Muhterem Hocam, ölen bir yakınımız için en iyi şey nedir, açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, ölen bir yakınımız için en iyi şey nedir, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Sevgili kardeşlerim; ölüm, yaşayan insanlara bir ibrettir, bir derstir. Ölüm, vaizlik için yeterlidir; çünkü ölen kişinin artık amel defterine bir şey yazılması söz konusu değildir. Kiramen Kâtibin melekleri ölümle devreden çıkıyor. Ama ölen insan, yaşayanlara bir ibret olması hasebiyle onların ders almasına sebep olur. O kişi Allah'a ulaşmayı dileyebilir. Aslında Allahû Tealâ'nın her devirde yüzde doksandan fazla seçtiği insan var. O seçilenlerden büyük bir kısmı, Tevbe 126'ya göre senede bir iki kere imtihan edilirler ama tövbe edip de bir zikre başlamazlar.
9/TEVBE-126 E ve lâ yerevne ennehum yuftenûne fî kulli âmin merraten ev merrateyni summe lâ yetûbûne ve lâ hum yezzekkerûn(yezzekkerûne). Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini art arda tekrar etmiyorlar)
Diğer küçük bir bölümü ise Bakara 155-156'ya göre musîbetlerle imtihan oldukları zaman onlar ders alırlar.
2/BAKARA-155Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne). Ve sizi mutlaka korku ve açlıktan ve mal, can ve ürün eksikliğinden imtihan ederiz. Ve sabredenleri müjdele. 2/BAKARA-156 Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne). Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Ebu Nuaym. "Gafil olduğu halde, gafletinden habersiz kimseye şaşılır. Şu kişiye de şaşılır ki ölüm onun peşinde iken, o dünyanın peşinde koşar. Rabbi kendînden hoşnut olup olmadığını bilmeden kahkaha ile gülene de şaşılır."
Hadîs-i şerifte Resûlullah (S.A.V) gâfil olduğu halde gafletinden habersiz kimseye şaşılır. Şu kişiye de şaşılır. Ölüm onun peşindeyken o dünyanın peşinde koşar. Yani Peygamberimiz Efendimizin: "Dünya arkasını dönmüş gidiyor, Ahiret bize yönünü çevirmiş geliyor."
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Beyhakî, Şuabü’l-İmân, XIII, 174/10132 "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, hevâ ve tûl-i emeldir. Hevâ insanı Hak’tan alıkoyar. Tûl-i emel ise âhireti unutturur. Şu dünya, arkasını dönmüş gidiyor. Âhiret ise yüzünü dönmüş geliyor. Her birinin kendîne has evlatları (tâlibleri) vardır. Eğer âhiret tâliplerinden olup dünyanın evlatlarından olmamaya gücünüz yeterse bunu yapın! Bolca amel-i sâlihler işleyin! (Zikir yapın) Zira siz bugün amel diyarındasınız, burada hesap yok. Yarın ise hesap olan ancak amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara geçeceksiniz."
Buradan ders almak gerekiyor. Ölüm ahirete açılan bir kapı. "Kim ki ahiretin tâliplerinden olup, dünyanın evlatlarından olmaya gücü yetiyorsa bunu yapan bolca salih amel işlesin, zikir yapsın. Zira dünya hayatı bir amel diyarıdır, hesap yoktur. Yarın ise hesap olunacak, amel işleme imkânı bulunmayan bir diyara, ahiret hayatına göçeceksiniz." Burada Resûlullah (S.A.V ) Efendimiz, ölümden sonra bir amel işleme durumu yoktur. Dünya hayatını yaşarken ne yapıyorsanız, amel defterinize o yazılır. Siz bugün amel diyarındasınız. Burda hesap yoktur; yarın ise hesap olunacak ama amel işleme imkanı olmayacak bir diyara geçeceksiniz. Dolayısıyla kim ne yapıyorsa aslında kendisine yapmış olacaktır Allah razı olsun.