Muhterem Hocam, kurtuluşa ulaşmanın yolu evliyadan mı geçer?
Soru
Muhterem Hocam, kurtuluşa ulaşmanın yolu evliyadan mı geçer?
Cevap
"Elbette. İnsanla Allah arasındaki ilişkide en üst seviyedeki makam nübüvvet. Allah’ın kendilerine şerriat kitabı verdiği peygamberlerdir. Ama onlar arasında fetret dönemi var, her zaman peygamber yok. Fakat her devirde Allahû Tealâ’nın ister asaleten ister vekâleten yerine getirdiği, tayin ettiği devrin imamı vardır. Devrin imamı her devirde hidayete erdirendir ama diğer kavim resûlleri, velî mürşidler ve mürşidler de hepsi hidayete vesile olanlardır.
Allahû Tealâ katından Tâhâ 123’te:
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
Hidayeti getiren kişi hidayete ermiştir. Evet, Mehdi Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesindeki mânâsıyla hidayete ermiş, Yâsîn 21’deki mânâsıyla hidayete vesile olan ve Secde 24, Enbiyâ 73’teki mânâsıyla hidayete erdirendir.
18/KEHF-17 Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.
36/YÂSÎN-21 İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
(Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir).
32/SECDE-24 Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
21/ENBİYÂ-73 Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
Her devirde devrin imamı tek olması hasebiyle insanların çoğunun vesileyi Allah’tan istemesi gerekir. Mâide 35’te:
5/MÂİDE-35 Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Neyle istenir? Hacet namazıyla. Hacet namazıyla mürşidini Allah’tan soran kişi 12 tane ihsanın sahibi ise mutlaka Allah ona mürşid gösterir ve ona gidip tâbî olması lâzım.
Kur’ân-ı Kerim’de 10 tane âyet-i kerime mürşidine tâbî olmayanların dalâlette olduğunu buyuruyor:
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terk eder.
3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.”
6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Kur’ân-ı Kerim cehenneme girenlerin hepsinin müşterek adının şâkî olduğunu söylüyor. Şakiler, cehenneme gidenlerdir. Saidler, bir başka adıyla muttakiler cennete gidenlerdir. Diğerleri de, şakiler de zalimlerdir. Hangi âyet-i kerimelere göre? Meryem 71, 72’ye göre:
19/MERYEM-71 Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).
Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.
19/MERYEM-72 Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen).
Sonra takva sahiplerini kurtaracağız. Ve zalimleri, diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.
İşte Tâhâ 123’te hidayetime tâbî olan şâkilerden olmaz, buyuruyor.
O hâlde Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi evliyaya tâbî olan şakilerden olmaz. Hidayetçi de Allah’ın bir velîsidir. O zaman kurtuluşa ermek istiyorsak mutlaka evliyaya tâbî olmak durumundayız.
Ve hacet namazını kılmamız hâlinde Allahû Tealâ ya doğrudan doğruya hidayete erdiren devrin imamını veya vesileyi bize gösterecektir, eğer 12 tane ihsanın sahibi isek.
Diyor ki Rabbimiz: “Vesileyi bulup o vesileye tâbî olan şakilerden olmaz.” Öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi şakilerdendir. Tâbî olmayanların gerçek anlamda şâkî olduğunu söylüyor.
Evet, mürşidine tâbî olmayanların gerçek anlamda şâkî olduğunu söylüyor. Mürşidine tâbî olmayanlar, onlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen için bir hidayetçi bulunmaz ve velî mürşid bulunmaz.
Kehf 17: “Allah kimi dalâlette bırakırsa onun için bir velî mürşid bulunmaz.”
7 tane âyet-i kerimede kimi dalâlette bırakıyor? Allah’a ulaşmayı dilemeyenleri.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA
1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır…
2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız.
RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır…
3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…”
4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır…
EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler…
5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler…
6. RÛM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir.
FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER İÇİN MÜRŞİD YOK, TARÎK-İ CEHİMDE, SIRAT-I CEHİMDE
1. ARÂF – 186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur…”
2. RA’D – 27 De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendisine ulaştırır.”
RA’D – 33 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
3. KEHF – 17 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
4. ZUMER – 23… Allah, kimi dalâlette bırakırsa, o zaman onun için bir hidayetçi (mehdi) yoktur.
5. ZUMER – 36 …Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için hidayetçi yoktur.
6. MU’MİN – 33…Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için koruyucu yoktur.
7. ŞÛRÂ – 44 Ve Allah kimi dalâlette bırakırsa, o taktirde onun için, bundan sonra bir velî (dost) yoktur…
Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin hepsini Allahû Tealâ dalâlette bırakıyor. Ve Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesinde dalâlette olanlar için bir velî mürşid bulunmaz, dalâlette olanlar için bir Mehdi bulunmaz, hidayetçi bulunmaz.
Kim hidayetçiye tâbî olursa onlar şaki olmazlar. Allah’ın velîsine tâbî olanlar şaki olmaz, buyuruyor."