Muhterem Hocam, Regaip Kandili neyi ifade ediyor?

Soru

Muhterem Hocam, Regaip Kandili neyi ifade ediyor?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, 12 ayın üç tanesi hürmetli aylar, haram aylar adını alıyor. Bu üç ayların birincisi Recep ayıdır. Hatta Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde:

“Recep ayı Allah’ın ayıdır, Şaban ayı benim ayımdır, Ramazan ayı da ümmetimin ayıdır.”

Ve Recep ayının, ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi Regaip Kandili’dir.

Regaip kelimesi, rağbet kelimesiyle aynı kökten gelir. Rağbet etmek; bir şeye daha fazla ilgi göstermek, onu elde etmek için daha çok gayret sarf etmek, onu diğerlerinden üstün görmek istikametinde kullanılan bir kelimedir.

Örneğin Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in hadîs-i şerifinde:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Kütüb-ü Sitte - Hadisler 7200, 7205.

“Dünyadan rağbetini kes ki; Allah seni sevsin, insanların elindekinden rağbetini kes ki; insanlar seni sevsin.”

Öyleyse bu açıdan değerlendirildiği zaman biz insanların dünyaya rağbeti mi, Allah’a rağbeti mi? Allah’a rağbetimizin dünyaya olan rağbetimizden daima fazla olması lâzım. Hatta daimî zikirle tamamen dünyaya rağbetimizi bitirmemiz gerekir. Herkes bu Regaip Kandili’nin dizaynı içerisinde Allah’a rağbet etmelidir.

REGAİB KANDİLİ

1. Regaib kandilinin temelinde davet vardır.

RA'D-14: Hak'ın daveti O’nadır (Kendisinedir, Allah’adır). O’ndan başkasına davet ettikleri, onlara bir şeyle icabet etmezler. Onlar ancak suya, onun ağzına, suyun ulaşması için avucunu suya uzatan kimse gibidir. O (su), ona ulaşacak değildir...

YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

2. Her devirde insanları Allah’a davet edenler vardır.

HACC-67: …Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka müstakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

FUSSİLET-33: Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlarımdanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

3. Davete icabet edenler zikrederler.

MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi’ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

AHZÂB-41: Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

4. Davete icabet eden insanlar mutlaka Allah’a ulaşacaklardır.

RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Burada Ankebût-5’i de ilâve etmemiz lâzım ki Ankebût-5’te Allahû Tealâ bize garanti verir.

29/ANKEBÛT-5: Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).

Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

İşte burada Allah’ın bize verdiği bir söz vardır. “Kim Likâallah’ı dilerse mutlaka Allah’ın tayin ettiği vakit, yani ruhun Allah’a ulaşma günü gelecektir.” “Mutlaka” sözü sadece Allah için gerçekleşebilir. Çünkü Allah’ın karşısında bir güç yok. Verdiği sözü yerine getirmemesi mümkün değil. Allahû Tealâ da burada biz insanlara söz verir.

Öyleyse Rûm-31’in altına aynı şekilde Ankebût-5’i ilâve edersek, o zaman Şûrâ-13’te Allahû Tealâ’nın neden bize söz verdiğini ve mutlaka sözünü yerine getireceğini de anlamış oluyoruz.

ŞÛRÂ-13: …Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

5. Sıratı Mustakîm üzerinde olanlar, davete icabet edenlerdir.

NİSÂ-175: Böylece Allah’a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O’na (Allah’a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir.

SEBE-20: Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını yerine getirdi. Böylece mü’minleri oluşturan bir fırka (Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

6. Davete icabet eden kişi, şeytanın kontrolünden kurtulur.

ZUMER-17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

NİSÂ-147: Eğer siz şükrederseniz ve âmenû olursanız (yaşarken Allah’a ulaşmayı dilerseniz ve mürşidinize ulaşıp tâbi olursanız, böylece kalbinizin içine îmân yazılıp mü’min olursanız), Allah size azap etmez.…

7. Allah’ın davetine icabet edenler, bu asırda Hidayet Güneşi altında toplanacak.

SAFF-8: Onlar, ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır.

SAFF-9: Resûl’ünü hidayet ile ve (esâsları unutulmuş olan) dinlerin hepsinin üzerine, izhar etmek için, Hak din ile gönderen O’dur. Ve müşrikler, kerih görseler bile.

Kim kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ mutlaka bunu gerçekleştirecektir ve Allahû Tealâ mutlaka nurunu tamamlayacaktır.

İşte bu rağbetin, Allah’a olan rağbetin başlangıcı Allah’a ulaşmayı dilemektir. Allah’a rağbetin ikinci safhası mürşide tâbiiyet. Allah’a rağbetin üçüncü safhası ruhun teslimi, fizik vücut teslimi vesaire. Bu hayatî bir rağbet söz konusu Allah’a ulaşmayı dilemek açısından.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma6