Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadîs-i şerifinde: “Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi de maldır.” buyuruyor. Bu hadîsi açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadîs-i şerifinde: “Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi de maldır.” buyuruyor. Bu hadîsi açıklar mısınız?

Cevap

"Gerçekten aslında Resûlullah (S.A.V) Efendimiz'in bu hadîs-i şerifini bütünlük içinde değerlendirdiğimiz zaman her ümmetin fitnesi maldır. Onun için Allahû Tealâ, Teğâbun Suresi 15. âyet-i kerimede ve Enfâl Suresi 28. âyet-i kerimede şöyle buyuruyor:

64/TEGÂBUN-15 İnnemâ emvalukum ve evlâdukum fitneh(fitnetun), vallâhu indehû ecrun azîm(azîmun). Oysa sizin mallarınız ve evlâtlarınız fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki, ecrun azîm (en büyük mükâfat) O’nun indindedir (katındadır).

8/ENFÂL-28 Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun). Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki; O’nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır.

Öyleyse insanlık tarihi boyunca dünya hayatı insanlığa bir imtihandır (fitnedir). Burada mallar ve çocuklar dünya hayatına ait unsurlardır. Kehf Suresi 46. âyet-i kerimesinde:

18/KEHF-46 El mâlu vel benûne zînetul hayâtid dunyâ, vel bâkıyâtus sâlihâtu hayrun inde rabbike sevâben ve hayrun emelâ(emelen). Mal ve çocuklar dünya hayatının ziynetidir (süsüdür). Bâki (kalıcı) olan salih ameller (nefsi ıslâh edici ameller), sevap olarak ve emel (ümit) olarak, Rabbinin katında daha hayırlıdır.

O zaman dikkat ederseniz, âyetlere göre "mallar ve çocuklar fitnedir.." ama mal ve çocuklar dünya hayatını temsil etmektedir. Dünya hayatı ise bir fitnedir, bir imtihandır. Ama fitne ve imtihan deyince burada bâkî olan, bu dünya hayatından daha kıymetli olan nedir? Salih ameller, hepsinden daha hayırlıdır. İşte sevgili kardeşlerim, Hz. Ali'nin ifadesiyle; “Mal mı istiyorsunuz, ilim mi istiyorsunuz?” Serbest irade sahibi olan insan tercihini yapmakla mükelleftir. Malı tercih eden kişi dünya hayatını tercih etmiş olur. İlmi tercih eden kişi ise ahireti tercih etmiş olur. Ahireti tercih eden kişi, dünya hayatının önüne ahireti geçirmiştir.

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de 7 âyet-i kerimede bize nasihatte bulunuyor ve diyor ki: “Ahiret, sizin için dünya hayatından daha hayırlıdır.”

AHİRET YURDU DÜNYA HAYATINDAN DAHA HAYIRLIDIR.

1. NİSÂ 77: …De ki: ‘Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.’

2. EN’ÂM 32: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

3. A’RÂF 169: … Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?

4. KASAS 83: İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde üstün olmak ve fesat çıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (güzel sonuç) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir).

5. ZUHRÛF 35: “Ve (üstlerine) süsler (mücevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.”

6. DUHÂ : Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır.

7. A’LÂ 17: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkîdir (devamlıdır).

A’LÂ 18: Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var.

A’LÂ 19: (Hz.) İbrahim’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde (var).

Hadîs – 1: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” (İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte)

Hadîs – 2: “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.)

Hadîs – 3: “Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.” (Suyuti).

O zaman bu âyetlere bakan kişi için Allahû Tealâ; "Ahiret hayatı dünya hayatından daha hayırlıdır. İlmi talep etmek ahiret hayatını talep etmektir." buyuruyor. Öyle olduğuna göre o zaman ahiret hayatını talep eden kişi, ilmi talep eden kişidir. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz de şöyle buyuruyor: “İlim talep etmek her Müslüman kadın ve erkeğe farzdır.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Mace, Mukaddime, 17.

“İlim talep etmek / öğrenmek her Müslümânâ farzdır.”

Peki bu ilim nedir? Bu ilmin ne olduğunu Allahû Tealâ Bakara Suresi 120'de söylüyor:

2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin). Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

İşte burası çok önemli: “De ki: Allah’a ulaşmak var ya, işte o hidayettir.” Yani bu ilimdir. O zaman Hz.Ali'nin ifadesiyle: "Allah'a ulaşmak var ya işte o hidayettir. Hidayeti mi istiyorsunuz? Dünyayı mı istiyorsunuz?" dediği gibi. Hidayeti dileyen kişi ilmi talep etmiştir. Dünyayı talep eden kişi ise malı talep etmiştir. Dolayısıyla burada burada bir tercih yapmakla mükellefiz. Allah Resûl'ü (S.A.V) bir nasihatte bulunuyor: "İlim talep etmek ve öğrenmek her müslümanâ farzdır." Hem Resûlullah (S.A.V.) bize nasihatte bulunuyor ilmi talep ediceksiniz diyerek hem de Allahû Tealâ mutlaka ilmi talep, ahiret hayatını tercih edin diye emrediyor. O zaman dünya hayatı bizim için bir fitnedir, imtihandır. Bu imtihanı geçenler kimlerdir? Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Fitneden kurtulanlar da yine kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Bu sebeple Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Kitab-ül Burhan Fî Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 2.

“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Bizimle nasıl şirkten kurtulmuşlarsa, onunla da fitneden kurtulacaklardır.”

Şirkten kurtulanlar kimlerdir? Kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Fitneden kurtulanlar kimlerdir? Yine kalpten Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Kurtulamayanlar ise dünya hayatını tercih edenlerdir. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma2