Muhterem Hocam, literatürde hidayet tanımlarında "Hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girmek" geçmektedir. Kur'ân'dan hidayeti tanımlamak gerekirse hidayetin anlamı nedir? Bizleri aydınlatabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, literatürde hidayet tanımlarında "Hakkı hak, batılı batıl olarak görüp doğru yola girmek" geçmektedir. Kur'ân'dan hidayeti tanımlamak gerekirse hidayetin anlamı nedir? Bizleri aydınlatabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, hakkı hak, batılı batıl bilen kişi yedi furkanın sahibi olan kişidir. Yani doğruyu yanlıştan ayırabilen kişi. O kimdir? O da Allah'a ulaşmayı dileyen kişidir.
Çünkü kim Allah'a ulaşmayı dilerse, Enfâl-29'a göre; "takva sahibi olursanız, Allah size furkan verir ve sizin günahlarınızı örter."
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi). Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
İşte Allahû Tealâ diyor ki âyet-i kerimede: "Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar!" Yani o kişiyi, hakkı hakk, bâtılı bâtıl olarak bilme sahibi kılar. "Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir)." Bu, işin ihsan tarafı.
Ama hidayete giden yolun giriş kapısı budur; takva sahibi olmak. Fakat hidayet, Kur'ân'daki hidayeti tanımlamak gerekirse; hidayetin anlamı, ruhun hidayeti; ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasıdır. Kişi takva sahibi olur ve arkasından mürşidine tâbî olduktan sonra hidayet başlar.
Ruhun hidayeti, fizik vücudun hidayeti, nefsin hidayeti ve iradenin hidayeti olmak üzere dört hidayet birden başlar.
4 SIRAT-I MUSTAKİM (HİDAYET) 1. RUHUN HİDAYETİ NİSÂ – 175: Böylece Allah’a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O’na (Allah’a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır). 2. FİZİK VÜCUDUN HİDAYETİ NAHL – 36: ... Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah’a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının (dilemeyenlerin) üzerine dalâlet hak oldu... YÂSİN – 60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. YÂSİN – 61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tir. 3. NEFSİN HİDAYETİ HİCR – 41: Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.” 4. İRADENİN HİDAYETİ EN’ÂM – 153: Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti (emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
Ruhun hidayeti; ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasıdır. Fizik vücudun hidayeti; şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olması, muhsin kul olmasıdır. Nefsin hidayeti; nefsin manevî kalbindeki afetlerin tamamen temizlenmesidir. İradenin hidayeti; iradenin Allah'a bağlanmasıdır. Bu dört hidayet birden başlıyor.
Nitekim İbrâhîm Suresinin 12. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
14/İBRÂHÎM-12 Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alâllâhi ve kad hedânâ subulenâ, ve le nasbirenne alâ mâ âzeytumûnâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mutevekkilûn (mutevekkilûne). “Ve biz niçin Allah’a tevekkül etmeyelim? Bizi, yollarımıza hidayet etmiştir (ulaştırmıştır). Sizin bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz. Artık tevekkül edenler, Allah’a tevekkül etsinler.”
“Ve biz niçin Allah’a tevekkül etmeyelim? Bizi, yollarımıza hidayet etmiştir (ulaştırmıştır)." "Yollarımız..." Neyin yolu? Ruhun yolu, fizik vücudun yolu, nefsin yolu, iradenin yolu, vs.
"Sizin bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz. Artık tevekkül edenler, Allah’a tevekkül etsinler.” Yani bu yolda müşrik ve kâfirlerin mü'minlere yaptığı eziyet, mü'minlerin sabretmesi... Mü'min için herşey hayırdır. Hoşuna gitmeyen bir durumla karşılaşırsa buna sabreder. Bu, onun için hayırdır. Kendisini sevindiren bir durumla karşılaşırsa buna şükreder. Bu da hayırdır.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Müslim, Zühd, 64; Dârim, Rikâk, 61 "Mü’minin her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (ni’mete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musîbete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur."
Öyleyse Kur'ân'daki hidayet, ancak mürşide tabiiyetle başlıyor. Onun için Kur'ân-ı Kerim, hidayet ve nurdur. Tevrat da hidayet ve nurdur. İncil de hidayet ve nurdur.
Allah’ın Kitapları Öğüttür, Hidayet ve Nurdur 1. TEVRAT MÂİDE – 44 Muhakkak ki Tevrat’ı Biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Kendileri (Hakk’a) teslim olmuş peygamberler, yahudilere, onunla hükmeder. Rabbanîler (kendilerini Rabb’lerine adamış olanlar) ve Ahbar olanlar da (zahidler, yahudi âlimler, hahamlar) Allah’ın Kitab’ından korumakla görevli oldukları ile hüküm verirler ve onlar, onun üzerine şahitler oldular. Artık insanlardan korkmayın, Ben’den korkun ve Benim âyetlerimi az bir değere satmayın. Ve kim, Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, o taktirde işte onlar, onlar kâfirlerdir. 2. İNCİL MÂİDE – 46 Onların izleri üzerine, Tevrat’tan ellerinde bulunanı tasdik edici olarak Hz. Meryem’in oğlu İsâ’yı gönderdik. Ve ona, içinde bir hidayet ve bir nur olan, Tevrat’tan ellerinde bulunanı tasdik eden ve müttekîler (takvâ sahipleri) için, hidayete erdirici ve vaaz edici (öğüt verici) olan İncil’i verdik. 3. KUR’ÂN-I KERİM ŞÛRÂ – 52 Ve işte böylece sana emrimizden bir ruh (Kur'ân-ı Kerim) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve îmân nedir bilmiyordun. Ve lâkin O'nu “nur” kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi O'nunla hidayete erdiririz... AHKÂF – 12 Ve O’ndan (Kur’ân’dan) önce îmâm ve rahmet olarak Hz. Musa’nın kitabı (Tevrat) vardır. Bu, Arap lisanı ile (Hz. Musa’nın kitabını) tasdik eden bir kitaptır. …
"Onda hidayet ve nur vardır." Mâide-46; "Onların içinde hidayet ve nur vardır." Kur'ân-ı Kerim'de de.