Muhterem Hocam, Ra’d Sûresi 7. âyetin nâzil olduğu vakit Peygamber Efendimiz elini göğsüne koyup şöyle buyurdu ki, “Ben uyarıcıyım. Her kavim için bir hidayetçi vardır.” Hz. Ali’ni
Soru
Muhterem Hocam, Ra’d Sûresi 7. âyetin nâzil olduğu vakit Peygamber Efendimiz elini göğsüne koyup şöyle buyurdu ki, “Ben uyarıcıyım. Her kavim için bir hidayetçi vardır.” Hz. Ali’nin omzuna dokunarak “Yâ Ali, hidayetçi sensin. Benden sonra hidayete erenler seninle hidayete ulaşacaktır.” buyurdu. Bu âyet-i kerime, bu hadîs-i şerif ışığında tâbiiyet her zamanın ve her mekânın imtihanı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Cevap
Evet. Yani gerçekten "innemâ ente munzirun ve li kulli kavmin hâdun" "Sen bir uyarıcısın ama her kavmin bir hidayetçisi vardır." ve herkesin mutlak sûrette hidayetçisine tâbî olması gerekir.
13/RAD-7 Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbihî, innemâ ente munzirun ve li kulli kavmin hâd(hâdin). Ve kâfirler derler ki: “O’nun üzerine Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır (zamanın her parçasında ve bütün kavimlerde).