Muhterem Hocam, Muhterem Efendimiz bir sohbetinde, “Dünyada bütün insanlar mânevî terbiye almadıkları için şeytanın ve nefsin tesirinde hayatı yaşıyorlar.” buyurdu. Dünyada bütün i
Soru
Muhterem Hocam, Muhterem Efendimiz bir sohbetinde, “Dünyada bütün insanlar mânevî terbiye almadıkları için şeytanın ve nefsin tesirinde hayatı yaşıyorlar.” buyurdu. Dünyada bütün insanların mânevî terbiye almaları için nasıl bir adım atmaları lâzım?
Cevap
Evet. Bir kere daha 3 vücut, serbest irade ve dıştan şeytanın tesiri slaytımıza bakacak olursak, başlangıç noktasında bütün insanlar nefs-i emmârededir.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhid
Nefs-i emmârede olan bütün insanlar şeytandan vahiy alıyorlar. Allahû Teâlâ bunu En'âm Suresi'nin 112 ve 113. âyet-i kerimelerinde belirtiyor:
6/ENÂM-112 Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ(gurûran), ve lev şâe rabbuke, mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne).
Ve böylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak güzel (süslü) sözler vahyederler (fısıldarlar). Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeyleri terket (bırak).
6/ENÂM-113 Ve li tesgâ ileyhi ef’idetullezîne lâ yu’minûne bil âhırati ve li yerdavhu ve li yakterifû mâ hum mukterifûn (mukterifûne).
Ve ahirete inanmayanların gönülleri ona (onlara; insan ve cin şeytanlara) meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve onlar, kazandıkları şeyleri kazanmaya devam etsinler.
Böylece peygamberlerin hepsine insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar birbirlerini aldatarak süslü sözler vahyediyorlar. Peygamberin birinci görevine baktığımız zaman, âyetleri tilâvet ederek Allah'a davet ediyor. Ama Allah'a davetinde de iblis de tam tersi insanları dünya hayatına davet ediyor. Yani nefsin afetlerine tesir etmek suretiyle dünya hayatına davet ediyor.
İşte En'âm Suresi 113'de kimin kalbi İblis'e meylediyor? Ahirete îmân etmeyenlerin, yani Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerin kalpleri İblis'e meylediyor. En'âm Suresi'nin 121. âyet-i kerimesinde de yine Allahû Teâlâ şöyle buyuruyor: Üzerlerine Allah'ın İsmi anılmayan şeylerden yemeyin.
6/ENÂM-121 Ve lâ te’kulû mimmâ lem yuzkerismullâhî aleyhi ve innehu le fısk(fıskun), ve inneş şeyâtîne le yûhûne ilâ evliyâihim li yucâdilûkum ve in eta’tumûhum innekum le muşrikûn(muşrikûne).
Ve üzerine Allah’ın ismi anılmayan şeylerden yemeyin. Ve muhakkak ki; o fısktır. Ve şeytanlar, mutlaka sizinle mücâdele etmeleri için dostlarına vahyederler. Ve şâyet onlara itaat ederseniz (uyarsanız), mutlaka siz müşrikler olursunuz.
Yani Allahû Teâlâ'nın bir emri var. Allah'ın İsmiyle kurban edilmeyen etlerden yemeyin. O, Allah'ın yasak ettiği bir fiildir. Şeytanlar mutlaka sizinle mücadele ederler. Mücadele etmeleri için dostlarına vahyederler. Şayet onlara itaat ederseniz, o zaman mutlaka siz de müşriklerden olursunuz.
İşte müşrik kimdir? Sahibi olan Allah'ın emrine karşı şeytanın emrini yerine getiren kişidir. Mü'minun Suresi'nin 34. âyet-i kerimesinde Allahû Teâlâ şöyle buyuruyor:
23/MUMİNÛN-34 Ve le in ata’tum beşeren mislekum innekum izen le hâsirûn(hâsirûne).
Ve eğer siz, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz muhakkak ki siz, o zaman mutlaka hüsrana düşenler olursunuz.
İblis diyor ki: “Allah'ın mürşidine, eğer sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, o zaman hüsrana düşenlerden, cehenneme gidenlerden olursunuz.”
Halbuki itaat kişiyi kurtuluşa ulaştırıyor. Evet, mürşid bizim gibi bir beşerdir. Ama Allah kendisine vahyediyor. Allahû Teâlâ Kehf Suresi'nin 110. âyet-i kerimesinde:
18/KEHF-110 Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhidun, fe men kâne yercû likâe rabbihî felya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ(ehaden).
De ki: “Ben sizin gibi sadece bir beşerim. Bana sizin ilâhınızın tek bir ilâh olduğu vahyolunuyor. O taktirde kim Rabbine mülâki olmayı (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı) dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın ve Rabbinin ibadetine başka birini (bir şeyi) ortak koşmasın.”
“De ki: Ben de sizin gibi bir beşerim. Ama Allah bana vahyediliyor.” Öyleyse İblis, Allah'tan vahiy alana itaat etmememiz için devamlı telkinlerde bulunuyor. “Eğer sizin gibi bir beşere itaat ederseniz...” diyor. "Evet, ben de sizin gibi bir beşerim. Ama Allah bana vahyediyor." O zaman İblis, “Hüsrana düşenlerden olursunuz.” diyor. Halbuki kurtuluşa ulaşanlar. Yani şeytan ne diyorsa onun tam tersini yapmamız gerekir.
İşte İblis de böyle diyor: “Eğer sizin gibi (kendiniz gibi) bir beşere itaat ederseniz...” Ama o beşer, Kehf Suresi 110. âyet-i kerimesine göre Allah vahyediyor ona. Ve o beşerden, Allah'ın vahyettiğine, mürşide tâbî olursak kurtuluşa erebiliriz. Aksi takdirde insanların o mürşide tâbî olmamaları hâlinde mânevî terbiye almaları mümkün değildir.
Öyleyse insanların mânevî terbiye almaları için nasıl bir adım atmaları lâzım? Allah'a ulaşmayı dileyip, Hacet Namazı ile Allah'ın gösterdiği mürşide tâbî olmaları gerekir.