Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz zikrederek mi Yüce Mevlaya gitmiş? "Namaz kılarak gitmiş. Çağ atladıkça insanlar değiştikçe zikir olayları çıkmış.” diyorlar. Zikir yapmak sonra
Soru
Muhterem Hocam, Peygamber Efendimiz zikrederek mi Yüce Mevlaya gitmiş? "Namaz kılarak gitmiş. Çağ atladıkça insanlar değiştikçe zikir olayları çıkmış.” diyorlar. Zikir yapmak sonradan ortaya çıkan bir ibadet türü müdür?
Cevap
Hayır. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de âyetlerle bunu ispat ediyor. Hicr 9’da:
15/HİCR-9 İnnâ nahnu nezzelnâz zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
Muhakkak ki zikri (Kur'ân-ı Kerim’i), Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.
“Şüphesiz zikri (Kur’ân-ı Kerim’i) Biz indirdik ve onu mutlaka Biz koruyacağız.” buyurulmaktadır. Yani Kur’ân-ı Kerim’in bir ismi zikirdir. Furkân 29’da:
25/FURKÂN-29 Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).
Andolsun ki; bana zikir (Kur’ân’daki ilim) geldikten sonra beni zikirden saptırdı ve şeytan, insana yardımı engelleyendir.
“Zikir (Kur’ân-ı Kerim) bana gelmişken o beni saptırdı.” buyurulmaktadır. İnsanı Kur’ân’dan ayıran iblistir. Allahû Tealâ Ankebût 45’te:
29/ANKEBÛT-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
“Sana vahyettiğimiz Kur’ân-ı Kerim’i tilavet et (oku), namaz kıl. Çünkü namaz fuhşiyattan ve münkerden men eder. Ama Allah’ın zikri en büyüktür. Kur’ân âyetlerinin tilaveti bir zikirdir (cehrî zikir). Namaz kılmak da bir zikirdir. Tâhâ 14’te:
20/TÂHÂ-14 İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.
Muhakkak ki Ben, Ben Allah’ım. Benden başka İlâh yoktur. Öyleyse Bana kul ol ve Beni zikretmek için namazı ikame et!
“Beni zikretmek için namaz kıl.” buyrulmaktadır. Namaz kılan insan şeytanın fuhşiyat ve münkerinden uzaktır. Ama biliniz ki Allah’ın zikri en büyüktür. Allah isminin tekrarı en büyük ibadettir. Zumer Sûresi’nin 18. âyet-i kerimesinde ise:
39/ZUMER-18 Ellezîne yestemiûnel kavle fe yettebiûne ahsenehu, ulâikellezîne hedâhumullâhu ve ulâike hum ulûl elbâb(elbâbi).
Onlar, sözü işitirler, böylece onun ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri
“Onlar sözü dinlerler ve ahsen olana tâbî olurlar. İşte onlar Allah’ın hidayete erdirdikleridir. İşte onlar ulûl`elbâbdır.” Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ cehrî zikri de, hafî zikri de, kalp zikrini de farz kılmıştır. İşte kutsal kitaplardaki üç çeşit zikir. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’ân’da:
ALLAH’I ZİKRETMEK
1. TEVRAT
Mezmurlar 135:13 Ya RAB, adın sonsuza dek sürecek, Bütün kuşaklar seni anacak.
Mezmurlar 63:6 Yatağıma uzanınca seni anarım, Gece boyunca derin derin seni düşünürüm.
Yûnus 2:7 Soluğum tükenince seni andım, ya RAB, Duam sana, kutsal tapınağına erişti.
2. İNCİL
Elçilerin İşleri 22:16 Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, O’nun adını anarak vaftiz ol ve günahlarından arın!
Luka 10:17 Yetmişler sevinç içinde döndüler. "Ya Rab" dediler, "Senin adını andığımızda cinler bile bize boyun eğiyor."
Timoteos 2:19 Ne var ki, Allah'ın attığı sağlam temel, "Rab kendine ait olanları bilir" ve "Rab'bin adını anan herkes kötülükten uzak dursun" sözleriyle mühürlenmiş olarak duruyor.
3. KUR’ÂN-I KERİM
MUZZEMMİL-8 Ve Rabbinin İsmi’ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
ANKEBÛT-45 Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.
AHZÂB-41 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.
NİSÂ-103 Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin!
Tevrat âyetleriyle zikir: “Ya Rab, adın sonsuza dek sürecek. Bütün kuşaklar seni anacak.” Yani Allahû Tealâ, Allah’ın isminin tekrarını bütün kuşaklara, bütün zaman parçalarına emretmektedir. Mezmurlar 63/6: “Uzanınca seni anarım. Gece boyunca seni düşünürüm.”
Bu, yatarken zikir ve daimî zikri ifade eder. Yûnus 2/7’de: “Soluğum tükenince seni andım, ya Rab. Duam sana, kutsal tapınağına erişti.” Uykudayken, yatarken zikretmek ve daimi zikir. İncil âyetlerine baktığımız zaman ne görüyoruz? “Haydi, ne bekliyorsun? Kalk, onun adını anarak vaftiz ol, bu az zikirdir ve günahlarından arın! " Allah’ın attığı sağlam temel şudur:" Rab kendine ait olanları bilir ve Rabbin adını anan herkes kötülükten uzak dursun.” Zikrettiğiniz zaman o kişi kötülükten uzak durur.
Ama daimî zikirde: Yetmişler sevinç içinde döndüler: “Ya Rabbi, senin adını andığımızda cinler bile bize boyun eğiyor.” Bu, daimî zikri ifade eder. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman ne görüyoruz? Zikretmek, çok zikretmek ve daimî zikretmek söz konusudur. Her ne kadar zamanımızda ilmihal kitaplarında zikrin farziyetine dair bir işaret bulunmasa da, zikir Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ tarafından en büyük ibadet olarak konulmuştur. Aynı Kur’ân-ı Kerim on dört asırdır vardır ve indirildiğinden bugüne kadar tek bir harfi bile değişmemiştir.
Peygamber Efendimiz (S.A.S) ve sahabenin hayatını yakından inceleyenler, Kur’ân’da Allahû Tealâ neleri emretmişse hepsinin onlar tarafından gerçekleştirildiğini görecektir. Bu bizi doğrulara götürür. Doğrular Kur’ân-ı Kerim’in doğrularıdır. Daha evvel İncil’in âyetleri vardır, ondan evvel de Tevrat’ın âyetleri vardır. Hepsi aynı esaslara muhtevidir. Tevrat’ta da, İncil’de de, Kur’ân’da da zikir, çok zikir ve daimî zikir farzdır. Allah sonsuz razı olsun.