse, o zaman Allahû Teâlâ onların kalbini küfre açıyor, onların durumu sebebiyle. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 28 Ekim 2026Son güncelleme: 28 Ekim 20264 dk okuma1