Muhterem Hocam, zikri hayatımızın her anında yapabilmemizin yolu nedir?
Soru
Muhterem Hocam, zikri hayatımızın her anında yapabilmemizin yolu nedir?
Cevap
Allahû Tealâ’nın tabiî ki yardımı söz konusu. Kişi Allah’a yönelecek ve Allah’a yöneldiği zaman, Allahû Tealâ mutlak surette bir çift nuru gönderiyor. Nûr 21’de:
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun). Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
“Şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Kim şeytanın adımlarına tâbî olursa, şeytan ona fuhşuyatı, münkeri emreder." İşte bu iki çift nur, birisi rahmet, diğeri fazl. Bu gelmezse, kalbinize ulaşmazsa, "...içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemez...”
İşte kim 7 furkanın sahibiyse, Allah kalbine hidayetle ulaşıyor, kalbi Kendisine çeviriyor ve göğsünden kalbine nur yolunu açıyor.
4 kalp şartının sahibi olan kişi, Allah’ın ismini tekrar etmeye başladığı an, Allah’ın katından rahmet ve fazl bu âyet gereğince iner. Rahmet içeriye sızar ama fazl kalbe girmez. Çünkü henüz kalpte îmân kelimesi yazılı değil. İşte bunun bir gereği olarak o kişi, kalbe giren rahmet sebebiyle huşû sahibi olur. Ve huşû sahibi olan kişi, perşembeyi cumaya bağlayan gece Bakara 45-46’ya göre mürşidini Allah’tan isterse, Allah ona mürşid gösterir.
2/BAKARA-45 Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne). (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
2/BAKARA-46 Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne). Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
Gösterdiği mürşide tâbî olduğu zaman, bir çift nur daha devreye girer. Bakara 157:
2/BAKARA-157 Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne). İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
Öyleyse Allah’a ulaşma dileğiyle bir çift nur, mürşide tâbiiyetle bir çift nur. Toplam iki çift nurla, kişi nefs tezkiyesine başlar.
Bunun için yapmamız lâzım gelen şey, az bir zikirle başlamak ve zikrimizi adım adım artırmak. Yavaş yavaş artırmak. Birdenbire az bir zikirden çok zikre çıkarsanız bıkkınlık gelebilir ve zikirlerinizi artırmaktan vazgeçecek kadar negatif şeyler de yaşayanlar gördük. Yani “Ben bu mesafeleri çabucak aşarım.” derseniz, aşamazsınız. Boşuna kendinizi ateşe atarsınız. Hedefinize ulaşmanız çok zorlaşır. Onun için merdivenleri yavaş yavaş çıkın. Bu dizayn içerisinde eğer yavaş yavaş gayretinizi, artırırsanız göreceksiniz ki başarırsınız. Allah razı olsun.