Kur’ân-ı Kerim’i anlamamız için yardımcı kitaplar gerekli midir?
Soru
Kur’ân-ı Kerim’i anlamamız için yardımcı kitaplar gerekli midir?
Cevap
Allahû Tealâ hiç öyle demiyor. Kur’ân-ı Kerim’de "yardımcı kitaplar" diye devreye almamış. Ama Allahû Tealâ: “Bilmiyorsanız zikir ehline, hikmet sahibi âlime sorun.” buyuruyor. Öyleyse her devirde dinin iki kaynağından bir tanesi Kur’ân-ı Kerim, bir de bu Kur’ân-ı Kerim’i öğretmekle vazifeli olan Allah’ın mürşididir. "En hayırlınız Kur’ân-ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir." Öyleyse öğrenen Allahtan öğrenmiştir ve Allah’ın emriyle öğretmektedir.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Buhari, Fezailül Kur'ân 21)
Kaynak: Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57.
Hayrukum men teâlleme elkur'âne ve âllemehu
"Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir."
"Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELÎNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ'DİR."
Âl-i İmrân 7’de bunun hikmet sahibi âlim olduğu zikrediliyor.
3/ÂLİ İMRÂN-7 Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).
Kitab'ı sana indiren O'dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab'ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te'vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O'na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).
Enbiyâ 7’de ise: “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun.” buyruluyor.
21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
Ama yardımcı kitapları devreye almamış Allahû Tealâ. Nitekim Said-i Nursî Hazretleri de öyle demiyor, kardeşimizin ifade ettiği gibi. Said-i Nursî Hazretleri diyor ki: "Kur’ân gibi bir mucize-i bakî varken başka kaynak aramak aklıma zait gelir." Yani başka kaynak yok. Neden Said-i Nursî Hazretleri bunu söylüyor? Çünkü Said-i Nursî Hazretleri devrin imamı, Allah'tan öğreniyor ve Kur'ân'ı açıklıyor. O zaman her devirde Allah’ın Kitab'ı Kur’ân-ı Kerim ve Resûlullah’ın Ehl-i Beyt'im dediği, Kur'ân-ı Kerim'in ehli zikir dediği, müceddit dediği, hikmet sahibi âlim dediği vesaire, hangi isimlerle 19 tane ayrı isimle dendiği en üst seviyedeki Allah'ın tarafından hidayetle vazifeli olan kişi.
Kur'ân-ı Kerim, bir şeriat kitabıdır. Mutlaka uyulması lâzım gelen kesin emirler taşır. Hiçbir noktasında bir eksiklik düşünülemez. Ama Allah kime Kur'ân-ı Kerim'i açıklayıcısı bir şeyler yazdırırsa, insanların Kur'ân-ı Kerim'in özünden bunu unuttukları şeyleri onlara hatırlatmak içindir. Nitekim her devirde birçok evliyasına kitap yazdırmıştır. Bu kitaplar Allah'ın açıkladığı statüye tam olarak uygundur. Ama bir de "Bu kitapları bize Allah yazdırdı." diye iddia edenler var ki, emaniyyecilerin yazdığı bu kitaplar Kur'ân-ı Kerim'i yok sayan, Kur'ân-ı Kerim'e tamamen ters düşen hükümler taşıyan bir dizaynan içeriyor. Onu tarif eden kitaplardır.