Muhterem Hocam, Muhterem Efendimiz "Doğru düşünme" ile ilgili bir sohbetinde: "Allah'ın ışığının kalbimize etki yapmasına mani olan husus bizim o ışığın üzerine gölge ulaştırmamızdır. Nasıl ki kişi zikretmediğinde kalbi karardığı gibi ne yazık ki zikrederek kalbi kararanlar da olduğunu" buyurdu. Bunun sebebi kişinin doğru düşünme alışkanlığına ulaşamadığından kaynaklı olduğunu idrak ettik. Zikrin bize fayda vermesi için doğru düşünce alışkanlığımızı negatif düşünceler ulaştırmamak ve şeytanın yanlış düşünceleri bize doğru diye yutturmaması için nasıl bir önlem almalıyız?
Soru
Muhterem Hocam, Muhterem Efendimiz "Doğru düşünme" ile ilgili bir sohbetinde: "Allah'ın ışığının kalbimize etki yapmasına mani olan husus bizim o ışığın üzerine gölge ulaştırmamızdır. Nasıl ki kişi zikretmediğinde kalbi karardığı gibi ne yazık ki zikrederek kalbi kararanlar da olduğunu" buyurdu. Bunun sebebi kişinin doğru düşünme alışkanlığına ulaşamadığından kaynaklı olduğunu idrak ettik. Zikrin bize fayda vermesi için doğru düşünce alışkanlığımızı negatif düşünceler ulaştırmamak ve şeytanın yanlış düşünceleri bize doğru diye yutturmaması için nasıl bir önlem almalıyız?
Cevap
İşte Efendimiz'in sohbetlerini çok dinlemelisiniz. Kişi, doğrular var ve yanlışlar var. Şu anda o slaytımız: "Doğrular nedir ve yanlışlar nedir?"
DOĞRULAR (ALLAH’IN DOĞRULARI) 1. RÛM 31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edîn (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. ANKEBÛT 5 Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). … 2. MÂİDE 35 Ey âmenû olanlar; Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. … BAKARA 256 ... Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidîn eline) tutunmuştur. ... 3. RA’D 21 Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. … BAKARA 120 ... “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” ... ÂLİ İMRÂN 73 ... “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır) ... 4. NİSÂ 125 Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dinine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır. Ve Allah, Hz. İbrâhîm’i dost edîndi. 5. NİSÂ 103 Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredîn! … ÂLİ İMRÂN 191 Onlar (ulûl elbab, lüblerin, Allah'ın sır hazinelerinin sahipleri), ayaktayken, otururken, yan üstü yatarken (daima) Allah'ı zikrederler. … 6. BEYYİNE 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar... BAKARA 186 ...Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar). 7. BAKARA 132 Ve, İbrâhîm (a.s) onu (Allah’a teslim olmayı) kendi oğullarına vasiyet etti. Ve Yâkub (a.s) da: “Ey oğullarım! Muhakkak ki Allah, bu dîni sizin için seçti. Artık siz, Allah’a teslim olmadan ölmeyin.” diye (vasiyet etti). ÂLİ İMRÂN 102 Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
YANLIŞLAR (YALANLAR / ŞEYTANIN BİZE KABUL ETTİRDİĞİ ZANLAR) 1. YÛNUS 7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. YÛNUS 8 İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir). 2. KEHF 17 … Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz. KASAS 50 … Allah'tan bir hidayetçi olmaksızın (hidayetçiye değil de) kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? 3. RA’D 25 … Allah’ın ahdîni bozarlar (ruhlarını, vechlerini, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim etmezler). Ve Allah’ın, O’na (Allah’a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler (ruhlarını Allah’a ulaştırmazlar). Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar … A'RAF 30 …bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. Muhakkak ki; onlar, Allah'tan başka şeytanları dostlar edîndiler. Ve onlar kendilerinin hidayete erdiklerini zannediyorlar (hesap ediyorlar). 4. MÂİDE 79 Yaptıkları kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmeye (mani olmaya) çalışmıyorlardı. Yaptıkları şey ne kötü ... ŞEMS 10 Ve kim, onun (nefsinin) kusurlarını örtmeye çalıştıysa (nefsini tezkiye etmemiş ise) hüsrana uğramıştır. 5. A‘LÂ 11 Ve şâkî olan, ondan (zikirden) içtinap edecek (kaçınıp zikretmeyecek). 6. ÂLİ İMRÂN 110 ... Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır. ÂLİ İMRÂN 119 …Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar... 7. HACC 8 Ve insanlardan (öyle) kimseler vardır ki; bir ilme, bir hidayetçiye ve nurlu (aydınlatıcı) bir kitaba sahip olmaksızın Allah hakkında mücâdele eder.
Doğrular: Rûm 31'de Allah'a ulaşmayı dilemek, Mâide 35'te mürşide tâbiiyet, Ra'd 21, Bakara 120 ve Âli İmrân 73 ruhun Allah'a teslimi, Nisâ 125'te fizik vücut teslimi, Nisâ 125'te nefsin teslimi, Beyyine 5`te ihlâs ve Bakara 132'de iradenin teslimi. Ama yanlışlar da bunların zıdları: Birinci basamakta kişi dünyayı diliyor, Allah'a ulaşmayı dilemiyor. Kehf 17'de mürşidi istemiyor, Allah onu delâlette bırakıyor. Ra'd 25'te vuslatı kesiyor, Mâide 79'da aynı şekilde yaptıkları kötülüklerden vazgeçmiyor. Ve alâka vesaire. Bütün bunların hepsi birbirinin zıddı. İlim ibâdetin imâmı. Gerçekten evvelâ ilmin doğru olması, doğru düşünce olması lâzım ki zikirle hedefine ulaşabilsin kişi. Allah razı olsun.