Muhterem Hocam, mantra olarak kullanılan kelimelerle Allah İsmi'nin tekrarıyla yapılan zikirler insanları aynı sonuca ulaştırır mı?

Soru

Muhterem Hocam, mantra olarak kullanılan kelimelerle Allah İsmi'nin tekrarıyla yapılan zikirler insanları aynı sonuca ulaştırır mı?

Cevap

"Hayır. Mantra bir zulmânî tatbikattır. Bir zikir sahtekârlığıdır. Şeytanî bir tuzaktır. Mantra da, sihir ve büyü lisanı olan Sanskritçe bir kelimenin tekrarını ifade ediyorlar. Bununla şeytanın karanlıkları kalbe ulaşıyor. Ama Allah İsmi'nin tekrarı ise Allah’ın Katı'ndan nûrları kalbimize ulaştırır.

Mantra da bize verilen kelimenin adı “Om(Ohm)” kelimesi olabilir, başka bir kelime de olabilir. Bu kelimeleri size veriyorlar ve diyorlar ki "20 dakika süreyle bu kelime üzerine konsantre olacaksın, hep bu kelimeyi tekrar edeceksin. O zaman diyorlar ferahlarsın, huzura kavuşursun."

Tam tersi. Bu süre içerisinde bu kelimenin tekrarıyla evvelden kişinin kalbi 10 birim karanlıksa, bu kelimenin tekrarıyla mutlaka bu karanlıklar artmıştır, 10.000 birim olmuştur.

İnsanı huzursuz ve mutsuz kılan nefsin manevî kalbindeki karanlıkların artışıdır. İblis bunu insanlara yutturuyor. Bu karanlıkların artışıyla o kişi kendisinin ferahladığını zannediyor. Öyle bir zannın içerisinde ama bilmiyor ki günbegün kalbi kasiyet bağlıyor. Kalbi kasiyet bağlayanlar için artık bir çıkış yolu yok. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman şeytanın tatbikatında yer alan iki grup insan var:

Kalbi hasta olanlar

Kalbi kasiyet bağlayanlar

Allahû Tealâ Hacc Suresi'nin 53. âyet-i kerimesinde:

22/HACC-53 Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd(baîdin).

Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm’den uzaklaşmışlardır, ayrılmışlardır).

Başlangıç noktasında herkesin kalbinin hasta ama kalbin kasiyet bağlaması geçen zaman içerisinde zikrin yapılmamasından kaynaklanıyor. Hadîd Suresi'nin 16. âyet-i kerimesinde:

57/HADÎD-16 E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).

Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.

“O âmenû olanların kalpleri Allah’ın zikriyle ve Hakk’tan inen şeyle huşûya ulaşmasının zamanı gelmedi mi?” Demek ki Allah’a ulaşmayı dileyenler o âmenû olanlar zikir yapmalarıyla kalplerine Allah’ın rahmeti ulaşıyor ve huşû sahibi oluyorlar. Ama diğerleri zikir yapmıyorlar. Ve kalpleri kasiyet bağlıyor. "Zaman geçti ve kalpleri katılaştı. Onların çoğu fâsıklardır." Kur’ân-ı Kerîm’de Cinn Suresi'nin 14. âyet-i kerimesinde:

72/CİNN-14 Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).

Ve gerçekten bizden, (Allah’a) teslim olanlar da var ve bizden kasitun (kalpleri kasiyet bağlamış) olanlar da var. Artık kim (Allah’a) teslim olmuşsa işte onlar, irşad olmayı (nefsin ve iradenin teslimini) arayanlardır (dileyenlerdir).

“Bizden teslim olanlar da var ve bizden kalbi kasiyet bağlayanlar da var.” Kalbi hastadır ama ekstra karanlıklar girmiştir, kasiyet bağlamıştır. "Kalbi kasiyet bağlayanlar onlar cehennemin odunudur." Artık onlar için bir kurtuluş söz konusu değil.

İşte marifet kalbin kasiyet bağlamadan huşûya ulaşabilmek kalben Allah’a ulaşmayı dilemek.

Bir kelimenin üzerine konsantre olduğunuz zaman diğer düşünceler sizden uzaklaşması söz konusu. İşte bunun bir nevi rahatlama olduğunu söylüyor İblis. Ve insanlar bu yüzden İblis’e aldanıyorlar. İkisini de karşılaştırdığımızda korkunç bir farklılık var olduğunu görüyoruz. İblis insanları burada kandırıyor. Bu yüzden insanlar İblis’e aldanıyorlar.

Zikir insanın kalbindeki nûrları artırır. Meditasyon insanın kalbindeki karanlıkları artırır. Birbirine zıt olan iki sonuç. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20263 dk okuma7