Muhterem Hocam, mutluluğu nerede aramamız lâzım?
Soru
Muhterem Hocam, mutluluğu nerede aramamız lâzım?
Cevap
Muhterem Efendimiz: Sevgi mutluluğun anahtarıdır." buyuruyordu. Bütün insanlar da mutluluğu arıyor. Ama herkes mutluluğu aranması gereken adresin dışında arıyor. Nerede aramamız lâzım? Eğer sevgi, mutluluğun anahtarı ise mutluluğu sevgide aramak lâzım.
Ve bakıyoruz, bizi yaratan sahibimiz Allah, Allahû Tealâ insanı en çok sevendir. Sevdiğini nereden biliyoruz? Bakara Suresi'nin 29. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-29 Huvellezî halaka lekum mâ fîl ardı cemîan summestevâ iles semâi fe sevvâhunne seb’a semâvât(semâvâtin), ve huve bi kulli şey’in alîm(alîmun).
O (Allah) ki, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yarattı. Sonra (kudret ve iradesiyle) göğe yönelip, onları da yedi (kat) gök olarak düzenledi. Ve o, Alîm’dir (herşeyi en iyi bilendir).
Câsiye Suresi'nin 13. âyet-i kerimesinde:
45/CÂSİYE-13 Ve sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.
Buradan anlıyoruz ki Allah bütün kâinatı insan için yaratmış.
Öyleyse varlıklar âlemini, kâinatı Allah insan için yaratmışsa Allahû Tealâ en çok insanı seviyor. En sevdiği varlık olan insandan istediği şey nedir? İnsanın mutlu olması.
Şimdi Allah’ın mutlu olmasını istediği insanı yakından tanıyalım. Allah insanı nelerden müteşekkil yaratmış? Yaratılışa beraber bakalım. Hicr Suresinin 26. âyet-i kerimesinde:
15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).
Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.
Fizik bedenimiz, içinde yaşamakta olduğumuz bu zâhirî âleme aittir. Ama bir de bu âleme ait olmayan ama fizik bedenin içerisinde yer alan nefsimiz var.
Şems Suresinin 7. âyet-i kerimesinde:
91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ.
Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).
Berzah Âlemine ait olan nefsimizle yaratılıştan 19 tane hastalık var, 19 afetle mücehhez.
HERKES ANNE KARNINDAN FİZİK VÜCUT VE NEFS İLE DOĞAR
NEFS FİZİK VÜCUT
1. Kin ve nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve gayz
ŞEYTAN 9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve gurur
12. Hırs ve şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (kötü alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne fesat
Kısacası 19 tane hastalık ve bu hastalıkların başında, en üstünü, en üst seviyede olanı kin ve nefrettir. Ama Allahû Tealâ’ya düşman olan şeytan da nefsin afetlerine % 100 tesir ediyor.
Fakat Allahû Tealâ bizleri bir fizik beden ve nefse yaratıp bırakmamış, Zat'ından bize ruh üfürmüş. Secde Suresi'nin 9.âyet-i kerimesinde:
32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
Sevgili kardeşlerim, ruh Allah’ın bizde emanetidir. Allahû Tealâ Ahzâb Suresinin 72. âyet-i kerimesinde:
33/AHZÂB-72 İnnâ aradnâl emânete alâs semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
Sevgili kardeşlerim, Hz. Ali’nin ifadesi şöyle: "Ruha dön metalibini olgunlaştır; nefse yönel, faziletlerini tamamla. Unutma ki cisminle değil, nefsinle insansın."
Öyleyse biz bu dünya hayatına insan olmaya geldik. Hani biz mutlu olmaya gelmiştik? Evet, insan olmak mutlu olmaktır. Her zaman Muhterem Efendimiz'in tekrar tekrar üzerine durarak, altını çizerek ifade buyurduğu şu hakikatleri bize söylüyor: "İnsan olmak isterseniz tasavvuf, mutlu olmak isterseniz tasavvuf, Allah’ın mukarrep kullarına olmak isterseniz tasavvuf, başkalarını mutlu etmek isterseniz tasavvuf."
Görüyorsunuz ki hayat ancak Kur’ân’daki İslâm’ın yaşanmasıyla mümkündür. Çünkü tasavvuf Kur’ân’daki İslâm’ın yaşanmasıdır, hayata geçirilmesidir.
Tıpkı Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in hadîs-i şerifinde buyurduğu gibi: "Benim sözlerim şeriat, tatbikatın tarikat ve sırlarım hakikat." buyuruyor. İşte eğer olay buysa, o zaman istisnasız sevgiyi öğrenmek istiyorsak muhakkak ki sevgiyi bize öğretenlere kulak vermemiz lâzım.
Ne demek istiyorum? İnsanla Allah arasındaki ilişkiye baktığımız zaman; Allah’tan hoşlanmak, Allah’ı sevmek, Allah’a âşık olmak, Allahû Tealâ’ya hayran olmak. İşte Allah’a hayran olanlar, onlar sevgiyi öğretenler; sevgiyi öğrenenler ise ana seviyede Allah’tan hoşlananlardır.
İnsanla Allah arasındaki 28 basamak İslâm merdivenine baktığımız zaman, bir ve ikinci basamakta olanlar, onlar kalplerinde sevgi olmayanlardır veya başka bir deyişle onlar dünya sevgisinin peşinden gidenlerdir.
BİRİNCİ 7'Lİ BASAMAK
7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54
6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN'ÂM 46
5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45
4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118-119
3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN'ÂM 152, YÛNUS 25, RA’D 21, RÛM 31, LOKMAN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZEMMİL 8, FECR 28
2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7
Seçilmeyenler: NİSÂ 167-168-169, BAKARA 79
1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216
Nefsin mânevî kalbindeki 19 afet, 19’u ile dünyaya meylediyor. Onun için Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: Her kötülüğün başı dünya sevgisidir. Nefsimizin 19 tane afetinin 19’u da dünyaya dönüktür ve şeytan da bu 19 dünyaya dönük olan afete % 100 tesir ediyor. O sebeple Allah Resûlü (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 125
"Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışın başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar."
Öyleyse sevgili kardeşlerim, acaba biz nasıl sevgiyi öğreneceğiz? Ne demiştim? Sevgiyi öğretenlerden öğreneceğiz. İşte Âli İmrân Suresinin 31. âyet-i kerimesinde Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e, Allah emrediyor: Allah’ı seviyorsanız bana tâbî olun, bana tâbî olun ki Allah da sizi sevsin.
Sevgili kardeşlerim, Allah tarafından sevilmek aynı zamanda sevgiyi öğrenip başkalarına öğretmek de demektir.
İşte eğer Allah’ı seviyorsanız, bir ve ikinci basamakta olanlar dünya sevgisi kalbinde taşıyan ve hiçbir zaman ölüme kadar Allah’a ulaşmayı dilemeyecek olanlardır. İki gruptan birincisi Allah’a ulaşmayı dilemediği gibi başkasının dilemesine mâni olan insanlar. Diğerleri de seçilmesine rağmen ulaşmayı dilemeyen, bu dilemeyenlere de kalbi meyleden insanlar. İşte seçilmeyenler insan şeytanlar; seçilenler ama ölüme kadar Allah’a ulaşmayı dilemeyen, onlar da kalbi bu insan şeytanlara meyledenlerdir.
Allahû Tealâ bunları En’âm Suresinin 112, 113. âyet-i kerimesinde açıklıyor:
6/ENÂM-112 Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven şeyâtînel insi vel cinni, yûhî ba’duhum ilâ ba’dın zuhrufel kavli gurûrâ(gurûran), ve lev şâe rabbuke, mâ fealûhu fe zerhum ve mâ yefterûn(yefterûne).
Ve böylece peygamberlerin hepsine, insan ve cin şeytanları düşman kıldık. Onlar, birbirlerine aldatarak güzel (süslü) sözler vahyederler (fısıldarlar). Ve eğer Rabbin dileseydi, onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira ettikleri şeyleri terket (bırak).
6/ENÂM-113 Ve li tesgâ ileyhi ef’idetullezîne lâ yu’minûne bil âhırati ve li yerdavhu ve li yakterifû mâ hum mukterifûn (mukterifûne).
Ve ahirete inanmayanların gönülleri ona (onlara; insan ve cin şeytanlara) meyletsin ve ondan razı olsunlar. Ve onlar, kazandıkları şeyleri kazanmaya devam etsinler.
Peygamberler insanlara Allah sevgisini öğretenlerdir. Öyleyse insan ve cin şeytanları Allahû Tealâ peygamberine düşman kıldık diyorsa bu insan ve cin şeytanlar, düşman olanlar, onlar Allahû Tealâ’yı sevmeyenler ve başkasının sevmesine de engel olan insanlardır. Onlar birbirlerine şeytanın sözlerini fısıldıyor.
En’âm 113’te de âhirete inanmayanların gönülleri, yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin gönülleri, onlara o insan ve cin şeytanlara meyletsin diye, ondan razı olsunlar diye, onların kazandıkları şeyleri kazanmaya devam etsinler diye bu şekilde müsaade ediyoruz.
Öyleyse bir ve ikinci basamakta olanlar, onlar cehenneme gidecek olanlardır. Ama üçüncü basamakta olanlar, onlar sevgiye ve mutluluğa davet edilenlerdir.
Evet, sevgi ve mutluluk. İşte herşeyin başı Allah sevgisidir, her hayrın başı Allah sevgisidir. Allah’ın Zat'ından bize üfürülen ruha baktığımız zaman muhtevasında 19 tane haslet var. Bu 19 hasletten en önemlisi sevgidir.
Hatta tabir caizse, işte birinci hasret sevgi. Diğer 18 tane hasleti terazinin bir kefesine koyun, sevgiyi de diğer terazinin kefesine koyun; sevgi daha ağır basar.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 AFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Şöyle düşünelim: Bu 18 tane haslet esmaların tecellisi olarak düşünelim, öyle bir benzetme yapmak istiyorum. Ama sevgi de Allah isminin tekrarı şeklinde düşünürsek, evet Allah isminin tekrarı zikir bütün bu afetlerdeki azaltmasına karşılık, esmaların zikri ise sadece ait olduğu standarda, o afete tesir edebilir.
Bir misal vermek gerekirse, Es Sâbur esması. Bunu çekerseniz o zaman sabırsızlık afeti üzerinde tesir ederek sabırsızlık afetini azaltır, sabır faziletini artırır. Ama ama siz Allah ismini tekrar ederseniz, o zaman ki Allah’ın isminin tekrarı sevgidir, o zaman % 100 hasletin 19’una da % 100 tesir eder.
İşte bu açıdan sevgi hasleti, sevgi fazileti insan hayatının vazgeçilmezidir. İnsan hayatı bunun üzerine bina edilmiştir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Muslim
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; Sevdiriniz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz."
Kin ve nefret. Öyleyse sevgi müjdenin ta kendisidir. Seven mutlak surette müjdenin sahibi.
Öyleyse kimi seveceğiz? Sevgimiz öncelikle bizi yaratan Rabbimiz'edir, sevgimiz onun en sevdiği peygamberlerinedir, resûllerinedir, velî mürşidlerinedir, İnsanlardır. Sevgimiz tabiattadır, hayvanlaradır, bitkileredir, sevgimiz bütün mahlukatadır.
İşte Allah Resûlü Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: "Allah’ın emrine itaat, mahlukata şefkat." Ve yine buyuruyor ki: "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız."
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman Allahû Tealâ Bakara Suresinin 185. âyet-i kerimesinde:
2/BAKARA-185 Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ramazan ayı ki, insanlar için hidayete erdirici (hidayete erme, Allah’a ulaşma vesilesi) ve beyyineler (açık deliller ve ispat vasıtaları) ve Furkan (hakkı bâtıldan ayırıcı) olarak Kur’ân, Hüda tarafından onda (o ayın içinde) indirildi. Artık içinizden kim bu aya (yetişir de ramazan ayını görüp) şahit olursa o zaman onu, oruç tutarak geçirsin. Ve kim, hasta veya yolculukta olursa, o taktirde (tutamadığı günlerin sayısı) diğer günlerde (oruç tutarak) tamamlanır. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. (Size bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi hidayet erdirdiği şeye karşılık (sizin de) Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) içindir. Umulur ki böylece siz (bütün bu kolaylıklara) şükredersiniz.
Allah sizin için kolaylık diler, Allah sizin için zorluk dilemez. O zaman Allahû Tealâ’nın bizler için dilediği bu kolaylık ne acaba? Tek bir dilek.
Bu dilek Allah’ın Zatı'ndan bize üfürülen ruhun hayattayken sahibine tekrar iade edilmesi, teslim edilmesi. Çünkü ruh Allah’ın bizde bir emanetidir. Allahû Tealâ Nisâ Suresinin 58. âyet-i kerimesinde Allah emanetleri sahibi olan Allah’a iade etmenizi emreder:
4/NİSÂ-58 İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.
Sevgili kardeşlerim, son şeriat kitabı Kur’ân-ı Kerim adeta bir sevgi kitabıdır. İşte bu sevgi kitabı olan Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ tam 73 âyet-i kerimede 19 fille ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını, hidayeti anlatıyor.
KUR’ÂN’DA 73 AYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI
1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (Hidayete Ermek), Ehdi Kum (Hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âli İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38
2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)
Rûm-31, Ra’d-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8
3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)
Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm-8, Fussilet-54, En’âm-154
4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22
5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58
6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33
7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36
8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47
9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50
10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14
11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25
12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42
13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21
14. Yehdî (Hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (Hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (Hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdînâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87
15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedîne (Hidayete Ermiş Olanlar)
Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56
16. Fe Kad Hudiye (Hidayet Olunmuştur), Huden (Hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (Hidayet Etti), Hudû (Hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları Hidayete Erdirdi)
Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18
17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40
18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75
19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26
Yetmez, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşmasını Allahû Tealâ 12 kere üzerimize farz kılıyor.
ÖLMEDEN ÖNCE RUHUN ALLAH’A ULAŞTIRILMASI 12 DEFA FARZ
1. 4/NİSÂ-58: Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder....
2. 5/MÂİDE-7: Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkinizi hatırlayın...
3. 6/ENÂM-152: ...Allah’ın ahdini yerine getirin (ifa edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
4. 10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.
5. 13/RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar...
6. 30/RÛM-31 O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
7. 31/LOKMÂN-15: ... Bana yönelenlerin (ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyenlerin) yoluna tâbî ol. Sonra dönüşünüz Banadır...
8. 39/ZUMER-54: Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin). (Yoksa) sonra yardım olunmazsınız.
9. 42/ŞÛRÂ-47: Rabbinize icabet edin, Allah tarafından geri döndürülmeyecek olan günün gelmesinden önce. İzin günü, sizin için bir sığınak yoktur...
10. 51/ZÂRİYÂT-50: Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (Allah tarafından gönderilmiş) apaçık bir nezirim.
11. 73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
12. 89/FECR-28: Rabbine dön (Allah’tan) razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak!
HADÎS-İ ŞERİF: “Ölmeden evvel ölün, Allah’a dönün ki; (ölmeden önce ruhunuzu Allah’a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size 10'dan 700'e kadar artan yardımlarda bulunsun.”
Kaynak: Acluni keşfü’l hafa c2.shf 291 (2669)
Evet, dikkat edin. Birincisini söyledik: Misakinin yerine getirin, ahdinizi yerine getirin, teslim yurdu olan Allah’ın Zatı'na davet edin, ruhunuzu Allah’a vâsıl edin, teslim edin, Allah’a yönelin, Allah’ın Allah’a ulaşmayı ulaşanların yoluna tâbî olun, Allah’a yönelik teslim olun, Allah’ın davetini icap edin, Allah’a kaçın, Allah’ın ismini zikredin ve herşeyden kesilerek Allah’a dönün.
Yani Kur’ân, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması üzerine bina edilmiştir. Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması yoksa din yoktur.
İşte ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması likaAllah’tır. Resûlullah Efendimiz (S.A.V)'e soruyorlar: Îmân nedir ey Allah’ın Resûlü? Allah Resûlü cevap veriyor: Îmân, Allah’a, meleklerine, Allah’a mülâki olmaya, Resûllerine ve öldükten sonra tekrar dirilmeye îmân etmendir. Şimdi bugünkü geleneksel din tatbikatında hepsi var ama olmayan ne? Olmayan ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması ve mürşide tâbiiyet. Evet, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması, mürşide tâbiiyet. Evveli nedir? Evveli kesinlikle ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması.
Ama bunu kim bize ulaştırıyor? Bu sevgiyi, Allah sevgisini kim bize öğretiyor? Allah’ın katından gelen resûller.
Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ’nın âyetlerine baktığımız zaman resûllerin insanlara hayattayken gönderiliş sebebini tam 7 tane âyet-i kerimede Allah dile getiriyor ve resûlün konuşması Allah’ın âyetleridir.
KULLARIN ALLAH ÜZERİNDE HAKKI ALLAH’IN ONLARA RESUL GÖNDERMESİDİR
1. NİSÂ – 165 (Onlar) müjdeleyici ve uyarıcı resullerdir ki, insanların, resûllerden sonra Allah'a karşı (bizi uyaran ve müjdeleyen bir resûl gelmedi diye) hüccetleri (delilleri) olmasın. Ve Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir.
2. İBRÂHİM – 4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin diye. Öyleyse Allah, dilediğini (Allah'a ulaşmayı dilemeyenleri) dalâlette bırakır. Dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyenleri) hidayete erdirir. Ve O, Azîz'dir, Hikmet Sahibi’dir.
3. NAHL – 36 …Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik (hayata getirdik, vazifeli kıldık). (Allah'a ulaşmayı dileyerek) Allah'a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını (Resûlün daveti üzerine Allah'a ulaşmayı dileyenleri), Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu...
4. İSRÂ – 15 Kim hidayete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidayete erer. ... Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
5. TÂHÂ – 134 Ondan önce gerçekten Biz onları, azapla helâk etmiş olsaydık, muhakkak şöyle derlerdi: "Rabbimiz, bize resûl gönderseydin olmaz mıydı? Böylece bize de zelil (rezil) ve rüsva olmadan önce senin âyetlerine tâbîi olsaydık."
6. KASAS – 47 ... "Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin böylece biz, Senin âyetlerine tâbi olur ve mü'minlerden olurduk." diyecek olmasalardı (seni Nebi-Resûl olarak göndermezdik).
KASAS – 59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resûl göndermedikçe helâk edici olmadı.
7. ZUMER – 71 ... "Size sizden olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne geleceğinizi uyarsın?" dediler ki: "Evet." Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
MULK - 8-9 ... onun bekçileri ... "Size nezir gelmedi mi?" diye sordu. ... “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
Neye karşı uyaran? İnsanın nefsindeki nefrete karşı uyaran. Ne karşı müjdeleyen? Ruhtaki sevgi hasletini müjdeleyen.
Her kavimde o kavmin ana lisanıyla müjdeleyici, uyarıcı resûller geliyor. Her kavimde müjdeleyici, uyarıcı resûller taguta kul olmaktan insanlar içtinap etsinler, Allah’a abd olsunlar diye gönderiliyor vs.
Ve ne buyuruyor Âli İmrân 31’de?
3/ÂLİ İMRÂN-31 Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”
Allah, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah’ın bir Nebî Resûlü ve Allah’ın Nebî Resûlü insanlara diyor ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, Allah sevgisinin alameti farikası nedir? Allah’tan hoşlanmak, Allah’a ulaşmayı dilemektir.
Evet, Allah’a ulaşmayı dilemek Allah’tan hoşlanmanın alameti farik kesin göstergesidir, ispat vasıtasıdır. Çünkü seven sevdiğine koşar, korkan korktuğundan kaçar.
İnsanlar hep Allah korkusuyla din öğretmeye çalışıyorlar. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman tam tersi, dinî hayatın yaşanması ancak sevgiye dayalıdır. İşte Allah’tan hoşlanmak, Allah’ı sevmek, Allah’a âşık olmak, Allah’a hayran olmak. Allahû Tealâ’ya yaklaşım basamaklarının hepsi, hepsi, hepsi sevginin üzerine bina edilmiştir.
Zikir Allah’ı sevmenin sembolüdür. İslâm merdiveni aslında Allah’ın ismini tekrarı olan zikir, merdivenin basamaklarını ifade ediyor.
Ve üçüncü basamakta kişi Allah’a ulaşmayı dilediği an, kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek Allah’tan hoşlanmanın kesin ispatıdır. O zaman Allahû Tealâ o kişinin kalbinde Allah sevgisi olan Allah’a ulaşma dileğini görürse ne olur? Allah’a ulaşma dileğini görürse 99 esmanın sahibi Rabbimiz Rahîm esması ile tecelli eder ve o güne kadar Allah’a açılan kapılar kapalı, şeytana açılan kapılar açık olmasına karşılık Allah bu talebi o kişinin kalbinde gördüğü zaman ki Allah’ın resûlleri insanları Allah’a ulaşmaya mı davet ediyorlar? Evet. İşte Allah’ın davetine beraber bakalım. 7 safha davet:
ALLAH’A DAVET EDENLER
1. ENFÂL-24 …Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!
BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’
2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbi olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’
3. YÛNUS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.
İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.
4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sırat-ı Müstakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.
5. HACC-67 …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.
6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!
7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve sâlih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?
Öyleyse Allah’a davet aynı zamanda Allah’ı sevmeye davettir, aynı zamanda mutluluğa davettir. Çünkü Allah sevgisi mutluluğun anahtarıdır. Kim kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse, istisnasız bu talebi Allah kimin kalbinde görürse mutlak surette Rahîm esmasıyla tecelli eder.
Öyleyse sevgiye ve mutluluğa davet eden Allah’ın resûlleridir. Hiçbir kavim yoktur ki içinden uyarıcı ve müjdeleyici bir resûl olmasın.
İşte Mu’minûn Suresinin 44. âyet-i kerimesinde:
23/MUMİNÛN-44 Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).
Sonra Biz, resûllerimizi art arda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.
Biz resûllerimizi art arda göndeririz. Aralarında bir fetret dönemi yok. O zaman sevgili kardeşlerim, ilk insan olan Âdem babamız bir nebî resûl. Ondan sonra onun zürriyeti olan kavimler, farklı lisanı konuşanlar, hepsinin içerisinde ardı arkası kesilmeksizin velî resûller var ve bu velî resûller insanları Allah’a davet ederler. Yani Allah’a davet, Allah’ı sevmeye davet, Allah’tan hoşlanmaya davet.
Tabii insanlar serbest iradenin sahibi varlıklardır. Dileyen daveti kabul eder, dilemeyen kabul etmez. Daveti kabul edenler Allah’tan hoşlananlar, Allah’ı sevenlerdir ve Allah’a âşık olacaklardır. En sonunda irade teslimiyle Allah’a hayran olacaklardır, yani insan-ı kâmil olanlar.
Evet, her insan-ı kâmil Allah’a hayran birisidir. Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmıştır. O aşkın da ötesine geçerek Allah’a hayran olanlardan birisi olmuştur.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, tekrar ediyoruz: Allah’a açılan kapıların açılması bir kalbî dilektir. Başlangıç noktasında insanlar birbirlerini seven varlıklar değillerdir. Nereden biliyoruz? Herkeste 19 tane afet var. Bu 19 afetten bir tanesi de herkes birbirine düşman. İşte 19 afetten 19 tane negatif özellikten bir tanesi de düşmanlık. Herkes birbirine düşman. Düşman olanlar; birbirinden nefret edenler, birbirine kin ve nefretle bakanlar.
Ama daveti kabul ettiği zaman o kişi kendisi Allah’a davet olunuyor. Serbest iradenin sahibi olan kişi daveti kabul ettiği zaman, Allahû Tealâ birbirine düşman olanların davete muhatap olduğu zaman daveti kabul ettikleri takdirde Allah onların kalbini sevgide birleştiriyor.
İşte Âli İmrân Suresinin 103. âyet-i kerimesi:
3/ÂLİ İMRÂN-103 Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Kimdir Allah’ın ipine sarılanlar? Kimdir dinde fırkalara ayrılanlar? Allah’ın ipine sarılanlar Allah’a ulaşmayı dileyenler, Allah’tan hoşlananlardır. Kimdir dinde fırkalara ayrılanlar? Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.
Öyleyse başlangıç noktasında herkes, insanlar birbirine düşman. Dinde fırkalara ayrılanlar bunlar birbirine düşman.
DİNDE FIRKALARA AYRILANLAR
1. CÂSİYE-17: Ve onlara emirden beyyineler verdik. Fakat onlara ilim geldikten sonra onlar, aralarında azgınlık ederek ihtilâfa düştüler. ...
ÂLİ İMRÂN-105: Ve kendilerine beyyineler (açık deliller) geldikten sonra, fırkalara ayrılıp ihtilafa düşenler gibi olmayın! Ve işte onlar, onlar için “azîm azap” vardır.
2. ÂLİ İMRÂN-103: Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. …
3. EN’ÂM-153: Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
4. EN’ÂM-159: Muhakkak ki; onlar, onların dinini tefrik ettiler (parça parça ayırdılar) ve grup grup oldular. Senin onlarla bir ilgin yok. Onların işi sadece Allah’a aittir. Sonra yapmış oldukları şeyleri, onlara haber verecek.
5. RÛM- 32: (O müşriklerden olmayın ki) onlar, dinlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.
6. SEBE- 20: Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.
7. ŞÛRÂ-13: (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dini ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. …
Ama Allah kalplerinizi telif etti, birleştirdi. Nerede? Sevgide. Kimin kalplerini sevgide birleştiriyor? Allah’a ulaşmayı dileyenlerin.
Evet sevgili kardeşlerim, dinimiz üç esas üzerine bina edilmiştir. Vahdet, Allah tektir. Tevhid, Allah’a ulaşmayı dileyenlerin, hayattayken ruhunu Allah’a ulaştıranların oluşturduğu tek cemaat. İşte bu hayattayken ruhunu Allah’a ulaştıran oluşturduğu tek cemaat, Allah’ın kalplerini telif ettiği kişilerdir.
Allahû Tealâ kesinlikle şunu ifade ediyor: Düşman olanlar, nefret edenler, kin besleyenler, öfkelenenler bunlar hep Allah’a ulaşmayı dilemediği takdirde kin ve nefretin türevleri çeşitli basamaklarını oluşturuyor. Geçtiği âyetleri görüyorsunuz:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEZSE
1. Düşmandır
ÂLİ İMRAN-103 …Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz … Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. …
MÂİDE-91 Oysa ki şeytan, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymak ister.
2. Nefret Eder
İSRÂ-46 O’nu, fıkıh etmelerine karşı, kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.
MÂİDE-14 …Bu yüzden kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık, kin ve nefret saldık. Allah yakında, onlara yapmış olduklarını haber verecek.
3. Kin besler
MÂİDE-8 … Adaletli şâhidler olun! Ve bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Âdil davranın! O takvaya en yakın olandır. Allah’a karşı takva sahibi olun. …
MÂİDE-64 … Ve biz onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin ilka ettik. Her ne zaman harp için bir ateş yaktılarsa, Allah onu söndürdü. Ve onlar yeryüzünde fesat çıkarmak için çalışırlar. …
4. Öfkelenir
ÂLİ İMRAN-119 … Ve sizinle karşılaşınca “Biz îman ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” …
ÂLİ İMRAN-118 Onlar sizi fesada düşürmekten geri kalmazlar ve size sıkıntı verecek şeyleri temenni ettiler. Kin ve öfkeleri ağızlarından (sözlerinden) belli olmuştur. Göğüslerinde gizledikleri şey (kinleri) daha da büyüktür. …
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLERSE
1. Düşmanlık Biter
MÂİDE-2 … Birr ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah ikabı (azabı) şiddetli olandır. …
ÂLİ İMRAN-103 … siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizi birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. …
2. Nefret Etmez
ENFÂL-63 Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birleştirdi. Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infak etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. …
RÛM-21 … Ve sizin aranızda sevgi ve rahmet (merhamet) kıldı (oluşturdu). Muhakkak ki bunda, tefekkür eden (düşünen) bir kavim için mutlaka âyetler (deliller) vardır.
3. Kin beslemez
HAŞR-10 … “Rabbimiz bizi ve bizden önce îman ile geçmiş olan kardeşlerimizi mağfiret et. Ve kalplerimizde âmenû olanlara karşı kin bırakma. …”
HİCR-47 Ve onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip çıkardık. Onlar, kardeş olarak karşılıklı tahtlar üzerindedirler.
4. Öfkelenmez
MUMTEHİNE-7 Allah’ın sizinle ve onlardan düşman olduğunuz kimseler arasında dostluk yaratması umulur. Ve Allah; Kaadir’dir (herşeye gücü yetendir). …
ŞÛRÂ-37 Ve onlar, günahların büyüğünden ve fuhuştan içtinap ederler (sakınırlar). Öfkelendikleri zaman affederler. …
Ama bir de Allah’a ulaşmayı dilerse, o zaman Allah’a ulaşmayı dileyen kişi de kesinlikle düşmanlık bitiyor, nefret bitiyor, kin beslemiyor ve öfke bitmiş.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLERSE
1. Düşmanlık Biter
MÂİDE-2
... Birr ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’a karşı takva sahibi olun. Muhakkak ki Allah ikâbı (azâbı) şiddetli olandır...
ÂLİ İMRÂN-103
... siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) ni’meti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. ...
2. Nefret Etmez
ENFÂL-63
Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birleştirdi. Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infak etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. ...
RÛM-21
... Ve sizin aranızda sevgi ve rahmet (merhamet) kıldı (oluşturdu). Muhakkak ki bunda, tefekkür eden (düşünen) bir kavim için mutlaka âyetler (deliller) vardır.
3. Kin beslemez
HAŞR-10
... “Rabbimiz bizi ve bizden önce îmân ile geçmiş olan kardeşlerimizi mağfiret et. Ve kalplerimizde âmenû olanlara karşı kin bırakma. ...
HİCR-47
Ve onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip çıkardık. Onlar, kardeş olarak karşılıklı tahtlar üzerindedirler.
4. Öfkelenmez
MÜMTEHİNE-7
Allah’ın sizinle ve onlardan düşman olduğunuz kimseler arasında dostluk yaratması umulur. Ve Allah; Kadir’dir (herşeye gücü yetendir), ...
ŞÛRÂ-37
Ve onlar, günahların büyüğünden ve fuhuştan içtinap ederler (sakınırlar). Ve öfkelendikleri zaman affederler.
En sonunda bütün bu negatiflikleri tamamen yok olduğu yer daimî zikre ulaştığımız yer. Daimî zikre ulaştığımız zaman orada öfke yoktur, kin yoktur, nefret yoktur, düşmanlık yoktur. Ama öfkenin, kinin, nefretin ve düşmanlığın olmadığı yer, daimî Allah isminin tekrar edildiği yer, daimî zikir. İşte daimî zikre ulaşmak için evvela Allah’a ulaşmayı dilemek, bu Allah’tan hoşlanmaktır. Dilediğiniz an Allah bu talebi kimin kalbinde görürse Rahîm esmasıyla tecelli eder ve peş peşe ona 7 furkan verir. Ne demiştik? Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah sevgisinin kesin ispatıdır.
Öyleyse Allah’a ulaşmayı dileyen kişi Allah’ı seven kişidir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi o sevginin sahibi olmayan kişidir ve Allahû Tealâ da Allah’tan hoşlanan kişiye Rahîm esmasıyla tecelli ederek ona peş peşe 7 furkan veriyor.
BİRİNCİ 7'Lİ BASAMAK
7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54
6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN'ÂM 46
5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45
4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118-119
3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN'ÂM 152, YÛNUS 25, RA’D 21, RÛM 31, LOKMAN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZEMMİL 8, FECR 28
2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7
Seçilmeyenler: NİSÂ 167-168-169, BAKARA 79
1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216
Kapalı olan sistemleri, kulaklarını açıyor. Mü’min kulağından sulanır, kalbindeki ekinneti alıyor, ihbatı koyuyor ve gözlerindeki hicab-ı mestureyi alıyor. İrşad kademesini irşad kademesi olarak görüyor.
Öyleyse mü’min kulağından sulanır, olayı; resûl davet ediyor. Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz. Hikmet sahibi âlim o kişiyi hidayete davet ediyor.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Taberâni, Muvatta, İlim, 1.
"Hikmet sahibi ulemanın meclisinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi…”
DAVETİ KABUL ETMEYENLERE ENGELLER KONUR.
6/ENÂM-46 Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlese, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?”
DAVETİ KABUL EDENLERDEN ENGELLER ALINIR.
16/NAHL-107 … Bu, onların dünya hayatını, ahiret hayatına göre daha çok sevmeleri ve Allah’ın, kâfir kavmi hidayete erdirmemesi sebebiyledir.
16/NAHL-108
İşte onlar, Allah’ın kalplerini, işitme hassalarını ve görme hassalarını tabettiği kimselerdir. Ve işte onlar; onlar, gâfillerdir.
A’râf Suresinin 198. âyet-i kerimesinde Allah ne diyor?
7/ARÂF-198 Ve in ted’ûhum ilel ilâl hudâ lâ yesme’û, ve terâhum yenzurûne ileyke ve hum lâ yubsırûn(yubsırûne).
Ve onları eğer hidayete (Allah’a ulaşmaya) çağırırsanız işitmezler. Ve onları sana bakar görürsün ve onlar görmezler.
Ve sen onu hidayete davet ediyorsun. Eğer onları hidayete, Allah’a ulaşmayı dileğine çağırırsanız, işitmezler. Onlar sana bakar, görürsün. Onlar görmezler. Bakıyorlar ama görmüyorlar, dinliyorlar ama işitmiyor. Bunlar kimlerdir? Bunlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.
Ama Allah’a ulaşmayı dilemeyenler olduğu gibi, Allah hikmet sahibi alemin sohbetinde bulunan, kelâmını işiten Allah’a ulaşmayı dileyenler de var. O zaman ölü kalpleri Allah hikmet nuruyla diriltir ve o kişi, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi, Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ederek peş peşe 12 tane insanla onu mürşidine ulaştırır.
Mürşide tâbî olduğu zaman, 12 tane insanla, 7 kalp şartı, 7 ni’metle o kişi nefs tezkiyesine başlar.
MÜ’MİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RA’D - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSÂ - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinnet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HACC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
7 Nİ’MET
1. Devrin imamının ruhu gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe îmân yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar sevaba çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh vücudu terk eder. NEBE - 39
5. Fizik vücut Allah’a kul olmaya başlar. RA’D - 36
6. Salih amel (zikir) başlar. ZUMER - 23
7. İradenin güçlenmesi. BAKARA - 257
15.000 zikirle nefs-i emmare, 17.000 zikirle nefs-i Levvame, 19.000 zikirle nefs-i mülhime, 21.000 zikirle nefs-i mutmainne, 23.000 zikirle nefs-i Raziye, 25.000 zikirle nefs-i Marziye, 33.000 zikirle nefs-i tezkiye ve nefsin mânevî kalbinde şeytanın artık pençelerini geçiremediği % 49 Fazıl, % rahmet, toplam % 51 nura artık şeytan tesir etmiyor.
FİZİK VÜCUT 33.000 zikre ulaştığında,
İçine ‘ÎMÂN’ yazılmış olan NEFS’in kalbi % 51 nurlanır (RAHMET %2 + FAZL %49 = % 51 NUR),
RUH 7 gök katını çıkarak Allah’a ulaşır.
NEFS RUH
Nefs-i Tezkiye 7. Gök Katı
Nefs-i Mardiyye 6. Gök Katı
Nefs-i Raziye 5. Gök Katı
Nefs-i Mutmainne 4. Gök Katı
Nefs-i Mülhime 3. Gök Katı
Nefs-i Levvame 2. Gök Katı
Nefs-i Emmare 1. Gök Katı
FÂTIR-18 : Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar.
Ve dönüş (varış) Allah’adır (nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).
MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
Allah Resûlü ne diyor? Şeytanın vücuda giriş yollarını daraltın. Evvelden şeytan % 100 afetlere tesir ederken, % 51 nura artık tesir edemiyor. Şeytanın üzerimizdeki alanı % 51 daralmış. Sadece şeytan % 49’una tesir edebiliyor ve bu kişi emaneti sahibine teslim ediyor. Emanetini sahibine teslim eden kişi Allah’ı seven kişidir.
Zikrini artırırsa sevgisi artar. Fizik vücut tesliminde de kesinlikle fizik vücudunu teslim eden insan Allah’ı seven, Allah’ın da kendisini sevdiği kişidir. Ama fizik vücut teslimi öyle 3 saatlik zikirle % 51 nurla değil, 18 saat zikri gerektiriyor. Bu sebeple fizik vücut teslimi kolay bir olay değil ama imkânsız da değil.
Burada davranış biçimleri söz konusu. İnsan sosyal bir varlıktır, başka insanlarla birlikte yaşar. Başka insanlarla birlikte yaşama noktasında aradaki ilişkinin mutlaka sevgi olması lâzım.
Eğer insan yani Rabbini severse ki bu sevgi Allah’tan bize bir sevgi pınarın akmasını da ifade ediyor, Resûlü severse, velî mürşidleri severse, insanları severse elbette onlar tarafından sevilir.
Seven sevdiğine koşar, korkan korktuğundan kaçar. Bu dünyada en mutlu kişi sevmeyi bilendir. Seven sevilir. Onun için Yûnus: Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.
Evet sevgili kardeşlerim, seversek mutlaka seviliriz. Allah’ı seversek Allah tarafından seviliriz. Resûlü seversek onların tarafından seviliriz. Mürşidi seversek onun tarafından seviliriz. Kimi seversek mutlak surette seviliriz. İşte sevmek ve sevilmek mutlu hayatın kesin anahtarıdır.
Arkasından Allahû Tealâ o kişiyi daim zikre ulaştırır ki başlangıç noktasında Allah’ın kalplerini telif ettiği, sevgide birleştiği insanlar ki Allahû Tealâ bu birbirini sevmeyenler dünya sevgisinin kalbinde taşıyan insanlardır.
Allahû Tealâ Enfâl Suresinin 63. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
8/ENFÂL-63 Ve ellefe beyne kulûbihim, lev enfakte mâ fîl ardı cemîan mâ ellefte beyne kulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehum, innehu azîzun hakîm(hakîmun).
Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birleştirdi. Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infâk etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. Ve lâkin Allah, onların arasını birleştirdi. Muhakkak ki O; Azîz’dir, Hakîm’dir.
Yeryüzündekilerin hepsini infak etsen onların kalplerini birleştiremezsiniz. Ama Allahû Tealâ bunu yapıyor.
Kalpleri birleşmeyenler, birbirine düşman olanlar, onlar yeryüzünün talebi içinde olan insanlardır. Ama Allah’ı sevenler, Allahû Tealâ’nın da sevdikleri, kalplerini sevgide birleştirdikleridir. Bir de daha öteye geçerek aşka ulaşanlar ki daimî zikrin sahipleri, onlar Allah’a âşık olanlardır. Onlar kötülüğe karşı hayırla mukabele edenlerdir. Onlar düşmanlarını da sevenlerdir.
Herkes kendisini seveni sever ama marifet kendisini sevmeyeni, düşman olanı sevmektir. İşte Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de sahâbeyi bize örnek gösterirken Âli İmrân Suresinin 119. âyet-i kerimesinde:
3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Öyleyse sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ bu dünya hayatına bizi sevmeyi öğrenmeye, sevgiyi öğretmek için göndermiştir. Yani başka bir deyimle yaratılış gayemiz mutlu olmak. Sevgisiz mutlu olmak mümkün mü? Hayır. Sevgi mutluluğun anahtarıdır.
Öyleyse dünya barışı sevmeyi öğrenmek ve sevgiyi öğretmekten geçer. Dünya barışının altın anahtarı sevgiyi öğrenmek ve öğretmekten geçiyor. Bu da bir dilektir: Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek.
Evet sevgili kardeşlerim, görüyorsunuz ki din standartlarına baktığımız zaman sevgi mutluluğun anahtarıdır. Yücelmenin merdivenidir ve Kur’ân-ı Kerim’deki âyetlerle muhtevaya bak baktığımız zaman 7 safha sevgi ve mutluluğu görüyoruz:
SEVGİ MUTLULUĞUN ANAHTARIDIR, YÜCELMENİN MERDİVENİDİR.
7 SAFHA SEVGİ VE MUTLULUK
1. KASAS-56 Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.
2. ÂLİ İMRÂN-31 De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, o takdirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah ‘Gafur’dur, ‘Rahîm’dir.”
3. MÂİDE-54 Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Sizden kim dininden dönerse, o zaman Allah onun yerine (başka) bir kavim getirecektir öyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O’nu (Allah’ı) severler...
4. BAKARA-195 Ve (mallarınızı) Allah yolunda infâk edin (başkalarına verin)! Ve de kendi elinizle (kendinizi) tehlikeye atmayın! Ve ahsen olun! Muhakkak ki Allah, muhsinleri sever.
5. HAŞR-9 Ve onlardan önce (Medine’yi) yurt edinmiş olup kalplerinde îman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret eden kimseleri severler...
6. HUCURÂT-7 Ve aranızda Allah’ın Resûlü olduğunu biliniz. Eğer işlerin çoğunda size itaat etseydi, mutlaka sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
7. ÂLİ İMRÂN-119 İşte siz (mü’minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz.