Muhterem Hocam, Mehdi (A.S) diye bir kimse var mıdır? Varsa gelmiş midir veya gelecek midir? O konuda bilgi verir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, Mehdi (A.S) diye bir kimse var mıdır? Varsa gelmiş midir veya gelecek midir? O konuda bilgi verir misiniz?
Cevap
Evet sevgili kardeşim, Mehdi vardır. Ve de Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in müjdelediği Mehdi (A.S), Allah’tan aldığı öğretiyle geldi.
Bir kere Mehdi’nin Kur’ân âyetlerindeki mânâsıyla ifade etmek gerekirse Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesinde, Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesi “muhted” yani Allah kimi Kendisine ulaştırmışsa o hidayete ermiştir. Buradaki Mehdi’nin mânâsı muhtedî, hidayete ermiş.
18/KEHF-17: Ve terâş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minhu, zâlike min âyâtillâhi, men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
Ve güneşin doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) genişliği içindedirler. İşte bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa, o takdirde onun için velî mürşid bulamazsın.
Öyleyse hidayetin hidayetçiyle gerçekleştiğini net olarak anlıyoruz. Hidayete vesile olma mânâsıyla Yâsîn-21’de geçiyor. "Murselîn" bunlar da hidayete vesile ve onlar hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir.
36/YÂSÎN-21: İttebiû men lâ yes’elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
(Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir (hidayete ermiş ve hidayete erdirenlerdir).
Yâsîn’le Enbiyâ-73 ve de Secde-24’te de hidayete erdiren mânâsıyla bulunuyor.
21/ENBİYÂ-73: Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâti, ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).
Ve onları, emrimizle hidayete erdiren (ölmeden önce ruhları Allah’a ulaştıran) imamlar kıldık. Ve onlara, hayırlar işlemeyi, namaz kılmayı ve zekât vermeyi vahyettik. Ve onlar, Bize kul oldular.
32/SECDE-24: Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için.
Birisi her devirde hidayete erdiren var. Hidayete erdirenler kavim resûlleri ve hidayete vesile olan velî mürşidler her zaman var. Allah razı olsun.
HER DEVİRDE HİDAYETE ERDİREN VE VESİLE OLANLAR
1. DEVRİN İMAMLARI
SECDE-24 Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık ve sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.
2. KAVİM RESULLERİ
NAHL-36 Ve andolsun ki Biz, bütün ümmetlerin (milletlerin, kavimlerin) içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık).
3. VELİ MÜRŞİDLER
TEVBE-71 Ma'ruf ile emreder ve münkerden nehyederler ve namazı ikâme ederler ve zekâtı verirler. Allah ve O'nun resûlüne itaat ederler.
4. MUHLİSLER (VEKİL MÜRŞİDLER)
HİCR-40 Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.
5. ULÛL'ELBAB (VEKİL MÜRŞİDLER)
ÂLİ İMRÂN-7... onların tevilini, kimse bilmez ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olan rasihun ise derler ki: "O'na iman ettik, hepsi de Rabbimiz katındandır." Bunu kimse tezekkür edemez ancak ulûl'elbab tezekkür edebilir.
6. MUHSİNLER (VEKİL MÜRŞİDLER)
ÂLİ İMRÂN-20 Eğer seninle tartışmaya kalkarlarsa, o zaman de ki: "Ben ve bana tâbi olanlar vechimi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik."
7. ZAHİTLER (VEKİL MÜRŞİDLER)
CUMA-10 Artık namazı kaza ettiğiniz (kılıp bitirdiğiniz) zaman yeryüzüne yayılın ve Allah'ın fazlından isteyin ve Allah'ı çok zikredin. Umulur ki, böylece siz felâha (kurtuluşa) erersiniz.