Muhterem Hocam, Kur’ân’ın lafzını Allah’a ulaşmayı dilemeyen din adamları açıklayabilir mi?
Soru
Muhterem Hocam, Kur’ân’ın lafzını Allah’a ulaşmayı dilemeyen din adamları açıklayabilir mi?
Cevap
Hayır, sevgili kardeşlerim, Allah’a ulaşmayı kalben dilemeyen herkes Allah’a göre sağır, dilsiz ve kördür. Dolayısıyla sağır, dilsiz ve kör olanlar Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerine mânâ verdiği zaman sadece kendi zanlarına göre yorumlarlar. İşte Allah Resûlü hadîsinde diyor ki:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Vasâyâ 8, Nikâh 45, Ferâiz 2, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 56.
Ebu Hureyre’den nakledilen bir Hadîs:
""Zandan sakının. Zira zan sözlerin en yalanıdır.""
Faydasız ilmin sahipleri, onlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenler, şeytanın da onlara tesiriyle bir emânî kültürü oluşturmuşlardır. Sebebi ne? Bunlar sağır, dilsiz ve körlerdir; ulaşmayı dilemedikleri için hassalarına Allah engeller koymuştur. Hele hele ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmayı inkâr ettikleri için “Ruh insana hayat verir, ruh vücuttan çıkınca kişi ölür, ancak ölümle insanın ruhu Allah’a ulaşır.” dedikleri için Allahû Tealâ onlara Rahîm esmâsıyla tecellî etmiyor. Ve onlar hassalarına engel konduğu için sağır, dilsiz ve kör olarak âyetlere mânâ veriyorlar. İşte sağır, dilsiz ve körlerin âyetlere verdiği mânâ hiçbir zaman hakikat değil, zandır. Ve âyet-i kerîmelerde “Zandan sakının, zan sözlerinin en yalanıdır.” buyruluyor. Allah Resûlü: “Zancılardandan önce ilim öğrenin. Zan, hakikatin yerini tutamaz.” buyuruyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Kütüb-i Sitte, İlim Bölümü, Ravi. Ukbe İbnu Amir, Hadis: 4112
""Zancılardan önce ilim öğrenin.""
Yani Allahû Tealâ iki grup insandan bahsediyor, Kur’ân-ı Kerîm’e göre: Zanna tâbî olanlar ve vahye tâbî olanlar. Vahiy, Allah’ın hakikatidir, Allah’ın sözleridir; zan ise insanların düşüncesinin ürünüdür. Ama bu insanlar sağır, dilsiz ve körlerdir; câhiller, zanlara tâbî olanlardır.
CAHİLLER - ZANLARINA TÂBÎ OLANLAR
1. NİSÂ-157 …. Ve muhakkak ki onun hakkında ihtilafa (anlaşmazlığa) düşenler, ondan (bu hususda) mutlaka şüphe içindeler. Onların, onunla ilgili olarak, zanna tâbî olmaktan başka bir ilimleri (bilgileri) yoktur. Ve onu kesinlikle öldürmediler (öldüremediler).
2. ENÂM-116 Ve yeryüzünde bulunanların çoğuna itaat edersen, seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar, ancak zanna tâbî olurlar. Ve onlar, ancak yalan uydururlar.
3. ENÂM-148 …De ki: “Sizin yanınızda ilimden bir şey var mı? Öyleyse (varsa) onu bize çıkarın. Siz ancak zanna tâbî oluyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
4. YÛNUS-36 Ve onların çoğu zandan başka bir şeye tâbî olmaz. Şüphesiz zan, haktan bir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını bilendir.
5. YÛNUS-66 …Allah’tan başka ortaklara dua edenler (ibadet edenler) neye tâbî oluyorlar? Ancak zanna tâbî olurlar ve onlar sadece tahmin ederler (yalan uydururlar).
6. NECM-23 … Allah onlara hiçbir sultan (delil) indirmedi. Onlar sadece zanna ve nefslerinin arzuladığı şeylere tâbî oluyorlar. Ve andolsun ki, onlara Rab'lerinden hidayet geldi.
7. NECM-28 Ve onların (melekler konusunda) bir ilmi yoktur. Onlar sadece zanna tâbî olurlar. Ve muhakkak ki zan, Hak’tan yana hiçbir şeye fayda sağlamaz.
VAHYE TÂBÎ OLANLAR
1. BAKARA-170 Ve onlara: “Allah’ın indirdiği şeye tâbî olun!” denildiğinde; “Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (yola) tâbî oluruz.” dediler. Ve eğer, onların ataları hiçbir şeyi akıl etmiyor ve hidayete ermemiş olsalar bile mi?
2. ENÂM-50 De ki: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Ve gaybı bilmiyorum. Size, muhakkak ki ben bir meleğim demiyorum. Ancak bana vahyedilene tâbî olurum.” “Basiretle gören ve görmeyen bir olur mu, hâlâ tefekkür etmiyor musunuz?” de.
3. ARÂF-3 Rabbinizden size indirilene tâbî olun. Ve ondan başka dostlar. Ne kadar az tezekkür ediyorsunuz.
ARÂF-203 Ve onlara bir âyet getirmediğin zaman “Onu derleyip toplasaydın olmaz mıydı?” dediler. De ki: “Rabbimden bana ne vahyolunursa ben ancak ona tâbî olurum.”
4. YÛNUS-15 … De ki: “O’nu, kendi nefsimden (bir şey) ilka ederek benim değiştirmem olamaz. Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbî olurum. …
YÛNUS-109 Ve sana vahyolunan şeye tâbî ol! Ve Allah, hükmedinceye (hüküm verene) kadar sabret! Ve O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.
5. LOKMÂN-21 Ve onlara ""Allah’ın indirdiği şeye (Kitaba) tâbî olun!"" denildiği zaman: ""Hayır, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (putlara) tâbî oluruz."" dediler. Ve şeytan onları, alevli ateşin (cehennemin) azabına çağırıyor olsa da mı?
6. AHZÂB-2 Ve sana Rabbinden vahyedilene tâbî ol. Muhakkak ki Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
7. AHKÂF-9 “Ben diğer resûllerden farklı bir (bidat) ortaya çıkarmış değilim.” de. Ve bana ve size ne yapılacağını ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene tâbî olurum. Ve ben apaçık bir nezirden başka bir şey değilim.
Zan, hakikati ifade etmiyor. Kur’ân’ın lafzını Allah’a ulaşmayı dilemeyen din adamları da açıklayabilir mi? Hayır. Allah razı olsun.