Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz de hastalandı. O hâlde zikir ve namazın amacı hastalıklardan korunmak mı yoksa Allah’ın rızasını kazanmak mı?
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz de hastalandı. O hâlde zikir ve namazın amacı hastalıklardan korunmak mı yoksa Allah’ın rızasını kazanmak mı?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Peygamber Efendimiz (S.A.V) hastalandı. Elbette zikir ve namazın amacı nefsimizi afetlerden temizlemek. Nebîlerin sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Zikir ve namazdan gâfil olmayın ki kalpleriniz katılaşmasın.” Kalplerin katılaşması kalplerin kararması demektir.
İşte Allahû Tealâ Hadîd 16’da ne diyor?
57/HADÎD-16: E lem ye’ni lillezîne âmenû en tahşea kulûbuhum li zikrillâhi ve mâ nezele minel hakkı ve lâ yekûnû kellezîne ûtûl kitâbe min kablu fe tâle aleyhimul emedu fe kaset kulûbuhum, ve kesîrun minhum fâsikûn(fâsikûne).
Allah’ın zikri ile ve Hakk’tan inen şeyle (Allah’ın nurları ile), âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) kalplerinin huşû duyma zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilip de böylece üzerinden uzun zaman geçince, artık (zikri unuttukları için) kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıklardır.
Bakın, kalp niye katılaşıyor? Zikri unuttukları için. Onun için namaz da bir zikirdir, zikir de bir zikirdir. “Zikir ve namazdan gâfil olmayın ki kalpleriniz katılaşmasın.” Yani zikri ve namazı unutmayın ki kalpleriniz katılaşmasın. O zaman Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsak, ibadetlerin sultanı zikri ve dinin direği olan namazı hayatımızdan çıkartmamalıyız.
Şimdi, îmân tevhidi doğurur. Tevhid teslimi doğurur. Teslim tevekkülü doğurur. Tevekkül de saadeti doğurur. Allah’a ulaşmayı dilemek mutlaka tevhidi doğurur. Tevhid nedir? Tevhid, hayattayken Allah’a ulaşanların birliğidir, beraberliğidir. Tevhid teslimi doğurur. Teslim nereye götürür bizi? Mutlak surette fizik vücut teslimine götürür. Teslim neyi doğurur? Tevekkülü doğurur. Tevekkül de saadeti doğurur.
Zikir ve namazın amacı hastalıklardan korunmak mı? Hayır. Hasta olsak bile zikir ve namazımız ait olduğu dizayn içindeyse o hastalığı hastalık olarak görmeyiz, Allah’ın bir lütfu kerimi olarak görürüz. Ne diyordu Allah dostu? “Kahrın da hoş, lütfun da hoş.” Evet. Hastalıksız bir hâl lütuf, Allah’ın bir lütfu. Hastalıklı bir hâl de sabrı gerektirdiği için o da bir güzellik. Ve kişi Allah’ın sadece güzelliklerini görmeye başlar. Amaç Allah’ın rızasını kazanmak. Bu da ancak nefs tezkiyesiyle olur. Ne diyordu zikir için?
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî Tevhid 15.
“Ey Âdemoğlu! Beni ancak Benden başkasını unutan zikreder,
• Başkasını unutarak Beni zikret ki, aradaki perdeyi açarak seni zikredeyim.
• Beni dilinle zikret ki, seni rızamla zikredeyim.
• Beni kalbinle zikret ki, seni Bana kavuşturarak zikredeyim.
• Beni küçülerek zikret ki, seni üstün kılarak zikredeyim.
• Beni bollukta zikret ki, seni darlıkta zikredeyim.
• Beni mücâdele ile zikret ki, seni müşahede ile zikredeyim.
• Beni kulca zikret ki, seni Rab’ca zikredeyim.
• Beni fenâ ile zikret ki, seni beka ile zikredeyim.
Ey Âdemoğlu! Beni unutuyor ve başkasını zikrediyorsun hep. Beni zikreden hayırlı bir dille
ikram olunmuşken kalbin başkasıyla meşgul. Eğer Beni bilseydin Benden başkasını
zikretmezdin.
Ey Âdemoğlu! Beni zikretmekle şükretmiş, Beni unutmakla küfretmiş olursun.
Ey Âdemoğlu! Zikrimle ni’met bul ve Benimle ferahla.
Ey Âdemoğlu! Kulumda benim zikrim galip durumda olunca; o Bana, Ben de ona âşık olurum.
Ey Âdemoğlu! Kim benim zikrimle meşgul olursa, ona Benden isteyenlere verdiğimden daha üstününü veririm.”