Muhterem Hocam, resûlün uyarılarını dikkate alan herkes müjdelere kavuşur mu?

Soru

Muhterem Hocam, resûlün uyarılarını dikkate alan herkes müjdelere kavuşur mu?

Cevap

Zumer Suresi’nin 53. âyet-i kerimesinde: “Ey nefslerine karşı haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.” Yani günahınız ne olursa olsun. Burada da iki grup insan var. Bazıları amellerine güvenen, amelle kurtuluşa ulaşacağını zannedenler, diğerleri ise Allah’ın rahmetine sığınanlar.

ZUMER-53: Kul yâ ıbâdiyellezîne esrefû alâ enfusihim lâ taknetû min rahmetillâh(rahmetillâhi), innallâhe yagfiruz zunûbe cemîâ(cemîan), innehu huvel gafûrur rahîm(rahîmu).

De ki: "Ey nefsleri üzerine israf yüklemiş (haddi aşmış) kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Muhakkak ki Allah, günahların hepsini mağfiret eder (sevaba çevirir). O, muhakkak ki O; Gafûr'dur (mağfiret eden), Rahîm'dir (rahmet nuru gönderen)."

Kurtuluşun Allah’ın rahmetiyle olduğunu ifade etmek istiyorum. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in döneminde bir Bedevî:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: İbn Abdilberr, Cami’, II, 11

"Bir adam gelip Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e

'Cahâletin aleyhime delil olmasını ne giderir?' diye sordu.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) 'İlimdir.' buyurdu.

'Peki, ilmin aleyhime delil olmasını ne önler?' diye sordu.

Bu kez Peygamber Efendimiz (S.A.V) 'Ameldir.' buyurdu."

“Amelimin aleyhime delil olmasını istemiyorum. Ne yapmam lâzım?” “Allah için ol.”

Öyleyse bütün bunlar bizi bir yere ulaştırıyor. Resûlullah’ın hadîsi: “İnsanlar helâk olur âlimler müstesna. Âlimler de helâk olur, ilmiyle amel edenler müstesna. İlmiyle amel edenler de helâk olur, Muhlisler müstesna.”

Yani Allah için onu gerçekleştirenler. İşte Allah için olmak, Allah’ın davetiyle başlar. Enfâl 24’te:

ENFÂL-24: Yâ eyyuhellezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).

Ey âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler), Allah ve Resûl'ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O'na haşrolunacağınızı bilin! (Hepinizin ruhu Allah'ta toplanacak ve Allah, ruhlarınıza meab olacak.)

Daveti kabul edenler Enfâl 29’a göre 7 furkânın sahibi de oluyorlar. 7 inanç şartı, 7 kalp şartı ile kişi mürşidine ulaşıyor ve mürşidine tâbî oluyor.

ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah'a karşı takva sahibi olursanız sizi furkân (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Allah’a ulaşmayı dilemeye davet etmek resûlün görevidir. Kişi bundan gerekli dersi alırsa Allah’a ulaşmayı diler. Böyle bir insan 4 faktörün sahibidir:

1. Allah’a inanıyor.

2. İnsan ruhunun ölmeden evvel Allah’a ulaşacağına da inanıyor.

3. Bunun farz olduğunu bilir.

4. Mutlaka Allah’a ulaşacağına kesin şekilde inanır. Bu yüzden Allah’a ulaşmayı diler.

Sonuç ne olur? Allah’a ulaşmayı dilediği anda kişi âmenû olmuştur. Cennetle müjdelenmiştir ve olay tamamlanmıştır. Öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemesi halinde hem Şûrâ Suresinin 13, hem Ra’d 27’de Allah’ın verdiği söz gereğince mutlaka o kişinin ruhunu Allahû Tealâ Kendisi'ne ulaştıracağını biliyor, îmân ediyor ve Allahû Tealâ da kalben ulaşmayı dileyen herkesin ruhunu mutlaka Kendisi’ne ulaştırıyor.

ŞÛRA – 13 … allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

…Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

RA’D - 27 ...kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).

...Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O’na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 20 Ekim 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20263 dk okuma0