Muhterem Hocam, ne zaman görevlerimi yerine getirmek istesem nefsime ağır geliyor ve yapamıyorum. Zorlanıyorum, görevlerimi yerine getirmeyi çok istiyorum ama o an kendimi yorgun h
Soru
Muhterem Hocam, ne zaman görevlerimi yerine getirmek istesem nefsime ağır geliyor ve yapamıyorum. Zorlanıyorum, görevlerimi yerine getirmeyi çok istiyorum ama o an kendimi yorgun hissedip nefsime uyup yapamıyorum. Bu durumda ne yapmam gerekli?
Cevap
Evvela böylesi durumlarda nefsinin görevlerini en üst seviyede yapan kardeşlerimizden destek almalısın ve şu suali kendine sormalısın: “Allahû Tealâ onlara da bu görevleri farz kılmış, bana da. Onlar yapıyorlar, ben yapamıyorum. Öyleyse sorun nerede? Sorun bende.” O zaman kardeşlerimizden, “Siz nasıl yapıyorsunuz, bu şekilde aşk ve şevkle bu hedefe nasıl ulaşıyorsunuz?” diye sor. Göreceksin ki, onlarla konuşmaya başladığın an onlar zikri, ibadeti ve Allah Tealâ ile olan ilişkilerini daima öne geçirenlerdir.
Yani iki tür insan var: Bir insan der ki, “Ya Rabbim, ben işimi yapayım, sonra Sana yöneleyim.” Allahû Tealâ da diyor ki, “Bana yönel, Ben senin işini yapayım.” İşte zikrini yapan, görevlerini en üst seviyede yerine getiren kardeşlerimiz onlar; Allah’ı öne geçirenlerdir. Onlar, “Benim için birinci sırada Allah var.” dediği zaman, Allahû Tealâ, “Bana yönel, Ben senin işini yapayım.” diyor. Dolayısıyla Allah’ın yardımıyla desteklenen kişilerdir.
Ama siz eğer dünyevî işinizi birinci sıraya alırsanız, “Dur ya Rabbim, ben işimi yapayım, sonra Senin işine döneyim.” derseniz, o zaman elbette tökezlemeler oluyor. Özellikle hangi konuda olursa olsun mutlak sûrette zikri öne almanız gerekir. Münâfikûn Suresinin 9.âyet-i kerimesinde:
63/MUNÂFİKÛN-9 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tulhikum emvâlukum ve lâ evlâdukum an zikrillâh(zikrillâhi), ve men yef'al zâlike fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Ve kim bunu yaparsa, o taktirde işte onlar, onlar hüsranda olanlardır.
İşte “Mal ve çocuklar dünya hayatının ziyneti.” Sakın dünya hayatı sizi zikrinden alıkoymasın. Dünya hayatını zikrin önüne koyarsanız o zaman yorulursunuz, bitkin düşersiniz ve geri kalan zaman içerisinde de şeytanın vesvesesi, nefsin hâdisâtı devreye girerek sizi zikirden soğutabilir. Buna müsaade etmeyin.
Hepimiz için yaratılış gayemize uygun olarak Allah’a dost olmak, en üst seviye Allah’ı zikretmek olmalı, inşâallah. Allah razı olsun.